35 - FİNAL

674 21 42
                                        



Güneş evin içine usulca sızarken, loş odada üç beden birbirine sarılmış haldeydi. Taehyung, Jungkook'un göğsüne yaslanmıştı; Victor, bir kolunu ikisinin üzerinden atmış, yüzünde neredeyse çocukça bir huzurla uyuyordu. Zaman durmuş gibiydi.

Jungkook gözlerini yavaşça açtı. Bir zamanlar korkuyla uyandığı sabahlardan sonra, bu onun için bir mucize gibiydi. Yanında iki adam... İçinden asla söküp atamadığı, hem en büyük aşkı hem de en doğru kararı olan ikizler.

Hafifçe gülümsedi. Bir zamanlar her şeyini kaybetmişti. Ailesi, inancı, yönü... Ama şimdi, bir omzu Taehyung'ta, diğer eli Victor'un ellerinde. Kendini ilk defa tam hissediyordu.

Taehyung birden mırıldandı, uykulu sesiyle "Yine bizden önce uyanmışsın..." Jungkook, elini Taehyung'un saçlarına götürdü. "Sizi uyurken izlemeyi seviyorum."

Victor gözlerini açtı. "Sonunda rüyalar gerçek oldu, değil mi?" Üçü birbirine bakarken hiçbir kelime gerekmedi. Geçmişin tüm hesapları çoktan kapanmıştı. İhanetin sızısı, gözyaşlarının tuzu, özlemin yorgunluğu... Hepsi yerini tek bir duygunun gölgesine bırakmıştı. Kabullenilmiş gerçek bir sevgi.

Gün öğlene yaklaştığında birlikte kahvaltı hazırladılar. Jungkook yumurtayı yaktı, Victor kahveyi taşırdı, Taehyung ise iki kere bardak kırdı.
Ama kahkahalar susmadı. Bir zamanlar ağlayarak ayrıldıkları odalarda, şimdi gülerek dans ediyorlardı.

İçerisi kek kokuyordu, biraz da umut. Mutfakta üç sandalye vardı. Ve ilk kez, hiçbir sandalye boş değildi.

Akşam olduğunda sahile yürüdüler. Ayakları çıplak, kalpleri hafifti. Victor, denize taş atarken Taehyung kıkırdadı. Jungkook, arkalarından baktı bir an.
Ne kadar yol kat ettiklerini düşündü. Ne kadar yara aldıklarını, ama ne kadar büyüdüklerini...

Taehyung döndü, Jungkook'un elini tuttu.
"Bu kez gerçekten sonsuza kadar yanımızda mısın?" diye sordu.

Jungkook tereddüt etmeden başını salladı.
"Artık gidecek yerim yok. Çünkü evim sizsiniz."

Victor geldi, onları kollarının arasına aldı.
Üçü, gün batarken orada, sonsuz denizin karşısında durdular. Geriye ne kin kalmıştı, ne hesap.
Sadece sessizlik vardı. Ve o sessizlik, hiç bu kadar güzel olmamıştı.

++

Deniz kıyısındaki o beyaz yazlık ev artık sadece bir ev değildi. O, bir sığınaktı. Geçmişte acının, ayrılığın izlerini taşıyan kalplerin, şimdi birlikte atmayı öğrendiği yerdi.

Jungkook veranda salıncağında, dizlerinin üzerinde bir defterle oturuyordu. Günlük tutmayı alışkanlık haline getirmişti. Bir zamanlar sustuklarını yazmak, artık konuşabildiklerinin kanıtı gibiydi.

İçeriden Taehyung'un sesi geliyordu "Victor! Kahveyi sen yapmıyorsun, çünkü o bir 'sıvı cinayet' oluyor."

Victor gülerek karşılık verdi "Senin filtre kahvelerin de çamaşır suyuna benziyor, Taehyung."

İkili salonun ortasında çekişirken, Jimin mutfağın kapısında belirdi. Yoongi onun arkasında, kolunu beline dolamıştı. İkisi de huzurlu ama hâlâ birbirlerinin tenine dokunmaktan çekinmeyen, taze bir çift gibi duruyordu.

"Tartışırken bile güzelsiniz," dedi Jimin gülümseyerek. "Gerçi Victor'un ses tonu hâlâ çok gıcık."

İşte o sırada, kapı çaldı.
Kapının önünde Namjoon vardı. Yanında iki yeni yüz. Jin ve Hoseok.

Namjoon, hafif gergin ama bir o kadar da gururla arkadaşlarını tanıttı "Bunlar son zamanlarda hayatıma ışık gibi giren iki deli. Jin yemek yapıyor, Hoseok dans ediyor ama ikisi de terapi gibi."

Taehyung gözlerini kıstı. "Yemek mi? Lütfen, biz de felaket bir mutfağa sahibiz, acilen alalım."

Jin ellerini ovuşturdu "Beni doğru anladınız."

O akşam, evin içi bir şenlik alanına dönüştü.
Mutfağın bir köşesinde Jin'le Victor yemek yarışına girişti. Salonda Hoseok müzik açmış, Jimin ve Yoongi'ye dans dersi vermeye çalışıyordu. Namjoon ise balkonda Taehyung'la şiir kitapları hakkında konuşuyordu.

Ve Jungkook... Sessizce izliyordu.
Bu insanlar, bu anlar... Bir zamanlar yalnızlıkla boğuştuğu gecelerin yerine gelmişti.
İkizler, kalbinin diğer yarısıydı ama bu kalabalık da ruhunun eksik kalan yanlarını tamamlıyordu. Ailesini sonunda bulmuştu.

Gece ilerledikçe, herkes battaniyelere sarınıp deniz kenarına indi. Bir kamp ateşi yakıldı. Kahkahalarla karışan geçmiş hikâyeler anlatıldı.

Bir noktada Victor sustu. Ateşe bakarken fısıldadı
"Biliyor musunuz... biz bu kadar kalabalık olmayı hiç düşünmemiştik. Biz hep üç kişiydik."

Taehyung başını salladı. "Ama belki de... iyileşmek yalnız olmadan mümkün."

Jungkook onlara döndü. "Ben sizi kaybettiğimde, sadece sevgilimi değil... kendimi kaybetmiştim. Ama şimdi hem sizi, hem kendimi yeniden buldum."

Yoongi kolunu Jimin'in omzuna doladı. "Bazı şeyler zaman alır. Ama yeterince beklersen... bir gün her şey olması gerektiği gibi olur."

Hoseok ateşe bir odun daha attı. "Ve o gün geldiğinde... hayat hiç bu kadar güzel olmamış gibi gelir."

Herkes sustu. Sadece denizin sesi, geceye karışan hafif rüzgâr ve kamp ateşinin çıtırtısı vardı.

Jungkook, ikizlere döndü. Onların ellerini tuttu.
"Sizi seviyorum. Her şeyimle, hatalarımla, iyileşen yanlarımla."

Victor konuştu "Ve biz seni, yeniden başlamak isteyen kalbinle."

Taehyung ekledi "Artık geçmişten değil, geleceğimizden konuşalım."

Ve o gece, yıldızların altında,sessizce yemin ettiler. Bir daha asla birbirlerini bırakmayacaklardı. Tıpkı Yoongi ve Jimin gibi. Namjoon, Jin ve Hoseok gibi. Sekizi sonsuza kadar beraber olacaklarına muhteşem bir grup olacaklarına yemin ettiler.



Bitti...
Umarım beğenmişsinizdir🥲
Okuduğunuz ve kitabıma destek olduğunuz için teşekkürler💜

VEEE SONUNDA BANGTANIM ASKERLİĞİNİ BİTİRMİŞ DÖNÜYOR ARTIK ÇOK HEYECANLI VE MUTLUYUM ONLARI ÇOK ÖZLEDİ😭

VEEE SONUNDA BANGTANIM ASKERLİĞİNİ BİTİRMİŞ DÖNÜYOR ARTIK ÇOK HEYECANLI VE MUTLUYUM ONLARI ÇOK ÖZLEDİ😭

Oops! Bu görüntü içerik kurallarımıza uymuyor. Yayımlamaya devam etmek için görüntüyü kaldırmayı ya da başka bir görüntü yüklemeyi deneyin.

Oops! Bu görüntü içerik kurallarımıza uymuyor. Yayımlamaya devam etmek için görüntüyü kaldırmayı ya da başka bir görüntü yüklemeyi deneyin.
My Boys | taekookvBağımlısı olacağınız hikayeler. Şimdi keşfedin