28'

728 35 0
                                        


Jungkook, eski limana ulaştığında soğuk deniz rüzgârı yüzüne çarptı. Gözleri, depo binalarının arasındaki dar geçitlerde geziniyordu. Eski, paslanmış metal kapılar ve duvarlar sessizce duruyordu, ama içeriden gelen hafif sesler buranın terk edilmiş olmadığını açıkça belli ediyordu.

Korkuyordu fakat Victor'un tehlikede olduğunu bildiği için bu korkuyu bastırmaya mecburdu. Onu kurtarmak için her şeyi göze almıştı.

Deponun arkasındaki karanlık bir köşeden dolaştı. Kalbi hızla atıyordu. Köşeyi dönerken bir pencere gördü. Hafifçe yükselip pencereden içeriye baktığında, gördükleri kalbini daha da sıkıştırdı.

Victor, elleri arkasından bağlanmış bir şekilde bir sandalyeye oturtulmuştu. Yüzündeki öfke ve kararlılık hâlâ yerindeydi, ama gözlerinde bir nebze korku da okunuyordu. Etrafında iki adam, birbirleriyle konuşuyordu. Bir yandan sigara içiyor, bir yandan da gülüyorlardı.

Victor'un dudakları kıpırdadı. Jungkook, pencere camının arkasından ne söylediğini anlamaya çalıştı. Ama daha fazla bekleyemezdi. Zaman daralıyordu.

Deponun yan kapısını aramak için sessizce geri çekildi. Gölgeler arasında kaybolarak etrafı kolaçan etti. Paslanmış bir yan kapı bulduğunda, yavaşça kapıyı iterek açmaya çalıştı. Kapı hafifçe gıcırdadı, ama içeriden gelen sesler bu küçük sesi bastırdı.

"Sakin ol Jungkook," diye düşündü. Kalbi göğsünden çıkacak gibi atıyordu, ama dikkatli olmak zorundaydı. Adımlarını olabildiğince hafif tutarak içeriye sızdı.

Giriş kısmında, paslı rafların ve eski kutuların arasından ilerledi. Etrafı kontrol ederken, Victor'un sesini duydu. "Hadi ama, bu kadar korkaksınız işte! İki kişi bir adamı bağlamak zorunda kalmışsınız. Bu mu sizin gücünüz?"

Victor'un kendini savunma çabası bir yandan Jungkook'u gülümsetse de, diğer yandan onu daha da telaşlandırdı. Çünkü Victor'un bu meydan okuması, adamların dikkatini çekebilir ve işler daha da kötüleşebilirdi.

Adamların yanına yaklaştığında, nefesini tuttu. İki adam hâlâ birbirleriyle konuşuyordu. Victor'a sırtlarını dönmüşlerdi. Jungkook, Victor'un gözlerine odaklandı. Onu gördüğünden emin olmadan harekete geçemezdi.

Victor, tam o sırada gözlerini hafifçe Jungkook'un olduğu tarafa çevirdi. Onu fark ettiğinde gözlerinde bir anlık şaşkınlık belirdi, ama hemen ardından bu ifade kararlılığa dönüştü. Victor, sanki Jungkook'a zamanı geldiğinde bir şey yapacağını belli eden bir bakış attı.

Jungkook, Victor'un bu cesaretinden güç alarak hareket etti. Kutuların arasından sessizce geçerek adamlara daha da yaklaştı. Ama o anda ayağına takılan küçük bir metal parça yere düştü ve bir ses çıkardı.

Adamlar anında irkilip sesin geldiği yöne baktılar. Jungkook'un kalbi bir an duracak gibi oldu, ama hemen bir kutunun arkasına saklanmayı başardı. Adamlar kısa bir süre dikkatlice bakındılar, ama sonra tekrar konuşmalarına döndüler.

Victor, bu fırsatı kullanarak alaycı bir şekilde konuştu. "Hadi, daha fazla sigara için. Belki beyninizi biraz çalıştırır."

Jungkook, Victor'un bu dikkat dağıtma çabasını anladı. Şimdi zamanıydı. Adamların arkasından sessizce yaklaşıp onları etkisiz hale getirmek için planını uygulayacaktı. Victor'u buradan çıkarmak için başka şansı yoktu.

Jungkook, gölgelerin arasında saklanarak içerideki durumu dikkatlice izliyordu. İki adamdan biri, diğerine dönerek, "Ben tuvalete gidiyorum, gözün üzerinde olsun," dedi ve kapıya yöneldi. Kapı gıcırdayarak açıldı ve ardından kapandı. Artık Victor'un yanında sadece bir adam kalmıştı.

My Boys | taekookvBağımlısı olacağınız hikayeler. Şimdi keşfedin