29

760 31 3
                                        



Bay Kim, çantasında fidye parasıyla deponun karanlık köşesinden içeri adım attı. Ellerindeki çanta ağır geliyordu ama buna aldırış etmiyordu; oğlu Victor'un hayatı tehlikedeydi. Derin bir nefes alarak dikkatle etrafına bakındı. Birkaç adım ötesinde, lider ve diğer adamlar Victor'u sıkıca tutuyor, silahı başına dayamışlardı.

Victor'un gözleri Bay Kim'i fark ettiğinde, gözlerinde sadece bir çaresizlik vardı. "Baba... Lütfen... Onlara...Jungkook o..." diye mırıldandı, ama sesindeki korku, babasına duyduğu endişe kadar derindi.

Bay Kim'in kalbi parçalanıyordu. Oğlu, her şeyden önce güçlüydü; ama burada, bir çetenin elinde, hayatta kalmaya çalışıyordu. Bay Kim, titreyen ellerini saklamak için çantayı sıkıca kavradı. Paranın ve tehditlerin etkisiyle soğukkanlı olmaya çalıştı, ama içindeki öfke ve korku onu boğuyordu.

"Durun!" diye bağırdı Bay Kim, çantasını yere fırlatarak adamların dikkatini çekmeye çalıştı. "Ben geldim. Parayı getirdim, şimdi bırakın oğlumu!"

Liderin gülümsediği o an, Bay Kim'in sinirlerini iyice gerdi. Parayı verdiği takdirde oğlunu kurtarabilecekti, ama bunun ona nasıl bir bedel ödetebileceğini hala kestiremiyordu. "Yeter," diye söyledi, sesi sarsıktı. "Bunu sona erdirelim. Parayı alın ve Victor'u bırakın."

Fakat Bay Kim'in şok olması ve paniklemesi, başında silah tutan adama hiç fayda sağlamamıştı. "Hadi bakalım," dedi lider alaycı bir şekilde, "Bu kadar cömertsin, o zaman oğlunu al ve git. Ama önce seni bir test edelim."

Bay Kim, bir adım daha ileri gitmek üzereyken, gözleri Jungkook'u fark etti. Jungkook'un tam karşısında olduğunu ve deponun karanlık köşesinde onu izlediğini gördü. Başta şaşkınlık ve biraz da korku dolu bakışlarla baktı.

"Sen... Burada ne işin var?" diye sordu Bay Kim, şaşkın bir şekilde. Jungkook, ondan bir adım geride durmuş, gözleri kararlı bir şekilde Victor'a odaklanmıştı.

Jungkook, Bay Kim'in bakışları arasında bir adım ileri gitti. "Beni suçlamayın Bay Kim," dedi, sesindeki gerginlik ve suçluluk her kelimeyle hissediliyordu. "Victor'u bu durumdan kurtarmak için buradayım. Onun için her şeyi göze alırım."

Bay Kim, Jungkook'un söylediklerine bir an inanamadı. Ama Jungkook'un gözlerinde gerçek bir kararlılık vardı. Yavaşça, kaybolan güvenini yerine koyarak, derin bir nefes aldı. "Salak" dedi içinde.

Victor, başında silah olduğu için sakin kalmaya çalışıyordu. Ama onun için en korkutucu şey, babasının zor durumda kalmasıydı. Şimdi, paranın fidye olarak verileceği andan itibaren ne olacağıyla ilgili endişeleri daha da büyüdü.

Bay Kim, içindeki tüm öfkeyi bir kenara bırakıp, adamların taleplerini yerine getireceğini düşündü. Ama bir anda nehrin kenarına düşen bir kaya gibi, bu olayın vicdanını nasıl etkileyeceğini, hayatının nasıl değişeceğini anlamaya çalışıyordu.

"İşte parayı verdim. Victor'u artık bırakın ne testinden bahsediyorsun" dedi sesindeki umutsuzluk gittikçe belirginleşiyordu. Oğlu, gözlerinde korku ve çaresizlikle, silahın soğuk namlusuna bakarken, Bay Kim'in yüreği her geçen saniye daha fazla sıkışıyordu.

Patron, Bay Kim'in verdiği parayı alırken gülümsedi. Yavaşça parasını çantaya yerleştirdi ve adamlarına başıyla işaret etti. Bay Kim'in gözlerinde bir umut ışığı yanmaya başlarken, patronun bakışları bir anda değişti. Gözlerinde karanlık bir alaycılık vardı.

"Sanırım salaksın" dedi lider alaycı bir şekilde. "Parayı böyle kolayca vermeniz, sizi fazlasıyla naif yapıyor."

Bay Kim'in içi ürperdi. "Ne demek istiyorsunuz?" dedi, ama kelimeler boğazında takıldı. Bir şeyler yanlış gitmişti. Parayı verdikten sonra her şeyin bittiğini düşünmüştü, ama liderin tavrı bunu tersine çeviriyordu.

My Boys | taekookvBağımlısı olacağınız hikayeler. Şimdi keşfedin