Jungkook, elleri titreyerek evin kapısını açtı. Taehyung'un neşeli sesi hemen kulağına çalındı, içeri girdiğinde onu ve Victor'u kanepede yan yana oturmuş hâlde buldu. Taehyung, mutlu bir şekilde Victor'a bir şeyler anlatıyor, Victor ise alaycı bir gülümsemeyle onu dinliyordu. Bu manzara, Jungkook'un içindeki pişmanlık ateşini daha da büyüttü.
"Jungkook!" dedi Taehyung, ona dönerek. "Neden bu kadar sessizsin? Gel, otur."
Victor, Jungkook'un yüzündeki gergin ifadeyi fark ederek kaşlarını çattı. "Ne oldu?" diye sordu, sesi her zamanki gibi sorgulayıcıydı.
Jungkook durdu. Onların yüzlerine bakmak o kadar zordu ki gözlerini yere dikmek zorunda kaldı. Elindeki gerçek, kalbini ağırlaştırıyordu. "Evet," dedi sonunda, sesi neredeyse bir fısıltı kadar alçaktı. "Size söylemem gereken bir şey var."
Taehyung'un gülümsemesi soldu, Victor'un yüzü ise daha ciddi bir hâl aldı. "Ne kadar da dramatiksin," dedi Victor ama sesinde merak vardı. "Nedir mesele?"
Jungkook derin bir nefes aldı. Şimdi ya da hiçbir zaman. Onlara her şeyi açıklamak zorundaydı, ne kadar acı verici olursa olsun. "Size en başında dürüst olmadım" dedi kelimeleri seçmek için zorlanıyordu. "Baştan beri... başından beri size yalan söyledim."
Taehyung'un kaşları şaşkınlıkla kalktı. "Ne demek istiyorsun? Hangi konuda dürüst olmadın?"
Jungkook'un nefesi sıklaştı. Gözleri bir an için Taehyung'a, sonra Victor'a kaydı. İkisi de merak ve biraz da endişe dolu bakışlarla ona bakıyordu. "Sizinle tanıştığımda patron olarak işe başladım doğru... fakat sonra sizinle birlikte olma nedenim... paranız içindi," dedi sonunda, kelimeler boğazında düğümlenerek çıktı.
Odada bir an için öyle yoğun bir sessizlik oldu ki Jungkook kendi kalp atışlarını duyabiliyordu.
"Ne?" diye fısıldadı Taehyung, sesi kırılgan ve sarsılmıştı. "Paramız için mi?"
Victor bir anda oturduğu yerden kalktı. Yüzünde öfke vardı, ama bu öfkenin altında daha derin bir hayal kırıklığı gizliydi. "Şaka yapıyorsun, değil mi?" dedi, sesi soğuk ve keskin bir bıçak gibiydi. "Bizi paramız için mi kullandın?"
Jungkook ellerini kaldırdı, çaresizce onları sakinleştirmeye çalıştı. "Evet, başta öyleydi," dedi aceleyle. "Ama işler değişti! Sizi tanıdıkça her şey değişti. Şimdi... sizi gerçekten seviyorum. İkinizi de."
Taehyung'un gözleri doldu. Sesi titreyerek, "Ama neden?" Dedi dağılmıştı bir anda. İlk defa biriyle sevgili oluyordu, güvenmişti ve şimdi ise kalbine bir bıçak saplanmış gibi hissediyordu.
Victor kahkahaya benzer bir ses çıkardı, ama bu kahkaha acı doluydu. "Sevgi mi? Senin sevgin bir yalandan ibaret! Güven olmadan sevgi olmaz, Jungkook!" dedi sinirle. "Siktiğimin paraya ihtiyacın varsaydı eğer sadece koruma olarak kalsaydın ne diye hayatımıza girdin?"
"Victor, lütfen," dedi Jungkook, ona yaklaşmaya çalışarak. Ama Victor, ellerini havaya kaldırarak onu durdurdu.
"Hayır! Bana yaklaşma!" diye bağırdı. "Sen bizim güvenimizi, bizi mahvettin şu an. Bizi kandırdın. Şimdi kalkıp bizi sevdiğini mi söylüyorsun? Bu kadar basit mi?"
Taehyung, hıçkırıklarla ağlamaya başladı. Ellerini yüzüne kapatarak sessizce titriyordu. "Biz... biz seni gerçekten sevdik," dedi, sesi bir fısıltı kadar alçaktı. "
Jungkook, gözleri yaşlarla dolu olan Taehyung'a bakarak tamamen çaresiz hissetti. "Lütfen beni dinleyin, ben çocukluğumdan beri hep parasızlıkla büyüdüm ailem yoktu beni terk etmişlerdi. Hep öyle zengin hayatlara özendim. Ama zemginler hep şımarık kendini beğenmiş kendilerinden olmayanları altta görüp zorbalık yaparlar bunu hak edeceklerini düşümdüm fakat siz öyle değildinizC siz hayatımda tanıdığım en nazik insanlarsınız" dedi yalvarırcasına. "Ne desem bilemiyorum. Her şeyde haklısınız. Ama hislerim değişti. Gerçekten sizi seviyorum."
ŞİMDİ OKUDUĞUN
My Boys | taekookv
FanfictionArsız kırmızı kafa ve onun tam aksi utangaç mavi kafa, kesinlikle Jungkook'un en sevdiği.
