Avcunun içinde ölümü sakladığını düşünerek ömrünü geçiren Jeon Jungkook, aniden hayatında beliren Kim Taehyung ile bambaşka duyguların varlığını fark etmek üzereydi.
|omegaverse|
|alfajeon&omegakim|
Oops! Bu görüntü içerik kurallarımıza uymuyor. Yayımlamaya devam etmek için görüntüyü kaldırmayı ya da başka bir görüntü yüklemeyi deneyin.
Bebeğimin, bedenimde can bulduğunu öğrendiğim ilk gün henüz çok erken olduğunu düşünmüş, istemsizce kaygılanmıştım. Endişem haksız sayılmazdı. Beraberinde çok fazla sorun yaşanmış, en sarsıcı olan ise ruh eşimin bebeğimizi istemeyişi olmuştu.
Hayatımın mahvolduğunu düşünmüştüm.
Gücümü kaybetmeyişim ve kendi ayaklarım üzerinde durma çabamı sürdürüşüm yalnızca bebeğim içindi. Onu sağlıkla doğurup güzel büyütebilmek için direnmiştim zorluklara karşı. Pek başarılı olduğum söylenemezdi ancak iyi idare etmiştim.
Artık buna gerek yoktu. Bizi sevenler, korumak isteyenler gittikçe artıyordu. Başta Jungkook, artık bebeğimizi kabullenmişti ve kaçmıyordu gerçeklerden.
Oğlumuz ile aralarında çok farklı bir bağ olacağına şimdiden emindim. Birkaç kez cinsiyetini öğrenmek için doktora gitmiş olmama rağmen babasının onun kalbini dinlediği ilk anda göstermişti kendini. Hissediyordu. Ve bence favorisi belliydi.
Ellerim artık belirgin olan karnımdaydı. Eskiden sabahları dümdüz bir karınla uyanır, akşama doğru göbeğim belirirdi ancak artık bebeğim gizlenmiyordu. Bu da sürekli tenimi okşama isteği uyandırıyordu içimde.
"Marco..." diye mırıldandım keyifsiz çıkan sesimle. Kafasını bana çevirmeden mırıltıyla karşılık verdi bana.
"Hm?"
Onu sinirlendireceğimi bile bile son bir saat içinde beş kez sorduğum soruyu yine dile getirmekten hiç çekinmedim.
"Jungkook ne zaman gelecek?"
Kafasını bana çevirirken kendi kendine ağır çekim efekti yaptığı için gülüşümü zorlukla bastırdım. Gözlerini kısarak gözlerime baktı bir süre. Sonra bakışları karnımı okşayan ellerime indi. Derin bir nefes aldığında ise zaten kocaman olan bedeni daha da büyüdü sanki.
"Sen var ya..." dedi. Merakla göz kırpıştırdım. "Dua et, yeğenimi taşıyorsun. Yoksa seni çoktan kovalamaya başlamıştım."
Tehditkar ses tonundan asla etkilenmediğimi belli etme amacıyla "Soruma cevap alamadım." diye mırıldandım. Sabır dilercesine tavana baktı birkaç saniye.
Evde onunla yalnız kalmak çok sıkıcıydı. Kendisi yere yayılmış, orta sehpanın üzerine döktüğü bin parçalık yapbozu yapmaya çalışıyordu ve keyfi yerindeydi. Ben ise pencereye yapışmış Jungkook'u bekliyordum. Sabah giderken erken geleceğim demişti. Haliyle umutlanmıştım.
Nereye gittiğini söylemeyişi daha da meraklandırıyordu beni. Aslında şirkete gittiğini söylemişti ama yalan söylediği barizdi. Israr edip tekrar tekrar sorsam bile sonuç aynıydı.
Marco ile eve tıkılmış, can sıkıntısından patlamak üzereydim.