Avcunun içinde ölümü sakladığını düşünerek ömrünü geçiren Jeon Jungkook, aniden hayatında beliren Kim Taehyung ile bambaşka duyguların varlığını fark etmek üzereydi.
|omegaverse|
|alfajeon&omegakim|
Oops! Bu görüntü içerik kurallarımıza uymuyor. Yayımlamaya devam etmek için görüntüyü kaldırmayı ya da başka bir görüntü yüklemeyi deneyin.
"Selam fasulye."
Jiwon, parmağıyla karnıma dokunup içeri girdiği sırada bakışlarım evimizin bahçesinin ardındaydı. Her köşe başında iki takım elbiseli alfa vardı ve onların koruma olduğuna emindim.
Jungkook güvende olduğumu hissettirmek için söylediklerini yerine getirip hem abisini yanıma göndermiş hem de korumalarla evin etrafını çevrelemişti.
Bir şey söylemeden kapıyı kapatıp salona döndüm.
"Akşam yemeği yedin mi? Pizza aldım bize. Tatlı da aldım. Sufle ve senin sevdiğin kremalı keklerden."
Ellerim karnımdaydı. Farklı hissediyordum kendimi. Huzurluydum ancak minik, minicik bir endişe vardı içimde. Sebebini ise bilemiyordum.
Şüphe değildi bu. Jungkook zamanında onun beni aldattığını düşüneyim diye bir şeyler yapmış olabilirdi ama böyle bir şeyin söz konusu dahi olamayacağına emindim.
Korku da değildi. Korkmuyordum ki. Yanımda Jiwon, kapıda ise onlarca koruma vardı.
Öyleyse bu his neyin nesiydi?
Bakışlarını üzerimde hissettiğim alfaya "Acıktım." diye cevap verdim. Akşam yemeği yemiştim ama bu yine yemeyeceğim anlamına gelmiyordu.
Rahat koltuğa oturduğum an istemsizce Jiwon'un belini kontrol etmiştim silah taşıyor mu diye. Taşıyordu.
"Bir sorun mu var?" diye sordu. Aslında bu soruyu sorması gereken bendim.
"Bilmem. Var mı?"
Pizza kutusunu kucağıma bıraktıktan sonra "Hayır," dedi. "Jungkook iki saat içinde burada olacağını söyledi."
Elime aldığım dilimi ısırdım. Oğlumun minik tekmeleri ve Jiwon'un sohbeti eşliğinde birkaç dilim pizza yemiştim.
Eskiden olsa iki kutuyu da ben bitirebilirdim ama artık karnımda organlarıma ayrılan alan iyice küçülmüştü.
Kutuyu koltuğa bırakıp daha rahat oturmak adına kıpırdandım ama faydası yoktu. Kendimi hâlâ huzursuz hissediyordum.
Bakışlarım Jiwon'a kaydı. Televizyona odaklanmış gibi görünse de eminim ki o da farkındaydı içimdeki endişenin. Bence bana verecek bir cevabı olmadığı için kaçıyordu.
"Canın bir şey istiyorsa söyleyebilirsin. Hemen alıp gelirim."
Kafamı iki yana salladım yavaşça. Kendime bir bardak su almak için mutfağa girdiğimde aklıma sabaha karşı Jungkook ile yaptığımız konuşma geldi.
Erken saatte gitmişti şirkete. Hâlâ yoktu ve ben çok özlemiştim!
Kendi kendime somurttum. Bir yandan da bardağa biraz su doldurdum ve birkaç yudum içtim.
Jiwon "Senin sevdiğin film başlıyor." dediğinde ona cevap vermek üzere araladığım dudaklarım karnımda hissettiğim sancıyla hızla kapandı. Boğuk bir sesle inledim.