13

3.5K 358 408
                                        

meyus

Oops! Bu görüntü içerik kurallarımıza uymuyor. Yayımlamaya devam etmek için görüntüyü kaldırmayı ya da başka bir görüntü yüklemeyi deneyin.

meyus.

"Baba?"

Jiwon endişeyle kafası masaya yaslı hâlde duran adama ulaştığında omuzlarından tutarak sarstı onu. "Baba!" diye seslendi tekrar.

Jeon Junghyun, oğlunu duyamayacak kadar sarhoş, duysa da cevap veremeyecek kadar acılıydı.

Tam bir hafta önce bugün hem canından çok sevdiği eşini hem de yeni doğmuş bebeğini kaybetmişti.

Yedi gün. Ne uzun süreydi. Her saniyesinde ruhundan bir parça sökülüyor, eşinin yanına gitmek için elini silahına atıyor ancak yapamıyordu.

Ölümden korkardı Junghyun. Korkmasına rağmen bir o kadar da yakındı ölüm denilen gerçeğe. Engelleyemezdi. İşinin sebep açtığı gerçeği görmek istemiyordu. Onun yüzünden olmamıştı.

Babasının alkol etkisinde olduğunu anlayan çocuk kendine zarar vermediği düşüncesiyle rahat bir nefes alarak çıktı odadan. Yanıp kül olan evlerinin ardından babaları onları buraya getirmişti. Dışarıda onlarca silahlı koruma duruyordu.

Jiwon bir şeyler olduğunu anlıyordu ama hâlâ bilmiyordu. Hiçbir şeyi mantığına yatmıyordu.

Kapattığı kapıyı bırakıp tam karşıdaki odaya girdi. Erkek kardeşini orada bulamayınca asıl endişeyi şimdi hissetti.

Babası korkak bir adamdı. Kendine zarar veremezdi. Ama aynısını Jungkook için söyleyemiyordu. Bebekliğinden beri korkusuzdu Jungkook. Her an her şeyi yapabilirdi herkese. Kendisi de dahil olmak üzere.

"Jungkook? Abicim nerdesin?"

Jiwon üst kattaki tüm odaları gezmesine rağmen yine de onu bulamayınca alt kata indi koşarak. Jungkook burada da değildi. Bahçeye açılan kapıdan dışarı çıktı.

"Jungkook!"

Korumaların dikkatini çekti. Ona ne olduğunu sormalarına rağmen cevap vermeye vakti yoktu Jiwon'un. Biraz uzağında gördüğü bedene doğru koşmaya devam etti.

Erkek kardeşi, ona arkası dönük bir hâlde duruyordu. Dışarıdaki buz gibi havaya rağmen üzerinde incecik bir tişört vardı. Soğuğu hissedebilecek kadar hayat dolu değildi.

"Jungkook!" diye bağırırken hızla onu geri çekti Jiwon. Henüz on yaşındaki kardeşinin elinde tuttuğu silahı görmemişti.

Şok içinde "Ne yapıyorsun sen?" dedi.

En ifadesiz haliyle baktı ona kardeşi. Jiwon dehşete kapılmış gibiydi.

Neden?

Kardeşinin elindeki silahı alıp titreyen ellerinden savurdu hızla. "Bu ne?" diye bağırmıştı bir yandan da. "Bir daha asla silah görmeyeceğim elinde! Delirdin mi sen? Ne yapıyorsun?"

nigrum ✓Hikayelerin yaşadığı yer. Şimdi keşfedin