29

3.1K 275 235
                                        


Hamileliğimi öğrendiğim ilk gün hayatımın değiştiğini, bambaşka bir sayfa açtığımı düşünmüştüm.

Bu düşüncenin saçmalıktan ibaret olduğunu ise ancak fark edebiliyordum.

Çünkü hamilelik cennetten farksızdı!

Peki bu neydi?

Kucağımda avaz avaz ağlayan bebeğimle beraber ben de hıçkırarak ağlarken karşımızdaki üç alfa panik içindeydi.

Yeni hayatımızın ilk bir haftası hiç ama hiç kolay değildi bizim için.

Dünyaya gözlerini yeni açmış olan oğlumuz Haru, adının da hakkını vererek bir güneş misali doğmuştu hayatımıza. Dünya tatlısıydı bebeğimiz. Tombul yanakları, minicik burnu ve ağzı, koyu renkli saçları ile sevilesi bir oğlandı.

Onun böyle huysuz olmasını normal buluyordum. Sonuçta henüz bir haftadır bu dünyadaydı ve eminim ki hiç kolay değildi işi. Mesela günde on beş saat uyuması gerekiyordu. Gazını çıkarmalıydı. Saçları özenle taranmalıydı sonra. Banyo yaptığı suyu ılık olmalıydı. Ve daha birçok şey...

Ben ise bir haftadır su görememiştim! Duş almayı da geçmiş, içtiğim suyu arar olmuştum.

Kısacası bebekli hayat biraz... Beklediğim gibi değildi.

Elinde biberon ve mama ile bekleyen Marco uzun zamandır sessiz kaldığı için durumun ciddiyetini fark etmemi sağlamıştı.

Jiwon aynı şekilde suskundu. O da elinde bebek bezi ve pudra tutuyordu.

Jungkook ise aralarında en gergin olandı. Oğlumuzun ağlamasını asla umursamıyor, onu ustalıkla susturuyordu. Onu böyle endişelendiren bendim.

"Sütüm yetmiyor!" diye bağırdım.

Marco elindeki mamayı kaldıracak gibi olunca "Sakın!" diye bağırdım. "Bebeğimi ben besleyeceğim. Mama vermek istemiyorum."

Jungkook büyük elleriyle oğlumu benden aldığı gibi omzuna yatırdı ve sırtına iki kez vurdu. Tüm odada duyulan bir sesle gaz çıkaran Haru kısa sürede ağlamayı kesmişti.

"Güzelim," dedi alfam. "Sütün fazlasıyla yetiyor oğlumuza. Doğalı bir hafta olmasına rağmen kilo almış. Doktor bunun çok nadir görüldüğünü söyledi."

O tek eliyle oğlumuzu tutmaya devam ederken gözyaşlarımı siliyordu. Ben ise çocuk gibi omuz silkip söyleniyordum.

"Ama bana yanakları küçülmüş gibi geldi. Marco bir kontrol etsene sen."

Bize doğru bir adım atmak üzere olan Marco'yu durduran şey Jungkook'un kafasını çevirip ona bakması oldu. Sadece bu bile yeterli bir cevaptı sanırım.

"Küçülmemiş. Baksana poğaça gibi yanakları. Tek lokmada yerim."

Haru mırıltılar eşliğinde iyice yerleşti babasının omzuna. Ona gözlerimi devirdim.

"Seni daha çok seviyor!" dediğimde Jungkook şok içinde gözlerini aralamıştı.

Ne diyebilirdim ki? Babalık ona çok yakışmıştı. Daha seksi, daha yakışıklı ve çok daha sorumluluk sahibi bir Jungkook demek benim kalbimin yerinden çıkacak gibi atması demekti.

"Delireceğim." diyerek bedenimi geriye doğru bıraktım ancak Jungkook boştaki eliyle beni çabucak yakalamıştı.

"Yavrum yapma, dikişlerin acıyacak diye korkuyorum."

"Acımıyor ki!" derken doğruldum ve sevgilimin diğer omzuna da ben yerleştim. Büyük elini sırtıma yerleştirdi.

Onun ensesinden Haru ile bakıştık bir saniyeliğine. Gözlerimi kıstım.

nigrum ✓Hikayelerin yaşadığı yer. Şimdi keşfedin