"Derin bir nefes almaya ne dersin?"
Hayatında daha önce çok fazla doğum yapmış gibi öneride bulunan Marco'ya "Sus!" diye bağırdım. "Ne yapacağımı sana soracak değilim."
Kasıklarımda beliren ince sızı ile sessizleşmem arasında saniyeler vardı. İnleyerek gözlerimi kapattım ve acıyı kontrol altında tutmaya çalıştım.
Sakinim, iyiyim, hiçbir olumsuzluk yok.
"Bu trafik en az bir saat sürer."
Marco yine bomboş bir yorumda bulununca benden önce onun yanında oturan Jiwon kavradı yakasını.
"Sus ve sür lan şu arabayı."
"Aferin Jiwon," dedim nefes nefese halde. "Oğluma senin adını koyabilirim."
"Ne?" dedi Marco. "Burada aslan gibi asker amcası dururken Jiwon ne alaka!?"
Ona en ters bakışlarımı atmama rağmen çenesini kapatmak bilmiyordu. Hayır yani normal insanlar panik halinde sessizleşirdi. Bu niye daha fazla konuşmaya başlamıştı ki?
Doğuruyordum ben!
Şirketten çıktığımız an arkamızdan koruma ordusuyla beraber yola çıkmış olsak bile hesaba katmadığımız bir şey vardı... Hastane yolundaki trafik!
Delirmemek mümkün değildi mesela. Benimle beraber arka koltuğa oturmuş olan sevgilim elimi sıkıca tutmaya devam ediyor, bana sarılıyordu ama faydası yoktu.
Sancılarım hâlâ sık değildi. Yine de trafiği gördükten sonra iyice strese girmiştim. Şimdi şuraya doğuracaktım.
"Hızlı sürsene!" diye bağırdım.
"Ne yapayım, öndeki arabanın üstüne mi çıkayım!?"
"Gerekirse evet!"
Jungkook "Güzelim," diyerek anında dikkatimi çekmeyi başardı. Bakışlarım ona dönerken bir kediden farksızdım.
"Hmm?"
"Derin bir nefes al hadi. Konuşarak yorma kendini. Olur mu?"
Alnımı öptü yavaşça. Uysal bir tavırla kafamı salladım. Elbette o ne derse yapacaktım.
Şirkette elimi tuttuğu andan beri feromonları hep etrafımdaydı. Kokusuyla hem sakinliğimi sağlıyor hem de acımı azaltıyordu.
Derin bir nefes aldım. Şimdilik sakindik. Oğlumuzun hareketsizliği sürüyordu.
Az önce beni uyaran kendisi değilmiş gibi "Hızlan lan!" diye bağıran Jungkook ile istemsizce güldüm.
Marco kafasını iki yana salladı ağır ağır. Bugün o direksiyonun başına geçerek hayatının hatasını yapmış olabilirdi.
"Kafamı siksinler ya..." Kornaya uzun uzun bastı. Hiçbir etkisi olmayınca ise direksiyona vurdu sertçe. Ardından camını açıp bağırması da tamamen beklenmedikti.
"Lan ilerle! Arabada hamile var! Üzerine salarım bak!"
"Ne diyorsun lan. Siktirtme ağzını."
Jungkook'un nazik uyarısının ardından bize kısa bir bakış attı. Ona dil çıkardım. Yine sabır dilercesine nefes aldı.
Önüne döndüğünde kornaya basmaya devam ediyordu. Yürüyerek gitme fikri çok cazip gelmeye başlamıştı açıkçası.
"Özel jetin olsaydı böyle olmazdı." diye homurdandım. Kollarımı göğsümde birleştirip bakışlar attığım sevgilim yanağımı okşadı.
ŞİMDİ OKUDUĞUN
nigrum ✓
FanfictionAvcunun içinde ölümü sakladığını düşünerek ömrünü geçiren Jeon Jungkook, aniden hayatında beliren Kim Taehyung ile bambaşka duyguların varlığını fark etmek üzereydi. |omegaverse| |alfajeon&omegakim|
