Şükür edecek o kadar çok yaşanmışlığım vardı ki şimdi hayatta olup bebeğimi kollarımla sarıyor olmam bile mucizeydi benim için. Terlemiş bedenim, kirlenmiş tenimle yıkanmam gerektiğini bilsem de oğlum asla buna müsaade vermek istemiyor gibi bana sarılmış iken açılan kapıyla kapı eşiğinde duran Helena ile göz göze geldim. Bana kırgın bakan yüzüne bakamadan sessizce doğruldum, elbisemin askısını bırakan küçük parmaklar sayesinde bu olduğunda gözleri yatakta huzurla uyuyan bebeğimi buldu. Yavaşça arkasını dönüp onu takip etmem gerektiğini belirtirken beklemeden peşinden gittim. Gözlerinin altı şişmiş bir şekilde ağladığı belli olan kadının karşısında durduğumda kapıyı kapatarak Aris'in huzurla uyuması için kapıdan uzaklaştığımda cam kenarında ormanı izleyen kadına baktım. Gözleri arada bir boşluğa dalıp dolsa da toparlanarak gözlerini diktiği noktadan çekiyordu, usulca yanına sokularak onunla birlikte izlediğimde bana baktı kahve güzel gözleriyle.
- biliyor musun her zaman seni haklı görürdüm, diye mırıldandığında nefesimi tutarak yüzüne baktım o ise üzgün bir şekilde gözlerime bakmaya devam etti
- seni buraya o ait olduğunu düşündüğün dünyandan çekip kopardıklarında kız da istemiştir dedim, yoksa Aiden öyle biri değildi. Oysa tanıyor olduğumu düşündüğüm oğlum tamamen değişmişti, onu bir başına acısıyla yanlız bıraktığımda anlamamış ben şimdi anlıyordum, ne kadar saçma. Oysa ki onun kalbi tüm masumlar için bir yuva olmalıydı, diyerek iç çektiğinde gözlerim doldu anlam veremediğim bir şekilde
ŞİMDİ OKUDUĞUN
Bağ
FantasyKaderin bana oynadığı o cilveli oyundu karnımdaki bağ. İki krallığın acımasız savaşının ortasında kalmış hamile bir kadın mı? Ondan hamileydim ve daha onun kim olduğunu bile bilmeden... Kehanet gercekleşmişti, iki krallığın efendisi bir Vamp...
