Daha ne olduğunu anlamadan belime geçirilen keskin dişler ile ses çıkarmayı bırak hareket dahi edemeden dudağımdan firar eden sessiz inilti ile acıyla isyan ettim. Başka bir açıklaması olabilir miydi diye düşündüm uzun uzun benim boyum kadar bir kurt olabilir miydi? Efsaneye inanan bir zekaya sahip değildim ancak sınırları zorlayacak kadar kaçıktım. 7 kurt o 7 adam gibi etrafımı sarmış daha hareket etmeme izin vermeden simsiyah olanı yani aslında sırtıma vuran tarafından dişlenmiştim normal düşünebilir miydim?
Acı artık nefesimi kesmeye başlamıştı, o kadar hızlı koşuyordu ki nereye gittiğimizi bile göremiyordum. İsyan etmeme dahi izin verilmeden sertçe yere atıldığımda sırtımdaki açık yara ve dizlerimin acısı ile inledim, arkamdaki şeyin bir kurt olduğuna bile emin olmadan titreyerek ondan uzaklaşmak adına ileriye süründüm ancak ondan çok da uzaklaşamayacağımı belli eden uğultular ile bir elim sırtımdaki diş izlerinin acısını gidermek adına sırtımda iken diğerini soğuk mermere koyarak başımı kaldırdım. Önünde bulunduğum Tek şerit halindeki beyaz mermerleri çevreleyen taşları inceleyerek uğultulara döndüm kafamı, etrafımda bulunanan sayısız insana baktığımda neye uğradığımı şaşırdım. Bunlar insan mıydı? Ve eğer insanlarsa ardımdaki kurttan daha çok neden ben onları rahatsız etmiştim? Hepsinin keskin gözleri merak ile kaplanmışken arkamdaki kurta döndüm, dönmem ile gelen kemik sesleri bütün bedenim zangır zangır titremeye başladı.
Bedeni farklı şekiller sonucu insan şeklini aldığında arkasından yaklaşan bir kadın çıplak bedeninin üzerine bir pelerin attı. Gördüklerimle şaşkınlıkla arkasındaki diğer dönüşen kurtlara baktım, bir çığlık dudaklarımdan firar ederken geriye doğru süründüm. Bana keskin bir şekilde bakıyorken gözlerini benden çekip arkama baktı, ne boklar oluyordu burda?
Onun baktığı yöne doğru bedenim merak ve endişe ile kaydığında karşılaştığım gözler irislerimin şok içerisinde parlamasına neden oldu. Büyülenmiş bir şekilde bana bakmayı bırak değmeyen gri gözlere bakmaya devam ettim, yabancı değildi bu parıltılar hemde hiç yabancı değildi. Uğradığım büyüden çıkmama neden olan arkamdaki tok sesti, irkilerek omzumun üstünden sesin sahibine baktım. Beni acımasız bir şekilde yaralayan ne olduğu belli olmayan adamdı konuşan, ses tonu bile ürkütürken bedenim titredi. Ancak bana değildi cümleleri, tamamiyle beyaz mermerlerin gittiği kan kırmızısı tahtta oturan adamaydı sözleri.
- söylentiler gerçekmiş, dedi arkamdaki adam
Ona bakmadım bile sadece karşımdaki adama bakıyordum, bembeyaz teni ölü gibi olsa da ayı andırıyordu. Anlının ortasındaki Hilal şeklini verdiği dövmesini muhteşem şekilde yaptırmış olmalıydı ki tek tük ışıltılar saçıyordu. Fazlasıyla heybetli olan vücudu korku salıyordu, ne iriydi karşımdaki adam ne de zayıf sadece gücün yeryüzündeki temsili gibiydi. Bedenimi bir ürperti kapladığında ayaklandı duyduğu söz ile, keskin hareleri gözlerime değmeden bedenimde dolanırken gözlerini bir noktaya dikmesiyle bende oraya baktım. Karnıma bakan gri gözleri karnımın parcalandığını hissetmeme sebep oldu, keskin bir acı ile çığlık atarak geriye kaçmaya çalıştım tırnaklarım yerde süre süre yerimde kalmaya devam ettiğimde gözlerini çekmesi ile canımın acısı anında kesildi.
ŞİMDİ OKUDUĞUN
Bağ
FantasíaKaderin bana oynadığı o cilveli oyundu karnımdaki bağ. İki krallığın acımasız savaşının ortasında kalmış hamile bir kadın mı? Ondan hamileydim ve daha onun kim olduğunu bile bilmeden... Kehanet gercekleşmişti, iki krallığın efendisi bir Vamp...
