Oops! Bu görüntü içerik kurallarımıza uymuyor. Yayımlamaya devam etmek için görüntüyü kaldırmayı ya da başka bir görüntü yüklemeyi deneyin.
'Tu m'as dit que j'étais la tienne, Qu'avec moi le ciel est plus bleu.'
-
Bu satırlardan önce kaç kere bilincim silikleşti bilmem; kaç kere yanlış harflere basıp baştan başladım bilmem; doğru yolda gidiyorum derken çıkmaza girdim, bilmem.
Hayatımın, tam olarak hangi zamanında kayboldum Theodore?
Her şey ne zaman bu kadar acımasız bir hâl aldı?
Ben neden bu kadar yalnızım? Ve daha da önemlisi, neden bu kadar acıtıyor?
Şimdi, bunca sorunun arasında bile hayat işlemeye devam ediyor. Yer sallanıyor gibi hissediyorum. Halbuki yatağımda uzanıp amansızca uykuyu bekliyorum. Yalan söyledim. Uykuyu değil seni bekliyorum. Bak! Theodore, yer yeniden sallandı. Bu normal değil. Hayır, hemde hiç değil.
Bu gece sana yazmak, seni anlatmak planlarım arasında yoktu. Başım ağrıyor. Anılar zihnime işkence ediyor. Görmüyorsun, duymuyorsun, hissetmiyorsun...iki adım ötende özlemimle bekliyorum anlamıyorsun.
Alışığım, sen de biliyorsun. Her gece kaburgalarıma yük ekleniyor, beyaz zemin kırmızıya bulanıyor, çiçeklerden ipler yapılıyor..Ben her gece ölüyorum. Biliyorsun.
Biliyorsun çünkü sebebi sen oluyorsun.
Devrik cümlelerim sonum olacaklar. Yine de yazmaya tıpkı seni özlemeye devam ettiğim gibi devam ediyorum. Eğer kafamın içini boşaltmazsam ne yaparım bilmiyorum. Orada yaşayan kişilerin fazlalık olduğunu bana bilakis sen söylemiştin.
Kafamın içindekileri sevmeni çok istemiştim, sen ise delirdiğimi söylemiştin.
Seni hatırlamak acılı bir andan başka bir şey değil. Sanırım bende, sana dair güzel bir şey kalmadı. Ah, kokun hariç. Hâlâ arada sırada uğrayıp kendini hatırlatıyorsun, sanki unutabiliyormuşum gibi. Ve onun dışında sana dair güzel bir şeyi hatırlamıyor olmam normal değil mi?
Hikayenin sonunda her şeyimi alıp giden sendin. Seni benden alan sendin* Ve, beni bana bırakmayan da sendin.
Sen, bir yalandan ibaretmişsin. Zihnimin seni serbest bırakmasının yolu ne bilmiyorum ama daha fazla çırpınmayacağım malum boğazıma kadar bu batağa battım. Sen de bir köşede zevkle ölümümü izleyeceksin. Sadece bu gece değil. Sabret, biraz daha.
Yine de teşekkür ederim, anlamamı sağladın;
Mavi en sıcak renk değilmiş.
Çünkü bana senin olduğumu söylemiştin. Ve gökyüzü benimleyken daha maviydi.