Uzun bir aradan sonra merhaba.
iyi okumalar.
———
bazen dünyaya körmüşsün gibi etraf çok karanlık gelirdi bir aydınlık aramak için çırpınırsın savaşırsın o karanlıktan çıkmak için.
bense o karanlıktan çıkmak yerine daha çok dalmıştım. karanlık beni daha çok içine çekerken bense savunmasızca izin veriyordum.
bu hayatta hiç kimse kusursuz değildi. hepimiz insandık hatalar yanlışlar illa ki olurdu.
uyanalı beş dakika geçiyordu yan tarafımda çıplak yatan bedene bakıyordum. onu seyre dalmışken boğazıma saplanan düğümle yutkundum.
uyurken o kadar masum gözüküyordu ki ister istemez içim titremişti. bazen hangisi gerçek kişiliği diye düşünürdüm binbir türlü kişiliği yüzü vardı çünkü ama ben en çok nefret tarafıyla karşı karşıya gelmiştim. hiç kimseye göstermediği kadar nefret küsmüştü bana karşı.
Benimde ondan çok farkım yoktu gerçi. biliyorum çünkü onun yerinde kim olsaydı aynısını yapardı hatta daha fazlasını.
Kim annesinin ölümüne sebep olan adamın çocuğunu severdi ki?
Gerçi bu bir gerçek değildi asıl gerçek çok başkaydı annesinin ölümüne asıl sebep olan kişi kendi babasıydı.
Ama şuan yanımda yatan beden öz babamı gözlerimin önünde canice öldürtmüştü ve ben dün gece kendisiyle ilişkiye girmiştim.
bu düşüncelerle birlikte yüzüm buruşurken başımı tavana çevirmemle tüm bedenlerimizi göz önüne seren ayna sinirimi bozmuştu içimde ki nefret birikimleri kendini göstermeye başlarken hızla kalktım yataktan.
Gözlerimin önüne gelen saçlarımı geriye atarken odanın etrafına saçılmış giysilerimi alarak giyinmeye başladım.
tamamen giyindikten sonra durgun bakışlarımla yatakta ki bedene baktım bir kaç saniye tam o an bildirim sesi gelmesiyle gözlerim komedinin üzerinde ki telefona kaydı kaşlarımı çatarak içimde ki meraka engel olamayarak komedine yaklaştığımda Enginin telefonunu elime alarak ekrana yansıyan mesaja baktım.
Anıl: abi çocuk fenalaştı
Emrin nedir
okuduğum mesajlarla dona kalırken ellerim titremeye başlamıştı. bahsettikleri çocuk benim kardeşim olamazdı değil mi. hayır o olamazdı.
"Oğuz." ismimi duymamla uykulu gözleriyle bana bakan bedene baktım. elimde ki telefonu görmesiyle hızla elimden alarak ekrana baktı. ardından elini klavyede gezdirerek bir kaç şey yazdı.
"Kimden bahsediyor?" Diye sordum yatakta durulan bedenden gözlerimi alamayarak. tepkilerini ölçüyordun.
"Hiç kimseden." diyerek yerdeki baksırını giyerek kalktı yataktan. gözleri bana dönerken üzerimi süzdü baştan aşağa. "Düş aldın mı?" diye sorduğunda olumsuz bir şekilde.
"hayır çıkıyorum zaten." diyerek yürümeye başlayacakken kolumdan tutmasıyla duraksadım.
"Beraber alalım." dedi itiraz istemeyen bir ses tonuyla.
"sen al ben çıkıcam." dedim reddederek. burnundan bir soluk alarak kolumdaki ellerini belime dolayarak beni kendine çektiğinde ellerim yerini ararmış gibi çıplak omzuna tutundu.
"Beraber alalım dedim." baskın sesiyle yutkundum. nefret ediyordum kendimden. tiksiniyordum kendimden. şuan karşımda sadece baksırla duran karizmatik adama karşı pasif kalmaktan nefret ediyordum.
ŞİMDİ OKUDUĞUN
İTAATKAR bxb
Teen Fictionbirbirlerinden ölesiye nefret eden iki rakip iş adamı. Peki biri diğerinin bir sırrını öğrenirse ne olur?
