Selin ve Hakan birçok defa öğle aralarında buluşup yemek yediler. Akşamları özellikle Selin'in eşinin iş seyahatinde olduğu ve eve gelemeyeceği zamanlar bir yerlerde buluşup birlikte vakit geçirdiler. Sinemaya, yemeğe, alışveriş merkezine gittiler ya da sadece boş bir parka oturup konuştular, konuştular, konuştular... Birbiriyle aynı dili konuşan nadir çiftlerden olduklarına inandılar.
Hakan her buluşmada, gözlerinde elindekilerden de güzel çiçekler açtırıp baktı Selin'e. Selin hep biraz utangaç biraz çekingen ve dalgın tarafında yer aldı bu resmin. Düşünceli ama mutluydu dinlerken, anlatırken, anlarken...
Zor oldu, ağlamaklı oldu iki taraftan daha zayıfça olanı hatta bir parça ağladı da ama bir karara varmak zorundaydılar. Hüzün ve mutluluk arasında yaşanan acılı gelgitlerin sonunda Hakan kalbinden geldiği gibi konuştu:
-Selin. Ben hayatımda hiç kimseye aşık olmamıştım. İnanmazdım da zaten. Fakat yaşadığım şeye bundan başka ne isim verilir bilmiyorum ki. Senin sesini duymak bile başımın dönmesine, nefesimin boğazımda düğümlenmesine yetiyor. Bazen sana baktığımda başka bir şey göremiyormuşum gibi oluyor. Sen konuşmaya başladığında o kadar aynı olduğumuzu düşünüyorum ki. Sen beni dinlerken bakışlarında öyle bir anlam buluyorum ki. Sanki daha önce bir bütünmüşüz de parçalanmışız gibi. Sanki biraraya geldiğimizde eskiden olduğu gibi alıştığımız gibi tamamlanıyoruz. Bilmiyorum. Hissettiklerim mi beni böyle düşünmeye itiyor anlamaya çalışıyorum. Ama gözlerimde senin perden olmadan bir şey göremiyorum ki sağlıklı bir kanıya varayım. Sana aşık olmasaydım da seninle bir bütün olduğumu hisseder miydim acaba? İnan bana cevapsız sorularım çok. Hatta geceleri rüya yerine beynimde dalgalanan hep bu sorular. Ama cevaplanması mı gerekiyor bunların? Sevgimin gerçekliğinin kanıtı ne olabilir? Nasıl kanıtlar ki bunu insan kendine? Somut bir delil mi gerekir? Belki de sadece hissettiğin duygunun gücüdür gerçekliğine kanıt.
Selin sakince başını kaldırıp Hakan'ın gözlerine baktı.
-Peki güçlü mü bu kadar hislerin?
-Tarif edemeyeceğim kadar güçlü.
-Hakan ben... Yani evet hislerini paylaşıyorum fakat ne diyeceğimi bilemiyorum yani ne yapacağız?
-Selin. Benimle gel. Gidelim.
Hakan gözlerini Selin'in gözlerine dikmişti. Uzanıp elini tuttu:
-Ben bu eli sımsıkı tutacağıma söz veriyorum.
Selin titriyordu. Gözlerinden akıp giden sele engel olamadı. Zor duyulur bir sesle:
-Geleceğim. Dedi.

ŞİMDİ OKUDUĞUN
Yanılgı
General FictionArkadaşına onun hayatıyla ilgili tavsiyede bulunurken her şey kolay görünmüştü gözüne. Ama sözlerinin kör bir kurşun gibi hayatını delip geçeceğini tahmin edememişti.