Kenan yaklaşık iki saat sonra eve döndüğünde Selin'i oturma odasındaki kanepeye kıvrılmış uyurken buldu. Köşedeki dolabın içinden aldığı kalınca bir battaniyeyi üstüne örttü ve yanında yere çömeldi. Bir süre Selin'in uykudaki halini izledi. Dingin yüzüne baktı. Daha önce varolmadığından emin olduğu çizgilere odaklandı. Onu terkettikten sonra neler yaşamış olabileceğini tahmin etmeye çalıştı. Bu kadar genç olmasına rağmen alnında ve kaşlarının ortasında oluşmuş olan çizgilerin anlamını biliyordu. Selin mutsuzluklar yaşamıştı belli ki. Fazlaca kızmıştı. Gülümsemekten oluşması gereken dudak kenarı çizgileri ne denli silikse kaş kenarlarındakiler o kadar derindi.
Bunları düşünürken istemsizce elini uzattı ve Selin'in yanağını okşadı. Bir kez daha kendinden nefret etti. Zayıf karakterli oluşundan, sevdiği kızı bir dedikodu uğruna bırakıp aslında en yakın arkadaşının aşık olduğu kızla sırf babası istiyor diye evlenmiş oluşundan nefret etti... Selin'in mutsuz bir hayat sürmüş olduğunu anlamaktan nefret etti... Ve onun bu defa kendi isteğiyle Hakan'ı tercih etmiş olmasından nefret etti... İçi öyle çaresiz bir öfkeyle doldu ki sesinin yüksek çıktığının farkında olmadan konuştu:
-Böyle olmamalıydı.
O anda Selin gözlerini kırpıştırarark uyandı. Dudağının kenarında anlamı bir gülümsemeyle Kenan'ın gözlerine baktı:
-Ne böyle olmamalıydı? Dedi.
Kenan aniden toparlanarak ayağa kalktı ve lafı değiştirmeye çalıştı:
-Hiç. Hakan'a ulaşamadım. En son bir saatlik yolu kaldığını söylemişti ama... Umarım annesi iyidir.
-Kenan? Pişman mısın?
Kenan bu ani soru karşısında afallamıştı.
-Ne için pişman mıyım?
Selin gözlerini devirdi ve cevapladı:
-Oyun oynamayı bırak artık. Açık açık konuşalım. Gençken hepimiz hatalar yaptık. Benim hatam sadece senin bana inanacağını düşünmekti çünkü yalan söylemiyordum. Ve senin hatan bana içten içe inansan da babana karşı gelememekti. Doğru değil mi?
-Farz edelim ki doğru. Bu artık neyi değiştirecek Selin?
-Anıların mahiyetini değiştirecek belki Kenan. Neden anlamıyorsun? Sen de kabul et artık. Hata yaptın.
-Evet hata yaptım. Mutlu oldun mu? Ben hayatımı mahvedecek bir hata yaptım. Hayatım boyunca beni mutsuzluğa mahkum edecek bir hata yaptım. Seni sevmiştim. Keşke biraz güçlü olabilseydim de bizim için savaşabilseydim. Sana inandığımı babama ve tüm mahalleye haykırabilseydim. Keşke senin hayatının benim yüzümden bu kadar mutsuz geçtiğini öğrendiğim gün ölseydim.
-Selma söylemişti değil mi?
-Evet. Bana herşeyin o aşağılık kocan tarafından tezgahlandığını, kendisi bana aşık olduğu için bizi ayırmak istediğini ve Murat'a yardım ettiğini söyledi. Ama hasta yatağına düştükten sonra. Yani herşey için çok geç olduğunda vicdanının sesini dinlemek kime yarar sağlar ki?
-Ve sen bunları öğrendiğin halde bana ulaşmaya çalışmadın bile?
-Evet çalışmadım. Çünkü düzeltilecek birşey kalmamıştı. Seni içimden bir gün bile atamamış olsam da gelip sana bunları anlatmaya, af dilemeye hakkım da yüzüm de yoktu.
-Kenan!
Selin ve Kenan korkuyla sesin geldiği tarafa dönerek verandada beliren siluete baktılar. Yaklaştıkça kendilerine doğrultulan silahı ve silahı tutan elin sahibini gördüler. Murat tüm hiddetiyle karşılarındaydı:
-Birbirinize aşkınızı itiraf etmek için çok manidar bir yer seçmişsiniz. Kenan, burası bir aralar babanın metresini getirip yerleştirdiği yer değil mi?
Kenan öfkeyle bağırdı:
-Sen ne arıyorsun burada! Defol git!
-Yanlış cevap. Ne aradığımı biliyorsun. Karımı arıyordum ve buldum. Şimdi kimin fazlalık olduğu daha nettir sanırım.
Selin soğukkanlılıkla konuştu:
-Murat! Gitmesi gereken sensin. Bu saatten sonra sana döneceğimi sanmıyorsun herhalde.
-Hayır hayatım bu defa da bana dönmeye mecbursun tabi eğer eski aşkının kafasını uçurmamı istemiyorsan.
Selin cevap vermeye fırsat bulamadan Kenan'ın Murat'ın üstüne atıldığını gördü. Kendini zar zor kenara çekip endişeyle kavgayı izlemeye başladı. Silah boğuşma esnasında yere düşmüştü ve havada uçuşan yumruk ve tekmelerden nereye gittiği görünmüyordu. Bir müddet sonra Selin Murat'ın silahı yeniden ele geçirdiğini gördü. Namluyu tam Kenan'a doğrulttuğunda Selin verandanın köşesinde duran küreğe hamle yaptı ve hızla Murat'ın başının arkasına indirdi. Tam o esnada silah patlamıştı. Kenan'ın boynundan içeri giren kurşun yerde her saniye biraz daha büyüyen bir kan gölü oluştururken, Murat baygın vaziyette yere yığılmıştı. Selin olduğu yere çöktü. Titriyordu. Bir an önce orada uzaklaşması gerektiğini düşünüp ağır ağır ayağa kalktı. Verandanın korkuluklarına tutunarak aşağı indi ve ana caddeye doğru koşmaya başladı.

ŞİMDİ OKUDUĞUN
Yanılgı
Fiksi UmumArkadaşına onun hayatıyla ilgili tavsiyede bulunurken her şey kolay görünmüştü gözüne. Ama sözlerinin kör bir kurşun gibi hayatını delip geçeceğini tahmin edememişti.