Selin odaya geçer geçmez telefonunu eline alarak Hakan'ın numarasını tuşladı. Bir kaç kez çaldıktan sonra Hakan'ın heyecanlı sesi duyulmuştu:
-Efendim canım?
Selin fısıltıyla konuşuyordu:
-Hakan. Ben artık dayanamıyorum.
-Dur biraz! Neden fısıltıyla konuşuyorsun? Yoksa geldi mi? Neden sesin bu kadar kötü? Sana bir şey mi yaptı yoksa?
-Sakin ol. Lütfen beni dinle. Evet geldi ve neredeyse bir şeylerden şürheleniyordu ama bana bir şey yapmadı merak etme. O bana bir şey yapmaz. Asıl konu...
-Selin emin misin? Bak eğer sana zarar verdiyse şu dakika gelirim oraya.
-Hayır. Yapmadı diyorum Hakan. Lütfen beni dinle. Bugün bana seninle gelir miyim diye sormuştun ya?
-Evet. Sen de kabul etmiştin. Fikrini değiştirmedin değil mi?
-Hayır. Aksine. Hemen gidelim diyecektim.
-Hemen gidelim? Yani bugün? Şimdi?
-Yarın.
-Emin misin? Ben seni korumak pahasına herşeyi yaparım ama biliyorsun bu... Tehlikeli olabilir. Üstelik senden boşanmayacağına emin olduğun bir...
Selin'in sert çıkışı Hakan'ı duraksatmıştı.
-Hayır. Sana daha önce de söyledim. O asla benden boşanmaz. Öleceğini de bilse boşanmaz. Ama eğer sen korkuyorsan bunu anlarım.
-Saçmalama. Ben sadece sana bir şey olmasından endişe ediyorum. Engelleyemediğim şeyler olursa ve sen zarar görürsen diye. Sadece bunun için.
-Yarın. Sen gerekecek bir kaç eşyanı topla. Ben de sabah işe gider gibi evden çıkar, Murat gidince de eve döner hazırlanırım. Gelir beni alırsın buradan. Öğlen 1 iyi mi?
-Herşey tamam da araba? Arabayı nasıl halledeceğiz? Ah evet tabi ya! Kenan! Ondan isteyebilirim. Yani bir süreliğine.
Selin Kenan kelimesini duyduğunda gerilmişti. Ancak Hakan'ın söylediği şey işine geliyordu. Belki en kısa zamanda bir taşla iki kuş vurmak iyiydi. Üstelik bunun beklenmedik zamanda olması daha da iyiydi. Düşündüklerinin sesine yansımasına engel olmaya çalışarak:
-Harika. Belki bize yardım etmesini de isteyebilirsin. Yani eğer bahsettiğin kadar yakın bir arkadaşınsa. Kalacak bir yer bile ayarlayabilir belki.
-Haklısın. Böylece bir süre bizi kimse bulamaz. Yarın sabahtan konuşurum. Sen öğlene hazır ol, haberleşiriz.
-Tamam. Hakan...
-Efendim canım?
-Seni seviyorum.
Hakan telefonun diğer ucunda bu iki kelimeyi Selin'den her duyduğunda yaşadığı o duyguyu tekrar tadıyordu. Damarlarına mutluluk enjekte ediliyormuş gibi bir histi. Dudaklarında küçük bir gülümsemeyle tekrar etti:
-Seni seviyorum.
Hakan'ın odasının kapısına kulağını dayamış olan annesi duyduklarını anlamlandırmaya çalışıyordu. Oğlu tahmin ettiği gibi yine o evli kadınla konuşuyordu ama çat pat duyduğu kelimeler bu defa başka bir şey ifade ediyordu. Oğlu kendini tehlikeye atacaktı. O kadını kaçıracak ve başını belaya sokacaktı. Ne zaman gitmeyi planladıklarını duyamamıştı ama gideceklerdi. Oğlunun sesindeki kararlılıktan anlamıştı bunu. Bir şeyler yapmalıydı. Düşündü ve telefona doğru yöneldi. Aradığı kişi bu işi çözebilecek tek kişiydi.

ŞİMDİ OKUDUĞUN
Yanılgı
Ficción GeneralArkadaşına onun hayatıyla ilgili tavsiyede bulunurken her şey kolay görünmüştü gözüne. Ama sözlerinin kör bir kurşun gibi hayatını delip geçeceğini tahmin edememişti.