( Görselde Murat var.)
Selin Hakan'la son görüşmesinden dolayısıyla da ona 'seninle geleceğim' dedikten sonra ağır adımlarla evin yolunu tutmuştu. Her adımında başının ağrıması ritmik bir zonklamaya dönüşüyordu. Kalbini sıkan, içini daraltan, ciğerlerini tıkayan o his kendini göstermişti yine.
Evet. İstediği buydu. Hakan'la gitmek ve bu hayattan intikamını almak istiyordu. Evet hakettiği gibi yaşayamadıklarını haketmeden yaşayanlara öfkeliydi ve artık bir çıkış yolu bulmuştu. Yıllardır bastırdığı duygular isyan bayrağını çekmişti. Şimdi susup kabullenme değil mücadele etme vaktiydi. Güçlü olmalıydı. Vazgeçmemeliydi. Fakat bunların hiç biri daha kolay nefes almasına yardımcı olmuyordu. Kalbinin tam üstüne oturmuş olan tonlarca yükü hafifletmiyordu.
Geçmişin acıları bir anda küllenip gitmiyordu işte. Hayattan intikamınızı alacağınız için mutsuzluk tabanları yağlayıp kaçmıyordu. Oysa şimdi mutsuz olma sırası onda değildi. O sırasını savmıştı.
Selin eve doğru yaklaşırken apartmanın bahçesinde Murat'ı gördü. Biraz telaşlandıysa da belli etmemeye çalıştı:
-Ah! Sen mi geldin? Ben yarın geleceğini sanıyordum.
Murat seri bir hareketle kolundaki saate baktı:
-Saat dokuz buçuk olmuş. Senin çoktan evde olman gerekmiyor muydu? Neyse yukarıda konuşalım. Çık haydi.
Selin önde Murat arkada apartmanın merdivenlerinden çıktılar. Murat kapıyı açarken Selin onunla gözgöze gelmemeye çalıştı. İçeri girdiklerinde Selin salona yöneldi. Murat'ın konuşmasına fırsat vermeden:
-Evet. İş dönüşü biraz dolaşmak istedim. İçimde bir sıkıntı vardı.
-Bu kılıkla mı? Sen işe kot pantolonla gitmezsin ki?
Selin herşeyin berbat olmasından korkarak sakin görünmeye çalıştı:
-Yani aslında önce eve gelmiştim. Üzerimi değiştirmiştim. Sonra baktım evde duracak gibi değilim, içim sıkılıyor. Hava da güzeldi... Ben de çıkıp biraz yürümek istedim.
Murat inanmış gibi görünüyordu.
-Tamam. Peki. Bizim de iş erken bitince orada günümü öldürmeyeyim dedim, çıktım geldim.
Selin abartılı bir sevinçle:
-Hoşgeldin. İyi yapmışsın. Dedi.
Murat ilk kez Selin'in onun gelişine sevindiğini görüyordu. Üstelik son zamanlardaki tavırlarını düşünecek olursa bugünkü davranışı bir hayli anormaldi. Çünkü son günlerde aralarındaki iletişim uzun soru- kısa cevap ikilisinden daha fazla olmamıştı.
-Hayırdır? Söylediğinin aksine bugün fazla neşeli gibisin.
Selin durumu kurtarayım derken daha da berbat ettiğini anlamıştı. Toparlaması gerekiyordu:
-Aslında bugün hiç keyfim yok, evde yalnız kalmak istemiyordum. Yani yanımda olman beni rahatlatıyor. Bu yüzden mutlu oldum seni görünce.
-Ben de bunu duyunca mutlu oldum.
Murat yavaşça yaklaşıp Selin' e sarıldı. Sessizce kulağına fısıldadı:
-Teşekkürler.
Selin kendini kontrol edebilmek için dudaklarını ısırıyordu. İçindeki çatışma anlatılır gibi değildi. Öfke, nefret, acıma... Keşke bunlar hiç yaşanmamış olsaydı. Keşke unutmanın, tamamen unutmanın bir yolu olsaydı. Keşke ona sarıldığında dünyanın en mutlu adamı olduğunu düşünen kocasını hiç tanımamış olsaydı. Gözlerinin dolduğunu hissettiğinde korkuyla tuttu kendini.
Ve o anda bu karmaşık durumu yaşamanın onu ne kadar yorduğunu hissetti. Bir an önce buna bir son vermeliydi.
Kendini yavaşça Murat'ın kollarından kurtarıp odasına yöneldi:
-Ben biraz uyuyacağım. İyi hissetmiyorum.
-Tamam hayatım. Nasıl istersen.
Selin Murat'ın yüzündeki ifadeyi gördüğünde neredeyse kendinden nefret edecekti. Fakat kalbinin sesi kulaklarını doldurarak buna engel olmuştu. 'O senin hayatını çaldı. Gençliğini çaldı. Mutlu olma şansını çaldı. Acıma ona. O sana acımadı.' Kulakları uğuldarken kendini odasına attı. Gözlerindeki ateş gibi bakış, yaşlarla büyük bir tezat oluşturuyordu.

ŞİMDİ OKUDUĞUN
Yanılgı
Genel KurguArkadaşına onun hayatıyla ilgili tavsiyede bulunurken her şey kolay görünmüştü gözüne. Ama sözlerinin kör bir kurşun gibi hayatını delip geçeceğini tahmin edememişti.