Murat aldığı numarayı hızla tuşlayarak beklemeye başladı. Kenan o sırada Hakan ve Selin'e yolculuğun büyük bir kısmını atlattıklarını, taş çatlasın bir saate bahçeli eve varacaklarını söylüyordu. Telefonu Mine'yle konuştuktan sonra koyduğu cebinden çıkarıp yanıtlama tuşuna bastı:
-Efendim.
Murat duyduğu ses karşısında donup kalmıştı. Yıllar önce günde en az üç dört sefer arayıp, dinlediği sesti bu. Hiç bir şey söyleyemezdi o zamanlar. Küfretmek isterdi. 'Zengin züppe!' diyebilmek isterdi, 'bırak o kızı onu ben seviyorum' demek isterdi fakat yapamazdı. Sadece dinleyip kapatırdı. Hafızasına öyle bir kazınmıştı ki değil yıllar, asırlar geçse de bu sesi unutamazdı. Hafif Karadeniz aksanlı tok bir sesti bu. Kenan'ın sesiydi. Kenan. Gerçeğini hayatından kovmayı başardığı ancak hayaletiyle uğraşmaktan yorulduğu kişi. Yıllar boyu karısıyla arasındaki yıkılmayan duvarların sebebi. Hayatını çalabildiği ama aşkını çalamadığı kişi.
-Efendim? Konuşacak mısınız?
Kenan konuştukça Murat daha da emin olmuştu. Murat'ın onun sesini tanıdığı gibi Kenan'ın da Murat'ın sesini tanımasına imkan yoktu. Ancak Selin'in kocası olduğunu söylerse muhtemelen ona değil Selin'e yardım ederdi. Bu hikayede yanlış olan bir şeyler vardı. Neden Kenan Selin'in bir başkasıyla kaçmasına yardım edecekti ki? Bu çok saçmaydı. Durumu anlayamasa da şimdi bir şeyler söylemesi gerekiyordu. O da bulduğu ilk yalanı söyleyiverdi:
-Merhabalar efendim. Ben kargo şirketinden arıyorum. Geçen hafta adınıza kargolanmak üzere internetten bir sipariş verilmiş.
-Ben sipariş falan vermedim.
-Biliyorum efendim. Zaten siparişi gönderen kişi Nuray Narlı. Eşiniz oluyor sanıyorum. Siz de Kenan Narlı olmalısınız. Eşiniz sizin iş yeri adresinizi vermiş belki de sizin için bir sürprizdir.
-Sanmıyorum ama devam edin.
-İş yerinize kargonuzu getirdik fakat orada olmadığınızı, şehir dışına çıktığınızı söylediler. Eğer şubemizin bulunduğu başka bir ildeyseniz oraya nakledebiliriz kargonuzu.
-Aksaray taraflarındayım... Fakat döneceğim. Yani gerek yok. Yarın yeniden iş yeri adresime gönderin.
Murat yüzünde zafer kazanmışlara özgü bir gülümsemeyle konuşmayı sonlandırdı:
-Peki efendim siz nasıl isterseniz.İyi günler.
-İyi günler.
Murat telefonu kapattığında yıllar önce mahallede konuşulan bir olayı hatırlamıştı. Bir dedikoduyu. Kenan'ın babasının bir metresi olduğunu ve onu Aksaray'dan aldığı bahçeli bir evde sakladığını söylüyordu herkes. Doğruluğu tartışılırdı ancak bu bilgi şu anda Murat'ın işine yaramıştı. Artık Selin'i nerede bulacağını biliyordu. Tabii Kenan'ı da.
Ne ile karşılaşacağını bilmiyordu. İşler sandığından daha karışıkmış gibi geliyordu artık. Ancak onu aptal yerine koyamayacaklardı. Hiçbiri. Buna asla izin vermezdi. Asla!

ŞİMDİ OKUDUĞUN
Yanılgı
General FictionArkadaşına onun hayatıyla ilgili tavsiyede bulunurken her şey kolay görünmüştü gözüne. Ama sözlerinin kör bir kurşun gibi hayatını delip geçeceğini tahmin edememişti.