Mine birkaç saattir Murat'a ulaşamıyordu. Murat, Mine'nin aramalarını sürekli meşgule alıyordu ve geri dönüş de yapmıyordu. Mine'nin ofiste içi içini yemeye başlamıştı. Murat kesinlikle birşeyler öğrenmiş olmalıydı. Mine Murat'a, kendisine Selin'in sevgilisi hakkında bir şey sormamasını söylediği için de Murat Mine'nin planını tahmin etmiş olmalıydı. Hakan'ı onun eline bırakmama planını. Mine bunları düşününce Murat'ın Hakan'a zarar verebileceği düşüncesiyle titredi. Telefonu eline aldı ve Şükriye Hanım'ı aradı:
-Alo.
-Efendim kızım. Söyle, bir gelişme mi oldu?
-Evet teyzeciğim. Yalnız şimdi beni dinleyin ve dediklerimi harfiyen uygulayın. Bunu Hakan için yapmalısınız.
-Dinliyorum kızım söyle hemen.
-Hakan'ı arayın. Açana kadar ısrarla arayın ve çok rahatsızlandığınızı hatta hastaneye kaldırıldığınızı falan söyleyin. Mümkünse sesiniz de bunu doğrular şekilde olsun.
-Neden Mine? Neler oluyor?
-Zamanımız kısıtlı. Lütfen onu hemen arayın ve böyle söyleyin. Hakan sesinizi duyduğunda sadece hasta olduğunuzu düşünsün. Onun için endişelendiğinizi değil. Eğer onu buna inandıramazsınız, yanınıza gelmeye ikna olmaz ve o zaman da sonuçlar çok acı olabilir.
Şükriye Hanım sesi titreyerek cevapladı:
-Anladım kızım. Elimden ne geliyorsa yapacağım. Fakat aklıma bir şey takıldı.
-Dinliyorum.
-Eğer şu an için bir tehlike varsa neden Hakan'a tehlikede olduğunu, oradan ayrılması gerektiğini söylemiyoruz?
-Çünkü böyle bir durumda Hakan savaşmak, mücadele etmek isteyebilir. Ve asla o kadını bırakıp geri dönmeyecektir.
-Peki böyle bir fikir aklına geldiği halde neden en baştan söylemedin?
-Bu daha yeni aklıma geldi inanın. Hakan'ın size olan sevgisinin ve bağlılığının onu yanınıza getireceğini düşündüm. Sanırım insan en çaresiz kaldığı anda en iyi fikri üretiyor.
Mine için gerçek çok farklı olsa da böyle söylemeyi yeğlemişti. O Hakan'a hiç bir şey olmamasını ama Selin'in cezasını çekmesini istiyordu. Murat'tan yardım istemesinin sebebi de başından beri buydu.
Şükriye Hanım tüm bunlardan habersiz, kendisine söylenenlere inandı:
-Peki kızım. Hemen arıyorum.
Şükriye Hanım sahiden de telefonu kapatır kapatmaz Hakan'ı aradı ve Mine'nin söylediklerini aynen tekrar etti. Tabi sesini son derece bitkin ve halsiz bir tonda kullanarak. Hakan telaşlanmıştı. Sanki araya sıkışmış gibi durmadan:
-Ne olacak anne? Ne yapacağız?
Diyip durmuştu. Şükriye Hanım ise bunu kendi lehine kullanmış:
-Bilmiyorum oğlum, bir daha göremezsem seni, hakkım helaldir demişti.
'Ablanların haberi yok birazdan onları da arayacağım' diye ekleyerek işini sağlama almıştı.
Hakan bunun üstüne annesine böyle konuşmamasını söylemiş, titrek bir sesle hemen yola çıkıp yanına geleceğini anlatmıştı. Annesinden metanetli olmasını istiyordu.
Şükriye Hanım telefonu kapattığında Hakan, bahçeli evi toplamakla meşgul olan Kenan'la Selin'e dönmüş çaresizce ellerini kaldırmıştı:
-Annem. Çok hastalanmış.
Bu yeni haber ikisini de şaşırtmıştı. Selin Hakan'a yaklaşıp kolunu tutmuş ve onu sakinleştirmeye çalışıyordu:
-Önemli bir şey değildir umarım. Sabah konuşmuştunuz daha gayet iyiydi öyle değil mi?
-Evet ama şimdi hakkını helal etmekten söz ediyor. Ben... Onun yanına gitmeliyim.
Selin şaşkınlıkla ağzını açmış fakat bir şey söyleyememişti. Hakan ani bir kararla Kenan'a döndü ve:
-Abi. Senden bir şey isteyeceğim. Çok oluyorum farkındayım ama başka bir çarem yok.
Merakla cevaplamıştı Kenan:
-Söyle bakalım.
-Abi, sen burada bugün kalsan, yani Selin'i sana emanet etsem? Ben... Onu geri götüremem. Ve burada yalnız kalmasına da asla razı olamam. Ama gitmeliyim. Eğer anneme bir şey...
Kenan içinde kopan fırtınayı bastrmaya çalışarak dudaklarını kemirdi ve Hakan'ın yanına gidip onu susturdu:
-Öyle bir şey olmayacak. Biraz güçlü ol.
Hakan'ın bakışları karşısında ezilip başını öne eğdi ve devam etti:
-Selin'i merak etme. Ben kalırım.
Selin duydukları karşısında şaşkına dönmüştü. Eğer o Selin'le kalmaya razıysa onun için hiç bir problem yoktu. Gerçi Selin üçünün beraber kalmalarını ve Kenan'ın onu deli gibi kıskandığını görmeyi tercih ederdi ama olsun yüzleşme yüzleşmeydi. Ve görünen o ki herşey planladığından daha çetin olacaktı.

ŞİMDİ OKUDUĞUN
Yanılgı
Ficción GeneralArkadaşına onun hayatıyla ilgili tavsiyede bulunurken her şey kolay görünmüştü gözüne. Ama sözlerinin kör bir kurşun gibi hayatını delip geçeceğini tahmin edememişti.