Multimedya: Ceren
**
''Ulan erkek papatya! Öpüp durma yanaklarımı tuvalet pompası gibi ya. Bak Alp yok diye gevşeme hemen. Çaça'ya dövdürtürüm seni.''
''Kıza, o kaynak denen şeyden yaptırmasaydım, valla babası okulu basıp beni vururdu. Kurtardın beni Dilaşkım.'' Hala yanaklarımı sıkıp, öpmeye devam ediyordu.
''Tamam kes. Pizzamı ısmarla yoksa kızın babasından önce ben vururum seni.''
''O iş kolay Dilaşkım. İnan ejderham olsa ateşinde mangal yakar onu yediririm sana. Ama biliyorsun, şartlar el vermiyor.'' Yanaklarımı bırakıp, ellerini iki yana açtı. Yanaklarımı şişirip seslice ofladım. Kantine inmek yerine neden sınıfta Akın'la kalmayı tercih etmiştim ki?
Çağatay elinde kakaolu süt ve sodayla içeri girdi. Kakaolu sütü uzatıp yanıma oturdu. Her zaman ki hortumlama taktiğimle içmeye başladım. Akın kutuyu elimden çekip kalan sütü sömürdü. Elinden almaya çalışınca da kaçarak sınıftan çıktı. Çağatay kolumdan tutup tekrar yerime oturttu.
''Şimdi onu boşver. Ee nasılsın bakalım güzellik? N'aptınız dün anlat bakalım.'' Burnumu sıktı.
''Alp, Ceren'i seviyor.''
İçmek için ağzına götürdüğü soda şişesi havada kaldı. Yüzün de şaşkınlıkla karışık, normal bir hava vardı. ''Bunu Alp mi söyledi?''
''Hayır, itiraf etmedi ama anladım. Annesine benzeyen kadınını buldu sanırım.'' Gülümsedim. ''Alp gözümüzün kalbinde biri varmış meğer, ondanmış bu durgunluğu. Bir de.. Annesinin yokluğu yüzünden tabi. Alp ve Ceren'i birbirine ayarlama çalışmalarına başlasak iyi olur.''
''Ceren, Melek teyzeye benziyor ama tamamen dış görünüş olarak. Sırf bu yüzden Alp'e onu ayarlamak saçma olmaz mı?'' söylediğinde haklıydı aslında, yüzümü buruşturdum. ''Melek teyze, melek gibiydi. Ama Ceren, melek yüzlü bir şeytan.''
''Sonuç olarak Alp'i mutlu edecek birisi. Bizimle düşman olması umrumda değil. Yeter ki Alp'le iyi olsunlar, Alp mutlu olsun da.'' Omzumu silktim.
''Tam aile saadeti isteyen kaynanalara döndün haa.'' Saçımı karıştırdı. Gülüşürken Ceren sınıfa girdi. Etrafına bakıp yanımıza yaklaştı.
''Geldi yine kendini kaya sanan, kaldırım taşı.'' Ağzımın içinden mırıldansam da Çağatay duyup kıkırdadı.
''Selam Çağatay, Alp yok mu?'' yanımızda durup sıraya yaslandı.
''Şirkete gittiği için gelmedi. Bir sorun mu var?''
''Yo, hayır. Arkadaşımın doğum günü partisine çağırdım da, gelecek mi onu öğrenecektim.'' Yüzüme hiç bakmıyordu.
''Gelecek.'' Dedim ben de ona bakmadan.
''Nerden biliyorsun?''
''Dün aradığında beraberdik. Çok mutlu oldu teklifine. Bugün seni arayıp kabul ettiğini söyleyecektir.'' Yalan söylemiştim, Alp hiç hevesli değildi. Ama onları yakınlaştırmak için bunu yapmak zorundaydım.
''Gerçekten mi?'' gözlerini pörtletip, ellerini birbirine vurdu. Çağatay'da en az onun kadar şaşkın gözlerle bana baktı. ''Ta-tamam. Bunu duyduğuma sevindim.'' Çağatay'a baktı. ''Sen de gelsene. Takılırız.''
''Yok, sağol. Ben sevmem öyle partileri felan. Siz takılın.'' Elini omzuma attı.
''Peki.'' Diyerek başını salladı Ceren. Bana dönüp ''İstersen sen de gelebilirsin.'' Ne kadar da kibar gözükmek için teklif etse de, yüz ifadesinden beni istemediği rahatça belli oluyordu.
ŞİMDİ OKUDUĞUN
3D #WATTYS 2015
Fiksi RemajaElimizdeki tek hayat felsefesi yemek yemek, tek içkisi kakaolu süt olan, yıllar önce ilk defa aşık olup aldatılan, bukalemun gözlü ''Deli, dolu Dila''yı kardeşlik kasesine atıyoruz. Ardından gözünü açtığı andan itibaren arkadaşlık ettiği Çağatay'ı...
