Beklenmedik

158 8 8
                                        

Multimedya; Derin

İyi okumalar...




"Kardeşine."

dedi gözlerini kaçırırken. Cidden kardeşim miydi? Onu üvey kardeşim olmasının yanı sıra; annemin hayatını söndüren, yaşamayı bile hak etmeyen, insan müsveddesi olarak görmeyi tercih ediyordum. Çünkü hiçbir zaman doğruları göz ardı etmeyen biriydim ve bu sıfatların hepsi tam doğru olarak Cenk'e uyuyordu.
Gözlerimi sinirle yumarken, içimden birkaç saniye sayıp yumruğumu sıktım.

"O kelimeyi tekrar kullanma! Benim için böyle bir şeyin olasılığı yok."

dediğimde beni dinlerken hala ayaktaydı ve başını öne eğip banka yerleşti. Gözleri beni bulurken, yüzünü süzdüm. Değişmişti. Eski dayımdan eser kalmamıştı. Saçları dökülmüş, geniş alnını ortaya çıkarmıştı. Gür kara sakalları aralardan çıkan beyazlarla beraber grinin bir tonunu andırıyordu.

"Bak oğlum. Aklı başında bir insan olarak, Cenk'in gelecekte olan bir olayda suçsuz olmasına rağmen hala onu haksız çıkaramazsın."

dediğinde şakaya vurarak muzipçe gülümsedim. Devam ettiğinde beni ikna edemeyeceğini elbette ki biliyordum.

"O daha ufacıktı. Bir bebek."

dedi gülümseyerek. Bu tebessüm komiklikten ziyade hüzünlü bir gülümsemeydi. Onu anlamakta zorluk çekmiyordum aslında. Aksine dediği tüm fikirlere aynı görüşteydim. Fakat beni Cenk'ten uzaklaştıran, nefret etmeme tuz biber olan başka sebepler vardı. Derin bir nefes alırken, içimdeki kötülükleri dışarı akıtırcasına nefesimi dışarı verdim.

"Dayı,"

dedim kelimeyi söylerken, duymaması için çaba sarfediyordum sanki; veya ağzımdan kaçmıştı belki de. Ona dayı demek içimden gelmiyordu desem doğru söylemiş olamazdım ama demek istemiyordum işte. Yüzüme sert ifade takınarak kelimemi düzelttim ve devam ettim.

"Bak Başaran, bana onu savunacaksan bu diyalog bir daha tekrarlanmasın. Böyle gereksiz düşüncelerin için çağırma beni buraya."

dediğimde, ayaklarım benden bağımsız uzaklaşıyordu oradan. Bu sohbetten hoşlanmamıştım. Bunu açık bir şekilde karşı tarafa ilettiğimi düşünüyordum ve dayımın da bir ihtimal bunu anlamasını temenni ediyordum.

"Umarım pişman olmazsın, Doruk."

dediğini arkamdan biraz duyabilmiştim. Bunu da her zamanki gibi dikkate almadan ilerledim. Ben pişman olmazdım, pişman ederdim.

Miray'ın ağzından;

Bir kez daha kapattım çalan telefonumu. Bu kez Fatma'ydı arayan. Bundan bir önceki Atakan, daha önceki Derin, bir önceki yine Atakan'dı. Hiçbir telefonu açmıyor sürekli meşgule alıyordum.
Bugün Derin'e ayıp ettiğimi düşünerek son anda fikir değiştirmiştim ve Doruk'un evine sahte ev sahibi rolü ile gitmiştim. Olay giderek karmaşıklaşırken, araya bir de Atakan girmişti ve sinirlerim bozulmuştu. Onunla konuşmak istesem de konuşmamamın daha iyi olacağını düşündüm. Tekrar telefonum titrerken arayanın Atakan olduğunu telefon rehberine kaydettiğim kocaman ' ÖKÜZ :* ' yazısıyla anlamıştım. Bu kelime ona hala cuk diye oturuyordu fakat sona eklediğim öpücük emojisi yerine göz deviren surat olsaydı tam olurdu. Sanırım bu kez iç sesime yenik düşüp açacaktım.

"Miray."

dedi açmamla beraber. Sesimi çıkartmadan beklediğimde telaş ve aceleyle konuşmaya başladı.

"Bak, sana yemin ediyorum Damla umrumda bile değil. Seni çok seviyorum, Miray. Ya aniden öptü ve ben.. Şaşırdım ve şaşkınlıktan bir an geri çekilmek aklıma gelmedi. Aslında geldi ama.. Ben ne diyeceğimi bilmiyorum."

Yayımlanan bölümlerin sonuna geldiniz.

⏰ Son güncelleme: Jun 20, 2016 ⏰

Yeni bölümlerden haberdar olmak için bu hikayeyi Kütüphanenize ekleyin!

TEHLİKEHikayelerin yaşadığı yer. Şimdi keşfedin