mediadaki- Damla ve Ufuk ( Yağmurda tartışırken) ve bölüm şarkımız...
****
Damla, sol yanındaki acıyı daha derinden hissetti. Sevdiği adama bu kadar yakından, bir o kadarda uzak olmak çok zordu. Nefesinin kesildiğini hisseder olduğunda, elindeki kıpırtının eşliğinde gözlerini kapadı. Ama yanağından birkaç damlanın süzülmesine mani olamadı. Ufuk, endişe ile başını kaldırıp Damla'ya baktı. Hala uyuduğunu fark ettiğinde, sıkıntı ile nefes verip, sandalyesine yaslandı. Ama sağ eli hala Damla'nın elindeydi.
"Uyan artık. Damla, ben seni çok özledim.'' Diye mırıldandı. Onu duyan Damla'dan habersiz döktü içindekileri.
"Canım acıyor. Sen bana ne yaptıysan artık, hayatımda hiç olmadığı kadar çok canım acıyor. Sanki ölüyorum. Neden böylesin? Neden? Kalk artık Damla. Bana bir cevap ver. Konuş artık. Lütfen... Beni sevdiğini söyle. ''
Yine cevap yoktu. Ufuk elini Damla'nın ellerinden çekerken, onun gözlerinden süzülen yaşları fark etmedi. Damla haykırmak istiyordu ama tutuyordu kendini. Gözlerini hiç açmadan, kalbine direniyordu. Ufuk, çaresizce ayaklanıp, odanın kapısına yöneldi. İçindeki savaşa bir son veremezken, tek istediği hava almaktı. Koridora çıktığında hala eli kapının kolundaydı. Kalbi o kapıyı kapama dese de, ona inat kapadı. Yorgun adımlarını sevdiğinden uzağa yöneltti.
Duman, Ufuk'un gidişini izliyordu. Ona görünmeden, Damla'nın odasına girdi. Genç kıza yaklaşıp, kulağına eğildi.
"Uyanıksın biliyorum.''
Damla korkuyla titrerken, hala gözlerini açmamak için direnmeye devam ediyordu. Duman devam etti.
"İyi dinle beni. Gayet iyisin. Şimdi aç gözlerini. Ufuk yaşasın istiyorsan aç şu gözünü.''
Damla hiç istemese de gözkapağını aralayıp, siyah gözlerini nefret ettiği yüze odakladı. Duman, ukalaca sırıtıp, sağ eliyle Damla'nın çenesini sıkmaya başladı.
"Şimdi ben ne söylüyorsam harfiyle yapacaksın. Anladın mı? Eğer Ufuk'un zarar görmesini iste...''
"Tamam... Tamam yapacağım. Ne istiyorsun?''
Duman hoşnut olmuş bir halde elini çekip, Ufuk'un kalktığı sandalyeye oturdu.
"Yola geliyorsun. Şimdi dinle bakalım...''
****
Ufuk, geri döndüğünde karşılaştığı sadece boş odaydı. Şaşkınlıkla toplu yatağa baktı.
"Damla?''
Yanından geçen hemşire "Hastamız az önce taburcu oldu.'' Dedi. Ufuk şaşkınca bakıp "Bu kadar çabuk mu? Hangi ara uyandı da gitti?'' dedi.
Hemşire omuz silkip "Başhekim çıkabilir dedi. Bizde çıkardık.'' Deyip uzaklaştı. Ufuk anlamaz bir halde telefonunu alıp Damla'nın numarasını tuşladı.
"Aradığınız numaraya şu an ulaşılamıyor...'' Derken öfke ile kapatıp, koşarak çıkışa yöneldi. Çınar ağaçlarının sararmış yapraklarına bastığında hala etrafına endişe ile bakıyordu.
"Damla? Neredesin?''
****
Damla, pencerenin yanındaki tekli koltuğa çökmüştü. Üzerinde, açık mavi pijamaları varken, ayaklarını büküp koltuğa koymuştu. Öylesine dışarıda yağan yağmurun, cama dokunuşunu izliyordu. Beyni ve kalbi ise tamamen kaybolmuştu. İçinden çıkamadığı bu durum onu delirtecek gibiydi. Duman'ın sözlerinden sonra o odada nefes alamamıştı. Zaten nasıl oldu bilmiyordu. Başhekim emir vermiş ve onun taburcu olmasını istemişti. Damla'da bu konuyla çok fazla kafa yormayıp, Kaya'nın evine gelmişti. Şimdi de Duman'ın isteğini düşündükçe, deliriyordu. Gidip Ufuk'a her şeyi anlatmak istese de onun hayatı için vazgeçiyordu. Başının dönmesine, mide bulantısına aldırmadan "Yapamam. Allah'ım güç ver. Nasıl kurtulacağım bu işten?'' diye fısıldadı. Kaya, Damla'nın yanına adımladı.
ŞİMDİ OKUDUĞUN
FIRTINA
RomanceTESADÜF ADLI HİKAYEM DEKİ UFUK VE DAMLA'NIN MACERA DOLU AŞK HİKAYELERİ. UMARIM ÇOK BEĞENİRSİNİZ. ***** Bazı anlar vardır hayatında. Sözlerin boğazında güğüm olduğu, seni nefessiz bırakan anlar. O an durur düşünürsün. Kalbime esen ne? Rüzgâr mı? Ufak...
