19

1K 98 30
                                        



Dün akşam kalbi durmuştu.
Gittiğini düşünmek bile bana akıl almaz derecede acı yaşatırken , olmuştu işte.
Cihazın sesi kulağımı tırmalarken ağlamaya başlamıştım bile.
Onun yerinee benim olmam gerekiyordu.
O kabloların altında o depil benim olmam gerekiyordu.
Ve bu haksızlıktı.
Her şeyi onun iyiliği için yapmıştım ama amacıma ulaşamamış hatta sapmıştım.
Küçük bedenine şok verirken onu harelet etmeden izledim.
Her şey donmuştu adeta.
Çığlıklarım koridorda yankılanmasıya yere oturdum.

.
Hızla ayağa kalktım ve camın önüne geldim. Doktorlar kapıya yöneliyorlardı.
Canım aşırı derecede acıyordu.

Doktorun kapıyı açması ile dibinde bittim.
-"Buna kısa süreli kalp krizi diyoruz." Dedi üzerini düzeltirken. "Bazen kalbi duruyor, kısa zamanlı."
-"Durumu nasıl peki?" Dedi yanımdaki Claire adeta aklımı okurcasına
-"Şuan hiç bir şeyden emin değiliz" dedi doktor yanımızdan ayrılırken.
Kafamı yeniden ona çevirdim.
Son konuşmam üzerinden iki gün falan geçmişti ve ben bu kapının önünden bir and dahi ayrılmıyordum.
Çocuklar turu yarıda kesip buraya dönmüşlerdi ayrıca çoğu zaman yanındaydılar.
Hatta nöbetleşe gibiydiler. İkili geliyorlardı. Ayrıca annemlerde gelmişlerdi.
Ve Skylar'ın arkadaşları.
Hemşireden izin aldıktan sonra içeri girdim.
Geçenki gibi sandalyeye oturduğumda daha çok incelen vücuduna baktım.
Resmen gözümün önünde eriyordu. Ve ben bunu önlemek için hiç bit şey yapamıyordum. İşe yaramazdım kesinlikle.

Odadan çıktıktan sonra her zamanki oturduğum koltuğa gittim. Kafamı ellerimin arasına alırken nefesimi düzene sokmaya çalıştım.
Onu gerçekten özlemiştim.
Saçlarını öpmeyi
Kokusunu doya doya içime çekmeyi .
Sarılmayı
Dudaklarına dokunmayı.
Beraber uyumayı
...

Uyandığımda hala aynı koltuktaydım ve üzerimde ne zaman örüldüğünü bilmediğim siyah bir örtü vardı.
Örtüyü kenara çektim. Ve saçlarımı karıştırdım. Etrafıma baktığımda resmen hiç kimsecikleri yoktu. Odaya baktım. Orada da meleğimden kimse yoktu. Neredeydi herkes?
Duvardaki saat 8 i gösteriyordu. Ben kaş saattir uyuyordum ki?
Ayağa kalktım ve hiç düşünmeden odaya girdim.
Yeniden o sandalyeye otururken avuçlarıma minnak elini aldım.
Claire in dediğine göre 1 haftadır uyuyordu . Bana ise hastaneye kalktığı hemen söylenmemişti.
Konser sonrası Sam telefon etmişti. Numaramı nerden bulduğunu bilmiyordum. Ama ona minnettardım.

-"Hey canım." Dedim kesikçe bir nefes alarak "Yine benim. Gelmemden rahatsız olabilirsin ama ben o camın arkasında sana bakamıyorum bile. Sen şu dünyada beni anlayan tek kişiydin. Ve ben sana bir şeyler anlatırken çok rahatlıyordum. " dedim düşünmeden konuşuyordum.
"Sen hastaneye kaldırmadan önceki hafta resmini okula vermiş ve dün haber geldi." Dedim gülerek
"Kazanmışsın bebeğim. Sen kazanmışsın. Bir şey değiştirecek mi bilmiyorum sadece söylemek istedim. Doktor seninle konuştuğumda beni duyduğunu söyledi yani bilinç altın o kadar kapalı değilmiş." Bekledim derin bir nefes aldım ." Bir kaç saat önce kalbin bir kaç saniye durdu ve ben "dedim "Ben hayatımda hiç o kadar acı çekmedim. Bir iki saniye bile olsa , berbattı. Nefes alamadım. Korktum, canım acıdı." Çoktan ağlıyordum." Bir daha lütfen bana bu acıyı yaşatma tamam mı? Her neyse . " dedim elini tutarken "Beni bırakmayacaksın değil mi? Keşke cevap verebilsen, veya parmağını oynatsan?"
Bu imkansızdı. Sadece konuşuyordum. Haftalardır gram oynamayan yüzüne baktım .Gözlerimin önünde soluyordu adeta.
"Seni seviyorum, çok hemde. Sen beni sevmiyorsun hatta nefret ettiğinden eminim . Sadece bil istedim, seni sevdiğimi." Omuzlarımı silktim. Ve buz gibi olan yanaklarını okşadım.
"Seni gerçekten çok seviyorum. Seni görmeye gelen o kadar kişi var ki. " dedim konuyu değiştirmek için ."Hepsi günlerdir burada. Çoğunu tanımıyorum. Okuldan galiba." Dedim gülerek ." Gerçektende seni seven çok kişi var."

Anlına öpücük bir öpücük bıraktım ve yeniden oraya oturdum.
"Doktorlar durumundan emin değiller. Ben yapacağını biliyorum ama. Yani herkes bana gelip bunu söylüyor ama ." Dedim ağlayarak "Bunları söylerken sanki kendileri o kadar korkmuş bakıyorlar ki. Sanki bundan emin değillermiş gibi. Ama ben biliyorum." Dedim gözlerimi elimin tersi ile silerken ."Sen çok güçlü birisisin. Ben senin kadar güçlü değilim. Öyle gözükmeye çalışıyorum ama pek başarmış gibi gözükmüyorum. Sence? " güldüm ve arkama yaslandım. "Seni çok seviyorum, hemde çok ve ben sensiz ne yaparım bilmiyorum. Gerçekten bilmiyorum, bunu her düşündüğümde resmen boşluğa düşüyorum. Ve ben bundan sıkıldım. Ben güne sana sarılıp uyanmak istiyorum. Hep yanımda olmanı istiyorum. ." Sustum ve ona baktım. Daha çok kalırsam hüngür hüngür ağlayacağımı biliyordum. Elini hala tutuyordum arkama döndüm ve tam bırakacakken geri döndüm.
Hiç filmlerdeki gibi değildi. Son anda parmağını oynatıp seni seviyorum demiyordu. Demiyecekti. Biliyordum.

Güldüğünde yanaklarında çıkan gamzelerine kadar özlemiştim onu.
Onunla ilgili olan her şeyi.
Benim ile anlamsız ama sonunda genelde benim özür dilediğim kavgaları.
Saçlarının kokusunu.
Uyumadan önce bana sımsıkı sarılmasını...

Ve ben artık bunları hayal etmek istemiyordum. Şuan evde olup ona sarılmak istiyordum. Aptal bir hastanede, camın arkasında ona aplayarak bakarak değil.
Mutlu olmasını istiyordum. Ama o asla benim yanımda mutlu olmayacaktı. Bunu da biliyordum.
Ben gerçekten bencil bir insandım ve onu hak etmiyordum.
Bir yandan da ona sarılıp uyumanın düşündeydim ama bir daha asla böyle bir şey olmayacaktı.
Ben ise sadece hayallerimi en fazla rüyalarımda görecektim.
Mutlu olacaktı ve bu bana yeterde artardı.
Beni unutacaktı.
Kendisini seven adam olarak kalmayacaktım ben.
Onu oynatmış ve yalan söyleyen kişi olarak kalıcaktım.
O başkalarına seni seviyorum derken ben ağlayacaktım. Başkaları benim hayallerimi yaşayacaktı...
O hayallerin benim olduğunu bilmeden.
Ona başkasının dokunmasını bile aklım almıyorken , gerçeklerin bunlar olması acıydı.
Gerçekler zaten hep acıydı ki.

Uyanınca ne olacaktı?
Bir daha ona yakın olamayacaktım. Onun elini bile tutamayacaktım.
Düşman gibi yaşayacaktık. Şu oyundan önceki gibi yani.

Kapanmak üzere olan üzere olan gözlerimi kaşıdım. Uyumak falan istemiyordum. Onu be onun harika ismi ile nitelendirebileceğimiz yüzünü izlemek istiyordum.

-"Hey uyanacak mısın?" Dedim bakarak "Uyan artık. Gerçekten herkes üzülüyor. Bende." Acucunun içini öptüm. "Seni özledim. Hemde çok. Sen yokken hayat çok saçma geliyor ." Dedim kafamı kolunun yanında boş kalan yatağa koyarak. "Resmen günler geçmiyor. Nefes alamadığımı hissediyorum . Bu berbat bir şey. Doktor Claire'e her şeye hazırlanın demiş. Ne demek bu şimdi? O s*kik doktorun yüzünü darma dağan etmek istiyorum. Bu normal mi? " ağlamadan konuşuyordum . Sanki hiç bir şey yokmuş gibi konuşuyordum. "Bence normal değil. Bi şey yapmasa bile insanları dövmek istiyorum. Nedenini bilmiyorum ama. Herneyse." Dedim burukça sırıtış yüzümü kaplarken. "Seni seviyorum." Anlına bir öpücük bıraktım. Ve odadan bir daha girmemek üzere çıktım.

-----

Heeyy
Bu böyle geçiş bölümü olsun diye yazdım
Ayrıca çok fazla istek vardıı
Şimdii
Skylar ölsün mü
Ölmesin mi
Fikirlerinizi yazıııın
xxxxx
Hallucinate e göz atmayı unutmaayıın

paint • cameron dallasBağımlısı olacağınız hikayeler. Şimdi keşfedin