Uyandığımda baş ağrımdan eser kalmadığını hissettim. Yan tarafımdaki dijital saat 6:45 gösterdiğini gördüğümde şaşırmadım değildi. Kim o saatte isteyerek uyanabilirdi ki?
Beyaz yorganı üzerinden hızla çektim ve yatağı düzelttim. Salona doğru ilerledim. Bir yandan da evde hiç kimsenin olmamasını istiyordum . Aynanın üzerine yapışmış sarı not u elime aldım.
Spordayım. Buzdolabında bir şeyler var ve kıtafetlerin hala yaşlar.
Banyoya gidip giysilerimi elime aldım. İçerideki converslerimi giydim ve evden çıktım.
Asansöre bindim ve beşe bastım. Aynadaki görüntümü gördüğümde nedensizce güldüm.
....
-"Ne! Aklını mı kaçırdın sen!"
-"Hayır" dedim koltuğa otururken
-"O salakla iş birliği yapmak mı! Başından neler geçtiğini hatırlamıyor musun sen! Aaa sen hatırlamıyorsan hatırlatayım ben!"
-"Hatırlıyorum!" Dedim ona bakarak. Yüzündeki o şaşırmış ifade yerle bir oldu ve karşıma oturdu
-"O zaman Skylar? Bile bile canının daha çok acımasına göz mü yumacaksın? Jeff de de öyle oldu "
-"Biliyorum, bunuda şu haberlerin son bulası için yapıyorum. İşler yolunda gitmezse"
-"Bırakır mısın? Bu çocuk oyuncağı olarak görme"
Kafamla onu onayladım.
-"Kalbinin kırılmasını incilmeni istemiyorum Sky" bekledi "Bu duyguyu en iyi bilenlerden biri sensin. Ben veya o değil?" Arkasına yaslandı " Ee nasıl olacak?"
-"Bir kaç ay dedi, gerisini o halledecek. "
-"Akıllıca .. Ondan mı çıkmış bu dahiyane fikir?" Dedi gülerek
-"Menejeri galiba, pek sormadım" dedim omuzlarımı silkerken. "Ee teyzen nasıldı?"
-"Teyzemi seviyorum ama o veletleri değil" gözlerini sıktı "O kadar yaramazlar ki ıyy" onun bu haline güldüm.
-"Senin nasıldı?"
-"Hiç uyudum " dedim kısa kesmek için .
Bugün okula gitmiyecektim . Claire de gitmek istemediğini söyledi ve odasına gitti. Ben ise çizgi film izlemeye başladım. Claire telefonumu bulmuştu ve bana vermişti.
Süngerbob izlerken telefonumun titremestle kızarak filmi durdurdum ve telefonumu alıp hemen açtım.
-"Alo ?"
-"Benim" dedi nefes nefese
-"Katil falan arkandan mı koşturuyor?"
-"Ne! Hayır koşudayım" bekledi her sabah 6 ve 7 arasında spora giderim"
Ne! Gerçek misin sen
*e tabi nasıl öyle oldu çocuk!
-"Hey orda mısın?" Evet diyince devam etti "Gün içinde sana bir elbise be ayakkabı gelecek onları giy ve 8 gibi seni alırım"
-"Hemen mi?" Dedim sızlanarak. Cevap vermedi
-"8 de hazır olmuş ol"
Ve yüzüme kapadı.
-
Paket öğlen gelmişti. Saat 4 olduğunda Claire beni zorlujla koltuğa oturdu ve maşayı prize taktı. Düzsaçlarımı parmağına doladı
Bana bir şey demeden güzel salınık bir topuz yaptı. Sonra çok az makyaj yaptı. Gerçekten makyajı sevmiyordum.
Elbiseyi paketinden çıkarınca şok geçirdim. Elbise gerçekten çok hoştu. Siyah dizin biraz daha üzerinde biten siyah bir elbiseydi.
-"Claire!"
Koşarak yanıma geldi
-"Noldu!" Dedi elini kalbinin üzerine koyarak
-"Elbiseye bak!"
-"Ne var çok güzel aşırı güzel!" Dedi elbiseye ağzı açık bakarak.
-"Evet sorun bu!"
Bana sinirle baktıktan sonra elbiseyi zorla giydirdi. Kısa Siyah topuklu botları bana verdi. Hazırlandıktan sonra bana baktı.
Ellerini çırptı.
-"Saat 7.50" dedi gülerek.
Kapı çalınca bana baktı
-"Odamdayım kapıyı kapat ve aptalca bir şey söyleme!" Ben bir şey demeden kendini odaya kapattı.
Kapıyı açtığımda takım elbiseli Cameron bana sırıttı. Gözlerini üzerimde gezdirdi.
-"Olmuşsun, " dedi .Üzerime montumu aldıktan sonra kapıyı kapadım.
Restoran gerçekten lüks bir yere benziyordu.
Arabadan indi ve kapımı açtı. Teşekkür ettikten sonra içeriye doğru ilerlemeye başladı.
-"Çıkışta burada olurlar. Kimseye gülümseme ve masada bana bağırma kızmada sadece gül"
-"Neden"
-"Sadece gül!" Dedi bana bakarak "Gül?" Zorla sırıtınca güldü "Aynen böyle!"
Kapıdan içeri girerken sıkıca belimi kavradı.
-"Sus" girişteki adama "Cameron Dallas" dedi ve garsonu izlemeye başladık.
Onu herkesin tanıdığına emindim. Garson bile bana uzun uzun bakmıştı. Hiç kimseye bakmadan ilerlemeye başladım.
-"Bu kadar gergin olma " dedi sandalyemi iterken. Karşıma geçince konuştum
-"Nasıl olmayayım! Herkes biz bakıyor"
-"O Zaman alışmaya bak" dedi elindeki menüye göz gezdirirken.
Garsona istediklerimizi söylediğinde konuşmaya başladı.
-"Ee naber?"
-"Ne olsun? Hayatımı mahveden bir spastik ile yemek yiyeceğim " sırıtmayı unutmadım.
Güldüğünde bende zorla güldüm.
-"Geldiler" dedi pencereye hafifçe bakarak. Daha gerildiğimi hissettim.
-"Sakin olur musun?" Masanın üzerindeki elimi sıkıca tutunca ona baktım.
-"Sus?" Dedi zorla sırıtırken. Konuşurken elini elimin üzerinde okşarcasına gezdiriyordu.
Yemekler gelince hızla elimi çektim.
Yemekte bana bir kaç kere sırıttı.
-"En sevdiğin spor" dedi peçeteyle ağzını silerken. Obtabağunı bitirmişti ben ise daha yarısına gelmiştim.
-"Spor yapmam küçükken jimnastik yapardım o kadar"
-"Bir insan nasış spor yapmaz!" Dedi arkasına yaslanırken
-"Benim gibiler" dedim gözlerini iyice açarken "Sen?"
-"Koşmayı seviyorum" kafamı devam et anlamında salladım "Hergün düzenli bir şekilde uyduğum prpgramım var. Diyetisyenlerim vesayreler tarafından"
-"Hiç kendin bir şey yapamıyor musun?"
-"Hayır" dedi üzgün bir ses tonu ile "Yiyeceğim her şey, yada gideceğim yerler, akşam hangi arkadaşlarımla geçireceğim. Hayatını kontrol edememek berbat bir şey! İnsanlar ne der ne demez diyecekleri için yaşıyorsun sanki" bekledi"Bu berbat bir duygu sanki kendi iplerin onların elindeymiş gibi. Sen sadece oyuncusun. Ne derlerse onu yapıyorsun. Şuanki gibi"
Ünlü , fenomen olmayı güzel bir şey diye düşünürdüm, ama öyle bir şey olmadığını şuan daha yeni öğrenmiştim.
-"Bu çok kötü bir şey" dedim ağzımdaki lokmayı çiğnemeyi durdurarak
-"Biliyorum, insanlar işimin sadece parıltılı tarafını görüyorlar" dedi bana bakarak
-"Hiç mi kendi istediğini yapmıyorsun peki?"
-"1 ay sonra belki 2 ay sonramdaki bile yapacaklarım programlı"
-"Bence bu programı biraz aşmalısın" dedim peçeteyle ağzımı silerken
-"Nasıl? Buna uymam lazım ama!" Dedi sırıtırken
-"Lütfen ama çoğu kişi senin yaşında olmak istiyor. Git gençliğini yaşa biraz!" Arkama yaslandım
-"Tamam. Nasıl yapıcam peki?"
-"Imm sana yardım ederim"
-"Harika" güldü ."Hey sana bir süprizim var"
-"Ne süprizi?" Dedim cebindeki kututu çıkarmasını izlerken.
-"Gözlerini kapa" ona ne desem beni tınlamadı.
Arkama geçti ve kolyeyi yavaşça taktı. Sonra boynuma bir öpücük kondurdu. Huylandığım için kıpkırmızı kesildim. Hala dudaklarını tenimde hissederken konuştum
-"Napıyorsun!" Sandelyesine oturdu
-"Basına koz veriyorum" bekledi" Yoksa sen utandın mı?" Dedi gülerek "Bu sadece bir oyun"
-"Biliyorum ama bu kadar yakın olmamızı gerektirmiyor" ellerini suçsuzcasına kaldırdı
-"Tamaam"
Kolyeye bakmaya başladım. Ucunda yıldızı olan çok hoş gri bir kolyeydi. Biraz da pahalıya benzemiyor değildi.
-"Çok güzel.. Gerçekten "
-"İsmini çağrıştırsın diye" bekledi "Gökyüzü ve yıldız" dedi çok samimi gülerek
***Sky gökyüzü demek****
Devam etti"Gökyüzümün tek yıldızı? Sadece benim" dedi bana bakarak. Dediği şeyle şok olarak ona baktım. O ise daha çok rahat gözüküyordu. Bana sırıttı."Sadece bir iltifat" dedi gülerek. Ona ağzım açık bakmak yerine sırıtarak karşılık verdim. Ne yani bu benimle flört falan mı ediyordu!
ŞİMDİ OKUDUĞUN
paint • cameron dallas
FanfictionBelkide o gün başımdan aşağı beni boyaya bulamasaydın senin, hayatımı o siyah beyaz filmlerden renkli bir hayat hikayesine dönüşmesine göremeyecektim... ~ Şikayetçi: Skylar Grey Şikayet sebebi:Vandalizm Şikayet edilen kişi: Cameron Alexander Dallas...
