.i. hello .

666 42 115
                                    




Tren raylara çarparak ses çıkara çıkara uzaklaşıyordu. Işıkları göz alırcasına arkada kalan ve son anda trene binememiş birkaç kişiye çarpıyordu. Kenarda duran banklar boştu, treni kaçıran o son kişiler küfür ederek banklara yönelmeye başladılar, bir sonraki tren bekleniliyordu.

Sırtına çantasını takmaya çalışırken aynı anda koşmaya çalışan genç bir kız istasyona girdi ve trenin arkasını görerek sinirli bir şekilde nefes aldı. Yavaşlamış, daha sonra ise adımlarını durdurmuştu.

Bir sonraki trenin gelmesi için yaklaşık on dakika boyunca beklemeliydi. Ama en azından vaktini geçirebileceği bir şeyler vardı çantasında.

Çantasını omzundan çıkarıp banka oturdu ve yer kirli olsa bile çantasını yer ekoydu, bunu kimse takmıyordu zaten. Bayan Kwon'un bunu önemseyeceğini hiç sanmıyordu. Onu kendi kızı kadar çok severdi.

Sarı ve kısacık kâküllerini düzeltip çantasından okumak için bir dergi çıkardı. Her ay eve gelen bir sanat dergisiydi sadece, Kwonlar özellikle resimleri çok severdi. Gelişigüzel bakmaya başlamıştı resimlere, o sırada aklına geç kalacağı gelmişti. Bayan Kwon'a söz vermişti, bu toplantıya yetişmeliydi. Ve şimdi ise, Yuri'yi dinleyip arabayla gitmesi gerektiğini düşünmeye başlamıştı. Dergideki resimlere, tanıdık kimseden yoktu, öylesine bakıp geçiyordu. Resim yerine önüne bir kişinin fotoğrafı olan bir sayfa geldiğinde meraklı bir şekilde dikkatini sayfaya yöneltti. Sayfanın ortasında yazanları okumaya başlamıştı.

"Bu onun kariyerindeki en başarılı fotoğraflardan biri olacak gibi. Ama ne beklersiniz, o tarihteki en başarısız fotoğrafçı."

Bu kaba eleştiriyi fotoğrafın sahibi okurken ne kadar üzülmüştü kim bilir... Ama sarışın, fotoğrafçıyı merak etmişti. Uzun boylu, güzel yüzlü ve harika bir fiziği olan genç bir kızdı. Büyük ihtimalle kendisiyle yaşıt olmalıydı. Fotoğrafçı daha çok etkilemişti onu. Bu sadece gençliği yüzündendi elbette. Sayfada kocaman harflerle yazılmış isme bakarken güzel sesi istasyonda yankılanmıştı. "Choi Sooyoung."

Trenin sesleri kulağına geldiğinde dergiyi kapatmadan ayağa kalktı ve çantasını omzuna alıp gözlerini tekrardan dergiye çevirdi. Bu güzel fotoğrafçı gerçekten de sadece normal bir insanın çekebileceği fotoğraflar çekiyor gibiydi. Sarışın emindi, iPhone'uyla daha iyi işler çıkarabilirdi.

Tren durdu ve kapıları açıldı. İnenlerden sonra hareket etmiş ama yine de dikkatsizce girmişti trene sarışın. Gözleri hala dergideydi.

O sırada ayağa kalkmaya çalışan bir kız görmüştü, oturabilmek için onun boşalttığı yere doğru ilerlerken değişik mavi saçlı kızın kalktığı yere oturmaya çalışan başka bine çarpmıştı. Dergi yere düştü.

"Ah, çok üzgünüm. Buyurun, oturun." Simsiyah, onları boyamıştı bu belli oluyordu, ve upuzun saçları vardı kızın. Gözlerinde mavi bir lens vardı ve bunu beğenmemişti sarışın. Kızın sesi ona çok tanıdık geliyordu. Mavi lensi çıkarırsa eğer gözleri de aşırı tanıdıktı.

"Sorun değil. Siz oturabilirsiniz." Kız gülümsedi onun bu sözlerine karşı, bu gülümseme bile çok tanıdık gelmişti. Ama bir o kadar da uzaktı. Gülümseyen kız boş koltuğa otururken sarışın da yerden dergiyi aldı.

"Resim seviyor musunuz?" Dergi siyah saçlının dikkatini çekmiş olmalıydı, mavi lensleriyle direk sarışının açık kahverengi gözlerine bakıyordu.

"Pek fazla değil." Bunun bir yalan olduğunu biliyordu. Ama kimseye geçmişinden bahsetmeyi sevmezdi.

"Adım Miyoung." Elini uzattı siyah saçlı, yine o gülümsemesi yüzündeydi.

Hello, It's Me Hikayelerin yaşadığı yer. Şimdi keşfedin