.ii. thief .

273 23 95
                                    



"Başını biraz sağ tarafa çevirir misin?" Yumuşak ses etrafa yayıldı. Kamerasını sıkıca tutuyordu ellerinde, birazcık gevşetti daha rahat olabilmek için. Nikon markalı siyah fotoğraf makinası normalde kullandıklarından daha küçük bir lense sahipti.

Oda karanlık bir ortama sahipti ve fotoğrafçının arkasındaki ışıkları açmasıyla loş bir ortama bürünmüştü. Koyu yeşil tonlarına ve siyah rengine hakimdi oda ve sandalyenin üzerinde oturan kızın kıyafetleri.

Kızın yüzünde üzgün bir ifade vardı ama fotoğrafçı onun daha çok boş bakmasını istiyordu. Ona bir şeyler daha fısıldadı.

Duvarlarda kağıtlar ve posterler asılıydı. Ve de sandalyenin üzerinde oturan kızı ilgilendiren büyük sırlar asılıydı o duvarda. Kimsenin öğrenmemesi gereken sırlardı bunlar, zincirleme bir etki yaratıp birçok kişinin hayatını aynı anda mahvedebilecek sırlardı. Kızın solunda bir masa vardı, üzerinde karışık bir hâlde yerleştirilmiş kitaplar ve defterler vardı. Kızın sağında ise bir pencere vardı ama fotoğrafçı o kısmı çekmemek için siyah bir perdeyle kapatmıştı. Yerde bir mum vardı ve siyah perde aydınlanıyordu.

Kız sağ bacağını diğerinin üzerine atmıştı. Üzerine dizinin biraz altına düşen koyu yeşil bir elbise giymişti. Ayakları ve bacakları çıplaktı bu elbise dışında. İki ayağını birbirinin üzerine atmıştı. Saçları ise dümdüz bir şekilde sağ omzunda duruyordu. Başı hafif eğikti.

"Böyle güzel." Neşeli bir şekilde çıkmıştı sesi. Makinasını elinde rahatlattı tekrardan ve o büyük ve önemli tuşa basmadan önce fokusu kıza ayarlayıp arka planın bulanıklaşmasına neden oldu. Bulanıklık fazla değildi. Derin bir nefes alıp flaşlar eşliğinde fotoğrafı çekti.

***

"Güzel çıkmışım," Jessica Jung bilgisayarının ekranından az önce çekilmiş fotoğrafına bakarken gülümsüyordu. "bir model olabileceğimi hiç düşünmemiştim."

"Fotoğraf çeken bir arkadaşa sahip olmak güzelmiş öyleyse." Choi Sooyoung gülümsedi. Fotoğrafı eposta ile katıldığı yarışmaya yolladı ve birkaç güne basılmış hâlde getireceğini de yazmayı unutmadı. Umuyordu ki bu sefer arayı bulacaktı.

Jessica, üzerindeki yeşil elbiseden kurtulmuştu. Evinde giydiği basit bir tayt ve leoparlı tişörtle koltuğa yayılmıştı, zaten burası onun eviydi. iPhone'unu çıkardı ve arkadaşına bir çekim yaptığını haber veren bir mesaj attı.

"Sica?" Sooyoung koltuğa, diğer kızın yanına oturdu ve elindeki bir bardak suyu tek yudumda bitirdi. "Teşekkür ederim."

"Sadece oturdum, Choi. Teşekkür etmene gerek yok." Jessica yapabildiği en samimi gülümsemeyi yüzüne yerleştirip elini Sooyoung'un omzuna koydu. Uzun olan kız utangaç bir tebessümle karşılık vermişti. "Biraz daha kalmak istersen bir şeyler yapabiliriz. Dün açlıktan ilk defa yemek yapmaya kalkıştım, denemek ister misin?"

En sevdiği şeyin adının anılmasıyla neşelenen fotoğrafçı kız başını oynattı. "Yemek olsun. Daha sonra Sunny bekliyor, yemek yemeye gideceğiz."

Jung gülümsemesini yüzünden silerken ayağa kalktı. "Masaya otur, shikshin."

Mutfağa doğru giderken yüzünde bir hüzün belirtisi oluştu. Olmaması gereken bir kıskançlık da yüzünü göstermeye başlarken, Sooyoung'un şuan yanında olduğunu hatırlayıp bu nefret ettiği duyguları uzaklara yolladı. Buzdolabını açtı ve yapmış olduğu kimbapı dışarı çıkardı. Elbette mükemmel bir yemek yapamazdı ama mükemmel bir kimbap basit bir şeydi. Uzun zaman önce birisinden öğrenmişti bunu yapmayı. Ama elbette yalnız yaşayan biri olarak yemek yapmayı da bilmesi gerekiyordu, üzücü olan da buydu işte. Ama Jessica'nın dışarıda yemek için harcayabileceği tonlarca parası vardı.

Hello, It's Me Hikayelerin yaşadığı yer. Şimdi keşfedin