19

191 30 7
                                        

Ufak 1 geçiş bölümü diğer bölümü idi lakin diğer bölümlerde fazlasıyla heyecan ekşın yaşanacak. Vote ve yorumlarınızı bekliyorum iyi okumalar bebeklerim.

Sevdiğin birini kaybetmek bütün hayatını baştan yazmak anlamına geliyor. Bir süre sonra acı dursa bile, hayatına devam etmek zorunda kalsan bile oradaki boşluğu her zaman hissediyorsun. O boşluk... kalbindeki koca boşluk, kimsenin dolduramayacağı, kaybettiğin kişinin bir tür şekli oluyor.

Bir süreliğine unutabilsen bile o sevdiğin kişinin gidişini asla aşamıyorsun. Bununla yaşamak zorunda kalıyorsun. Ağabeyimin gidişi de bana bunu öğretmişti. 

Gözlerimi araladım. Yabancı ve soğuk yerde, bu sert yatakta tüm gece kalmıştım. Beni kimin buraya getirdiğini biliyordum. Tüm gece uyuduğumu sanmıştı. Ama ben mahvolmuş bir şekildeydim.

O gece ne kadar ağladığımı kimse bilmiyordu. 

O gece ne kadar ağlarsam ağlayayım, ne kadar canım yanarsa yansın acımı içimde yaşamıştım ve hiçbir şekilde ondan yardım istememiştim. 

Karanlıktı, soğuktu ve korkunçtu. Yapabildiğim tek şey sabaha kadar ağlamak olmuştu. Gözlerim kızarmış ve şişmişti. Öyle bir durumdaydım ki gözümü kırptığım her an daha çok acıyordu. Hayatımda geçirdiğim en berbat gece olmalıydı. Gün doğarken bile ölmeyi diledim ve hala gözlerimden nasıl yaş geldiğini sorguluyordum. 

Ve aniden kapım çalındı. 

"Brooklyn?" Bir kez daha çalındı. "Uyandın mı? Gelebilir miyim?" 

Gözlerimi sıkıca yumdum ve yutkundum. Ona beni rahat bırakması için bağırmak istedim. Çığlık atmak. Her şeyin onun suçu olduğunu söylemek istedim ama ağzımı açmaya halim bile yoktu. 

Kapı yavaşça açıldı. Oraya dönmedim. 

"Brooklyn." Yatağın yanına gelip diz çöktü. "Su ister misin?" Başımı iki yana salladım. "Benimle konuşmalısın." 

Başımda durup daha bir sürü şey söylerken sesi boğuklaştı ve daha fazla tahammül edemeyeceğim bir seviyeye geldi. Gözümü birkaç kez kırparak aniden bağırdım.

"Burada ne işim var?" Sesim çıkabildiği kadar yüksek sesle konuşmaya çalıştım. Yerimden doğrulup ayağa kalktım ve sandalyenin üstündeki cübbemi aldım. "Onun yanına gidiyorum." 

Birden bire kalktığım için görüş alanım çok uzun bir süre karardı ve başım döndü. Neredeyse yere düşecektim.

"Brooklyn ağabeyin-" 

"Kapa çeneni Zayn." Kolumdan tutunca gözlerimi iyice açarak ona baktım. Bunun canımı bu kadar çok yakacağını düşünmemiştim. "Bırak beni!" 

Kesik kesik, içimi yakan soluklar almaya başlamıştım. Bedenini orada karların arasında bırakacak değildim.

"Brooklyn o gitti." 

"Hiçbir şey bilmiyorsun!" 

Kapıya doğru koşacağım sırada göğsümden yakalayıp geri çekti. Kollarını sıkıca doladı.

"Yapabileceğin bir şey yok, Brooklyn." 

Ayaklarımı savurarak ondan kurtulmaya çalıştım. Gözlerimden yaşların aktığını hissediyordum.

Fire Empire (Askıda)Hikayelerin yaşadığı yer. Şimdi keşfedin