Nasıl bu hale gelebilmiştim ben ?
Yaşadıklarımdan sonra bu kadar değişmem normal miydi?
Cesaret ile harmanlanmış ruhumu,bedenim nasıl taşıyabiliyordu?
En korktuğum şey iken yalnızlık,nasıl alışmıştı ruhum köşesine çekilmeyi?
Ne yapacağını bilemeyen ben,nasıl bu kadar korkusuzdum?
Gecenin karanlığını sırtlanan,ismimin gerçeği olan dolunay gibiydim belkide...
Tek ve tüm bu karanlığa rağmen en gökte karanlığa ışık tutan dolunay gibi...
Gülümsedim.İçimi dökmek istediğim zamanlarda yazardım.Annemin küçükken aldığı mor,deri kaplamalı defteri yerine kaldırıp aşağı kata indim.
Akay Dinçer,dün evime girmiş tehdit anlamlı notunu bırakıp gitmişti.Notu gördükten sonra bedenimi ele geçiren hırs ile sabaha kadar planlar yapmıştım.A planı,olmazsa B planı...
Anahtarları aldıktan sonra Ali ve Bora ile buluşmak için sözleştiğimiz cafeye doğru yola çıktım.
On gün sonra neler olacağını korkudan ziyade merakla bekliyordum.Akay Dinçer'in yapacaklarından çok ,vereceğim cevapların, üzerinde bırakacağı etkileri merak ediyordum.Arabanın içindeki sessiz düşüncelerim zihnimi işgal ediyordu.Derin,sakin bir nefes alıp direksiyondaki parmaklarımı oynattım.
Kırmızı ışığı fırsat haline getirip küçük,siyah çantamdan cep telefonumu aldım.Kulaklıkları kulağıma takar takmaz Evren'i aradım.Yeşil ışığın yanması ile Evren'in aramayı yanıtlaması bir oldu.
''Efendim?''
''Nasılsın?''
''İyiyim,sen?''
''İyiyim,mekan işi ne oldu ?''
''Bir mekan var ama alabileceğimizi sanmıyorum.Satılık değil zaten,fiyat üzerine anlaşma yaparız diye düşünmüştüm ama mekanın sahibi sorun.''
''Ne demek sorun?İyi bir teklif sunarsak neden sıkıntı çıkarsın ki ?''
''Dolunay,dediğim gibi standartların üstünde bir bar,sahibide sıradan biri değil,o yüzden hala arıyorum.Ben sana herhangi bir gelişmede haber vereceğim.''
''Tamam görüşürüz.''
''Görüşürüz.''
Sıkıntı ile nefesimi üfledim.Dikiz aynasından gördüğüm manzara, kaşlarımı çatmama sebep verirken biraz daha gaza yüklendim.
Arkadaki arabanın beni sollayıp önüme geçmesi ile biraz daha gerildim.Hızını azaltarak benimde yavaşlamamı sağlıyordu.Az önce yaptığı gibi bu sefer ben onu solladım.
Korna çalarak sinirlerimi hoplattı.Bir daha önüme geçmesine izin vermeyecek şekilde gaza yüklendim.Ne yapmaya çalıştığını fazla sorgulamadan hızla sözleştiğimiz cafeye doğru sürmeye devam ettim.
Arabayı park ettikten sonra çantamı alıp arabadan indim.Az önce sinirimi hoplatan araba yanımda durdu.Kaşlarımı çatmış bir vaziyette arabadan çıkacak olan şahsiyeti bekliyordum.
Siyah takım elbiseli gayet efendi denilebilecek bir adam çıktı.Gülümseyerek yanıma geldi.Bir adım geri atıp kaşlarımı sanki daha çok çatılabilirmiş gibi çattım.
Kafasını hafifçe eğip gülümsedi.Elindeki küçük siyah kutuyu bana uzattı.
''Nedir bu?Siz kimsiniz?''
ŞİMDİ OKUDUĞUN
DOLUNAY
Novela JuvenilHerşeyini kaybetmiş birisine umuttan bahsedilmez.Yolun sonuna son sürat yol alan biri gelecek kavramını yitirmiş,geçmişi rüzgar eşliğinde savurmuş,tek gereği olan ruhunu teslim etmeye koyulmuştur... İşte ben . İşte ruhumun en de...
