Sen ne halt ettiğini sanıyorsun?
Bana karşı oynadığını mı sanıyorsun? Beni yenmeyi mi düşlüyorsun? Zayıf, yorulmuş ve korkmuş. Artık savunmak yerine saldırmak mı arzuladığın şey?
Karşıma kartlarını diziyorsun ve sırıtarak atın yerini değiştiriyorsun. Aramızda duran bir satranç tahtası ve etrafımıza saçılmış kartlar. Ben bu oyunu yıllardır kaybetmedim uğur böceği, neden şimdi kaybedeceğimi düşüyorsun?
¿ u ı s ı ɯ u ı ɯ ǝ ǝ u ı ğ ǝ ɔ ǝ l ı q ǝ u ǝ ʎ ı u ǝ q
Bana bakıyorsun, gülüyorsun ve kollarını bedenime doluyorsun. Mükemmel bir ikiliyi oynamaya zorunlu kılıyorsun beni onlar karşısında.
Ama dokunuşlarımızda bir şey eksik, önemli bir şeyler. Aramızda örülü duvarın her bir tuğlasını oluşturan o şey yok.
Yok?
Yok.
T U T K U [Y O K]
Aşkını istemiyorum uğur böceği,
iki yüzlü aşkına//ɐuıʞşɐ üןzüʎ ıʞı ihtiyacım yok.
Gülüyoruz, sırıtıyoruz ve birbirimize bakıyoruz. Koluma minik dokunuşlar bırakıyorsun ve bende sana mahcup bir gülümseme ile bakıyorum. Onlar karşısında oldukça mükemmel oynuyoruz bu oyunu. Hayır, ört dudaklarını. Bilmeyecekler, bilmelerine izin vermeyeceğim. Buraya kadar mükemmel bir kusursuzluk ile ulaştım. Bunu bozmana izin vermeyeceğim.
Sana söylüyorum uğur böceği, yenemezsin bu oyunda beni.
Oyun, oyun ve daha çok oyun.
Varlığımın tamamı birbirine geçmiş oyunlardan ibaret. Oyun oynuyorum, aksini söylüyorum ama herkesi birer kuklaya dönüştürüyorum. Hayatım bir oyun, etrafa bakıyorum ve oyunun başka parçalarını görüyorum. Hepinizle oynuyorum ve daha sonra oyun alanında tek başıma oturuyorum, etrafımı saran kırılmış kuklalara bakıyorum. Bu mezar benim eserim ve her geçen gün bir başkalarını daha eklemeye devam ediyorum.
Bana sarılıyorsun, kollarını bana doluyorsun ama [T U T K U] yok, yok,
[yok?]
Bana gül.
Bana sarıl.
Bana dokun.
Ama yok, yok, yok.
[B i t t i?]
[Henüzdeğildahasonseviyeyegelemedik]
Parçala, parçala benliğimi.
Bak, çılgınlık bu işte.
Beni sevdiğini söylüyorsun.
Ama ikimizde, sadece idealarımızı seviyoruz.
Beni sevdiğine ikna olmamı mı istiyorsun? O zaman kır, kana. Çünkü kanadığını görmek istiyorum,çünkü acından zevk alıyorum. İşte, benim sevgim bu. Benim sevgim acı, benim sevgim tutku. Canını yakarak seveceğim seni, öyle bir yakacağım ki daha beter kavrulacak yaraların.
Yok yok, iki yüzlü aşkımızda gerçek hiç bir şey yok.
{O N U N} saplantılı [A Ş I Ğ I N I] oynamaya devam ediyorum ve sen, sadece içine sıkışıp kaldığım bu köhne yapıyı beğeniyorsun. İki yüzlü aşklarımız[zıɯıɹɐlʞşɐ nlznʎ ıʞ̇ı] boş, boş. İçine bir şeyler atabiliriz ama asla dolmaz, dolamaz. Gerçekten S E V G İ yoksa aramızda nasıl dolabilir ki o boşluk? Söyle bana uğur böceği, yaptığımız her şey değiyor mu buna?
Sen ve ben.
[Biz]
O ve ben, sen ve o.
Onlar ve sizler.
Sizler ve bizler.
Asla hiç biri olamayacağız, olmayacağız, olmak istemiyorum, senden tiksiniyorum ve sende benden tiksiniyorsun.
[Beniseviyorsun]
Ters yüz ettik her şeyi. Dengeler sonsuza dek kırıldı ve terazi iki yana doğru eğildi. Hangimiz doğruyu söylüyor uğur böceği? Yalancı olan kim?
Kötü, kötü bir çocuksun sen. Birisi ile oyun oynamak istediğin zaman ağlamaman gerektiğini öğrenemedin mi hâlâ?
[D u r a l ı m]
[Durmakistemiyorumilerivedahaileriyegidelim]
Aşkaşkaşkaşkaşkaşkaşkaşkaşkaşkaşkaşkaşkaşkaşkaşkaşkaşkaşkaşkaşkaşkaşkaşk
Ona dair ne varsa yok ediyorum. Bana surat asma, ona ihtiyacımız yok. Ondan nefret ediyorum, onsuz var olabiliriz, onsuz yaşayabiliriz. Ama /tutku/ olmadan bende olamam. O yüzden duvarlarını kaldır ve bana açıl.
Senden besleniyorum, seni kullanıyorum. Acımasızca oynuyorum senle, düşüncelerin ile besleniyorum ve avucumun içinde tutuyorum. Kaçamazsın, kaçacak yerin yok, yok ettim hepsini.
[Ağlamabirkaradulusevmekseninseçimindi]
Gözlerin bana bakarken parlıyor. Oyun oynamak istiyorsun ve bende sana istediğini veriyorum. Onlar karşısında kusursuz bir çift.
[lakinaslaolamayacağızbir]
Senden tiksindiğimi söylerken bunu gerçekten kastediyorum. Beni sevdiğini söylerken gerçekleri söylemiyorsun.
[Şimdiyalancıolankim?]
[S e n]
Benden ne istiyorsun uğur böceği? Neden kondun o bahar günü elime? Eğer seni şimdi ezersem, yaptığın seçimlerden hâlâ bu kadar gururlu olacak mısın?
Tam bir karmaşasın, tam bir karmaşayım ve biz, asla [B İ R] olmak için var edilmedik. Gidiyorsun geliyorsun, geliş-gidişlerinden nefret ediyorum uğur böceği. Lakin aynı şeyi yapmaktan zevk alıyorum. Beni asla terk edemezsin, etmene izin vermiyorum. Ama ben, istediğim zaman gidip istediğim zaman dönerim. Ve her seferinde, kollarını açarak karşıla beni. anını yakacağım ama her geri geldiğimde bekle beni, sarıl bana, ve ağla, canın yansın.
Bak, delirdim sonunda işte.
Ne yaptığının hâlâ farkına varamıyor musun uğur böceği? O halde farketmen için daha çok yakacağım canını.
Ağla, ağlamanı istiyorum. Daha çok ağla, o kadar ağla ki acısın gözlerin. Eğer gerçekleri görmemeye devam edeceklerse acımaya devam etsinler çünkü kullanılmak için hiç bir amaçları kalmamış demektir.
[Kanatlarınıkırıyorumçünkühayatım,benimsevgimsadeceacıtır]
Ellerim titriyor ve görüşüm bulanıklaşıyor.
Kendimi, senin içinde kaybediyorum. Eritiyorum benliklerimizi, onları yok ediyorum. Bir bütün olamayacağız ama asla eskiye dönemeyeceğiz.
İki yüzlü aşıklarız biz uğur böceği.
Biz sadece iki yüzlü aşıklarız.
˙ziɹɐlʞişɐ nlznʎ ıʞ̇ı
