fell fast, ended faster

293 23 27
                                        

Calum Trudy'yi görebilmek için derslerinin bitmesini sınıf kapısında beklerken Madelyn sınıfın önüne geldi.

"Buradan git. Onunla konuşmayacaksın Calum."

"Madelyn, gerçekleri biliyorsun, lütfen."

"Onu üzgün görmekten çok sıkıldım Calum ve sen de onu mutlu edecek bir şey yapmıyorsun." dedi Madelyn ve sinirle kapıyı açıp sınıfa girdi. Calum cebinden telefonunu çıkarttı ve Luke'a mesaj attı.

Calum: Lütfen şu sevgilini bu teneffüslük uzaklaştır. Trudy ile konuşmam lazım. 

Luke: Senin yüzünden Madelyn'le kavga edeceğim.

Calum: İlişkide baskın taraf sen değil misin?

Luke: Tabii ki benim ne sanıyorsun

Calum: Öyle olmasan bile iki öpüş koklaş çıkart bahçeye gidin yiyişin ne bileyim

Luke: Lütfen özel hayata saygı kardeşim. 

Calum: Bokumu ye.

Calum telefonunu cebine koydu ve koridordaki bankımsı oturağa oturdu. Zil çalınca bir odaya girdi ve kapı aralığından Luke'un sınıfa girişini izledi. "Lütfen bu işi de başarsın" diye düşünürken dakikalar hızla akıyordu. Calum için zorla geçen 5 dakikadan sonra Madelyn ve Luke kavga ederek dışarı çıktı. Calum saklandığı yerden fırlayıp sınıfa daldı. Trudy'nin adını söylediğinde Trudy'nin kafası ona döndü. Calum ona yaklaştı ve yanına oturdu. Birden bire Calum'un suratına bir şap sesiyle bir şey çarptı. Çarpan şeyin Trudy'nin eli olduğunu anlaması uzun sürmedi. Calum Trudy'nin elini yakladı ve gözlerinin içine baktı.

"Trudy, konuşmamız lazım. Lütfen. Yemin ederim dışarıdan gözüktüğü gibi değildi hiçbir şey."

"Konuşacak bir şey olduğunu düşünmüyorum Calum. Ne olduğu oldukça açık. Zaten kimsenin beni güya senin anlattığın gibi gerçek anlamda sevmesini beklememeliydim. Özellikle senin gibi birinin. Bunu tekrar suratıma vurduğun için teşekkürler Calum."

"Ama beni dinlemiyorsun bile!" diye Calum sesini yükselttiğinde Trudy oturduğu yerden hızla kalktı ve sınıftan çıktı. Calum'u dinlemek, dinlemeyi bırak görmek dahi istemediğine emindi. Yani sanırım. Bir tarafı hala deli gibi Calum'u istese de mantıklı olan tarafı "sürünsün köpek." diyordu. Trudy'nin de mantıklı tarafı seçtiği açıktı. Bahçeye çıktığında etrafa bakındı. Güzel, güneşli bir gündü. İnsanlar mutluydu. En azından etrafına baktığında gördükleri. O ise bu güzel havaya ihanet edercesine mutsuzdu. Birden bire Calum, arkasından gelip koluna girdiğinde Trudy ondan kurtulmak için bir şey yapamadı. Calum onu peşinden sürükleyerek genellikle son sınıfların sigara içtiği okulun arka kısmına götürmüştü. Ders başlayacağı için kimse yoktu.

Calum taş merdivenlere oturdu ve Trudy'yi de yanına oturttu. Cebinden sigarasını çıkartıp bir tane yaktı. Trudy oturuyor ağzını açmıyordu. Calum da sessizce sigarasını içiyordu. Calumun gözleri Trudy'nin üzerinden ayrılmazken Trudy arada ona kaçamak bakışlar atıyordu. Dersi kaçırmayı ikisi de kafasına takmıyordu. Calum'un sigarası bitene kadar sessizce oturdular. Bu sırada bağırışma sesleri eşliğinde iki kişi yanlarına gelmişti. Luke ve Madelyn.

"Hala kavga mı ediyorsunuz?" dedi Calum sigarasını söndürürken. 

"Evet." dedi Luke ve gözlerini devirdi.  Madelyn konuşmadan Trudy'nin yanına oturdu ve kafasını omzuna koydu.

"Derse gidelim mi?" dedi Luke ve Calum'un duyamayacağı bir ses tonunda. Trudy kafasıyla onayladı.  Calum ve Luke konuşmaya daldığında hızlı adımlarla okula doğru ilerlediler.

"Kütüphaneye mi gitsek, fizik dersini çekecek durumda değilim."

"Ben de. Hadi kütüphaneye gidelim o zaman." dedi Madelyn ve birlikte kütüphaneye gittiler. Karşılıklı bir masaya oturdular. İkisinin de yüzü birbirinden asıktı. Trudy Madelyn'i incelemişti. 10 dakika içerisinde sabahki Trudy'yi neşelendirmeye çalışan Madelyn'den eser kalmamıştı. Suratı düşmüştü, mutsuz bakıyordu. Bir şeylerin yanlış gittiğini her halinden anlayabilirdiniz. Trudy masanın üzerinden elini onunkine uzattı ve destek verircesine sıktı.

Madelyn Trudy'ye baktı ve ne kadar kötü gözüktüğünü gördü. Onu böyle görmeyi hiçbir zaman sevmemişti. Yüzündeki üzgünlük ve yorgunluk açıktı. 

"Trudy, lütfen kendini üzme. Ben olayın aslını biliyorum fakat asla onu affet diye uğraşmayacağım. Böyle bir amacım yok. Ama eğer öğrenmek istersen sana anlatabilirim."

"Teşekkür ederim Madelyn ama şu anda istemiyorum dinlemek. Hem de bir süre ayrı kalmamız iyi olur. Bu arada, size ne oldu? Oldukça iyiydiniz."

"Aman boş ver ya klasik tartışmalar işte bilirsin."

"Tamam ama asma suratını."

"Sen de."

Onlar kütüphanede konuşurken Calum ve Luke da okulun arkasında konuşuyorlardı.

"Siz neden kavga ettiniz?" 

"Çok uzun bir hikaye."

"Şu an işimiz yok gibi, anlat istersen."

"Tamam, bak şimdi. Ben bunu sınıftan çıkartmak için gittiğimde hani şu sinirime giden bir çocuk vardı ya onunla konuşuyorlardı. Ben de 'Madelyn biraz gelebilir misiniz bir şey diyeceğim sana.' dedim. O ise bana gelemeyeceğini söyledi ve onunla konuşmaya devam etti. Ama gerçekten çok yakınlardı yani haklıydım. Ben de çok kıskandım ve biraz zorla Madelyn'i dışarı çıkarttım o da bana sinirlendi. Ama ne yapayım Calum sen de aynısını yapmaz mıydın?" dediğinde Calum elinde olmadan güldü. Sonrasında ciddi haline geri döndü.

"Tabii, tabii haklısınız yani biri Trudy ile öyle olsa ben de kıskanırdım ama senin yakınlıktan kastın neydi acaba?"

"Ya neredeyse aynı sandalyede oturuyorlardı ve çocuk ona şu yakınlıktaydı," dedi Luke ve Caluma yanakları değecek kadar yakınlaştı.

"Tamam, Luke üzerimde göstermene gerek yoktu." dedi ve içinde tutamadığı kahkahasını patlattı.

"Ne gülüyorsun be!" diye çemkirdi Luke. Calum gülmeye devam etti. Luke omzuna yumruk attığında daha çok gülmeye başladı. Sonunda Luke da ona katıldı. 

"Yeter keş Calum." dedi Luke ve tekrar omzuna vurdu.

"Çürüteceksin omzumu vurmasana." dedi ve o da Luke'un omzuna geri vurdu. 

"Biri gelse kafamız güzel sanacak."

"Bence seninki gayet güzel."

"Asılma Calum maalesef doluyum."

"Dolu olmasaydın bana bakacağını biliyorum ama."

"Üzgünüm, Cliffordlardan vazgeçemiyorum."

"Kalbimi kırdın ama." dedi Calum son kelimesini uzatarak. Bunun üzerine Luke ona sıkıca sarıldı.

"Tamam asılma bana Luke beni çoktan kaybettin. Ben Ashton'a kaçacağım."

"Trudy duymasın."

"Ashton ikinci tercihim zaten ama galiba ikinci tercihe kaldım."

"Olsun, onunla da yakışırsınız siz."

"Teşekkürler, artık sağdıcım olursun sen."

"Düğününde ağlayabilirim ama."

"Ben de sen ve Michael'ın düğününde."

"Ama Madelyn'i bırakırsam Michael da beni sağ bırakmaz o yüzden Michael ve ben sadece hayal olabiliriz."

"Olsun, hayaliniz bile güzel sizin yavrum."

"Yeter asılma bana Calum ben doluyum."

"Özür dilerim kardeşim." diye fısıldadığında Calum ikisi de tekrar gözlerinden yaş gelene kadar güldüler.

birthday cake//hoodBağımlısı olacağınız hikayeler. Şimdi keşfedin