Bazen dünyaları başına yıkılsa senden bilirler ya işte tam ben o noktadayım.
Kendi kırıklarımla ayaktayım.
Belki olmam gereken yerde belki olmamam.
Adım atamaya başladığım bu yolda, kaç adım sonra duracağım yada durdurulacağım mechul.
Soğuk suyun bedenini titretişini hissediyordum. Ama umursamadım.
Sadece aklımda o gözler ve elimi geçirmek istediğim o saçlar vardı.
İnsan beyni o kadar zalim ki!
Daha düne kadar senin için hiç olan birini, bugünden geleceğe kadar herşeyin yapabiliyor.
Hayırr kendine gel bu beyninin sana oynadı zor bir oyun ama sen zorları seversin. Geç şu leveli diye kendi kendime söylendim.
"Diğer yanın yani doruk olmazsa lavel hep eksik kalır ve sen geçemezsin bu laveli geçmek için doruğa ihtiyacın var tıpkı kalbinin sevgiye ihtiyacı olduğu gibi" diye Söylendi lanet iç ses.
Ben annemden ayrıldığım günden berri sevgi nedir bilmedim.
Sevgi benim için yoldan geçen hiç tanımadığın birininin 'İyimisin?' Sorusu gibi.
Suyu kapatıp. Havluyla kurulandıktan sonra banyoya getirdiğimiz eşyalarımı üstüme geçirdim.
Odadan çıkıp saçımı havluyla iyice kurulayıp saçlarımı taradım ve salık bıraktım. Kıyafetin gibi olan siyah converslerimide giyip odadan çıktım.
Aşşağıdan gülüşme sesleri geliyordu. Benimde yüzünde gülümseme olurken mutfaga geçip benim için yaptıkları sandaviçide alıp koltuğa oturdum. Bakışlarım pelini buldu.
Dünkü halinden eser kalmamıştı. Bizi acılar büyütüyor gözyaşlarıda destek veriyordu zaten. Neyse elimdeki sandavici büyük iştahla yerken bir yandanda melisin koreli aşklarından bahsedişini dinliyorduk.
"Kızlar hani Exo'dan D.O en iyi aktör ödülünü almış. Ya tatlı çocuk. Ve şuan bilin bakalım shinee nerde ? Durun ben söyleyeyim.. Pariste key foto atmış instagrama yaa keşke yanlarında olsam böyle BTS shinee Exo ohh ne güzel olurdu demi?"
Diye kendi kendine sıralıyordu.
Artık kız bizide alıştırmıştı. Aslında melisin bahsettiği grupların içinden bir kaç kişi favorim mesela shineeden minho BTS jung kook ,v gibi Exo dan chenyeol sehun kai gibi aman bu kız benide bozdu ya.
Elimdeki sandavicimi sonunda bitirip ayağa kalktım. "Hadi okul vakti genclik" diyerek kapiya doğru ilerledim kendi arabanın anahtarlarını alıp kapıyi açıp çıktım. Arabanın kilitini açıp sürücü koltuğuna bindim ve arabayı çalıştırdım ve okula doğru sürmeye başladım. Okula geldiğimizde arabalardan inip birleşik bahçedeki çoğu göz bize dönerken bende peline doğru ilerleyip ekimi omzuna attım.
"Küçük cadı iyi uyudumu?"
Pelin konuşmak yerine hafifçe gülümseyerek kafasını salladı. Gözleri bir yerde takılı kaldı. Göz hizasını takip edip nereye baktığına baktım ki rüzgar ve dorukla karşılaştım.
Pelin bana dönüp "sanırım birine borçlandım. Borçlu olmayı sevmem bilirsin. " diyerek rüzgara doğru ilerledi kızlara dönüp siz gidin işareti verip pelinin arkasından gittim pelin çoktan konuşmaya başlamıştı.
"Galiba sana borçlandım. Borçlu kalmayıda sevmem. " dedi. Rüzgar yüzünde hafif bir sırıtışla doruğa döndü. Doruğun bana baktığını görünce peline dönüp,
" eğer bana borcunu ödemek istiyorsan...dörtümüz yemeğe çıkalım." dedi rüzgar. Pelinin bakışları bana çevrildi. Onay beklercesine.
İçimden neden bizimde olduğumuz geçerlen başka bir seste 'kader' diyor, 'Kader sizi birleştiriyor ve senin uymaktan başka şansın yok." Sonra susup alaya edercesine tekrardan konuşuyor.'Senin şansın yok.' Kaşlarımı çatarak içimdeki savaşa bir son verdim.
Peline döndürdüm bakışlarımı Doruktan alıp.
Biliyordum pelin yapılan iylige karşı kayıtsız kalamazdı. Yüzünde ki küçük tebessümle gözlerimi tamam dercesine kırptım.
Pelin rüzgara dönüp,
"Tamam. Ne zaman ? " dedi merakını saklamaya çalışırcasına.
" Bu akşam benim evimde. "
Pelin kaşlarını çatıp ona bakarken rüzgar pelinin içini okumuşçasına konuşmasina devam etti.
"Merak etme sizi yemeyiz." dedi.
ŞİMDİ OKUDUĞUN
TEHLİKE
Romansa@Tüm haklar yazar'a aittir. Bedenlerimiz ayrı topraklardaydı, uzaktaydı ama ruhumuz dip dibe ve yakındı. Ruhumu onun ruhuna karıştırdım. Bedenlerimiz gibi onlarda ayrılmasın diye. Ruhum onun olmayan omzunda uzanıyordu.Olmayan elleri ile okşuyordu...
