3 hafta sonra***
Bütün odanın kokusu gitmişti sanki.
O kokuya o kadar ihtiyacım vardı ki...
Doruğun yokluğunu, uyumamı sağlayan koku yok olmuştu.
Hiçbir mektubuma cevap almasamda ben yine doruğa yazıyıyordum.
Ama ailemin bana böyle davranması beni çıldırtıyordu.
Babam durumu öğrenmişti.
Kızlar ve rüzgarlar benim tarafında değildiler.
Çıldırmama ramak kalmıştı.
Tek istedigim Doruktu.
Sadece onu görmekti.
Onun sıcak kollarini ve kokusunu iliklerime kadar hissetmekti...
Duvar dibine çöktüm.
Dizlerimi kendime çekip, kafamı dizlerime dayadım.
Her ne kadar inanmasamda,
Neden bu kadar ısrarcı olduklarını cözemiyorum.
Kızlar bana yalan söylemezken onlarda bana yalan söylemeye başladılar.
Aklımı sürekli doruğun öldüğü kurcalarken ben bu düşünceye uzaktan yakindan ilgi ve inanç duymuyordum.
Kapının açılması ile olduğum yerden bir milim bile kımıldamadım.
Babamın sesini duyunca kafamı dizlerinden kaldırdım.
Babam ve yanında iki tane beyaz giyili adam vardı.
Bunlar kimdi böyle?
Babam beni işaret edince adamların önlüklerindeki armada yazan yazı dikkatimi çekti.
" İZMİR RUH VE AKIL SAĞLIĞI HASTAHANESİ" böyle birşy yapmış olamazlardı değilmi?
Beni deliler hastahanesine kapatmayı bana 'Deli' muamelesi yapmış olamazlardı?
Ama ortadaydı işte iki adam bana doğru geliyordu.
Ayağa hızla kalktım.
Ama kaslı olan beni tutmuştu bile..diğeriyse önlüğü geçirip arkadan düğümünü atmıştı. Benimde bağırışlarım her yeri inletiyordu.
ŞİMDİ OKUDUĞUN
TEHLİKE
Romance@Tüm haklar yazar'a aittir. Bedenlerimiz ayrı topraklardaydı, uzaktaydı ama ruhumuz dip dibe ve yakındı. Ruhumu onun ruhuna karıştırdım. Bedenlerimiz gibi onlarda ayrılmasın diye. Ruhum onun olmayan omzunda uzanıyordu.Olmayan elleri ile okşuyordu...
