Mirajane Strauss
Gözlerimi saate diktim. Okulun çıkış saatine yaklaşık yarım saat vardı. Bugün, Natsu ve Lucy'nin uyanmasını beklediğimiz beşinci günüydü. İlk gün hiçbirimiz okula gitmesek de devamsızlık sınıra dayandığından nöbetleşe hastanede kalıyorduk. Hepimizin birden sorunsuz bir şekilde burada kalması çok zordu zaten. Okul demek problem demekti. Hiçbirimiz aptal bir gençlik dizisinde değildik ve bazılarımızın burada kalmak istemesine rağmen okula zorla gitmesi bunun en büyük zararıydı. Elimizdeki imkanlarla sadece bunu yapabiliyorduk. Zaten Jellal okul başkanı olduğundan her gün okula gitmeye mahkumdu. Bu yüzden Jellal ve Erza geceleri burada refakatçi kalıyorlardı. Biz de sırayla onlar okuldayken burada bekliyorduk.
Bugün sıra yeniden başa dönüp bize gelmişti. Bugün, onların uyanmasını beklediğimiz tam beşinci gündü. Beş gün boyunca ikisinin de günden güne iyileştiğini gördüm. Tabii şu an yanımda oturup sadece gerçekleri söylediğini iddia eden insan ise hala aynı durumda olduklarında inat ediyordu.
Göz ucuyla baktım ona. Geceleri neredeyse uyumuyordu. Belliydi bu. Kıpkırmızı gözleri ve bitkin adımları vardı. Şimdiyse başını arkasındaki duvara yaslamış gözlerini dinlendiriyordu.
''Hey Laxus!'' dedim omzunu dürterken. ''Uykusuzluktan ölecek-''
Sözüm Laxusun başının sağa düşmesiyle bölündü. Demek zaten uyuyordu. Gülümseyip yarım kalan cümlemi devam ettirdim.
''Biraz uyumalısın.''
Hastanede olduğumuz zamanlarda ben nereden bir umut ışığı bulsam Laxus karanlık dünyasıyla onu söndürüyordu. Ama bir şekilde, bundan güç aldım. Sonuçta bu hastanede Laxus kadar değişik biri varsa o da bendim. Yani, Laxus daha değişik bir insandı kabul. Ama sahte sevgilisini 'Müstakbel Kocam' olarak kaydeden biri olarak ona yetiştiğimi düşünüyorum şahsen. O karanlık düşüncelerini benim etrafımda dolandırdıkça ben iyi bir şeyler aradım hep. Sanırım aramızdaki inat sonuçta bir işe yaramıştı. Yine de o daha değişik bir insan.
Oturduğum rahatsız hastane koltuktan kalkıp ceketimi onun üzerine attım. Hastane koridorları oldukça soğuktu. Gözlerimi diktim üstüne. Her seferinde Laxusun karanlığından kaçsam da, bir süre sonra kendi karanlığımda kaybolmaya başladım. Laxusa olan inadım yüzünden o kötü şeyler söyledikçe iyi bir şeyler buluyordum ama kendime söz geçiremiyordum. Gün geçtikçe umutlarım birer birer soldu. Hem de kendi karanlığımda. Üstelik aralarında daima en mutlu kişi benmişim gibi gözüktüğümden pek üzülmeye hak tanınmıyordu bana. Ya da geçmişte bunu ben istemiştim. Ama konumuz bu değildi. Yoruluyordum, çok yoruluyordum. Doktorların ağzından her gün aynı şeyleri duymaktan yoruluyordum, her gün okulda dersleri dinlemeyip hastaneye dönerken dua etmekten yoruluyordum, bir gün daha renklerinin solduğunu düşündükçe yoruluyordum.
''Gözlerini üstümden çek. Uykumu böldün.''
''Uyan diye yaptım zaten.'' dedim elimle odalara giren doktorları işaret ederken. ''Kontrole girdiler.''
Mirayla müthiş yalan söyleme dersleri vol1.
Oturduğu koltukta düzeldi. Uykuları düzensiz ve rahatsız olduğundan kendine gelmesi zor oluyordu. Bakışlarını yere dikti.
''Yine aynı şeyi söyleyecekler.'' dedi ayağa kalkıp ceketimi omuzlarıma bırakırken. Artık bir teşekkür beklememeye alışmıştım.
''Sen fark etmiyorsun ama gün geçtikçe iyileşiyorlar onlar.''
''Gün geçtikçe renkleri daha da soluyor.''
''Onları beş gündür bir kere bile göstermiyorlar bize!'' dedim ona dönerken. Yine sinirlerimi bozuyordu.
ŞİMDİ OKUDUĞUN
Eksik Parça
AcakFairy Tail Lisesinin başarılı başkanı Jellal Fernandes, karizmatik gülümsemesinin arkasındaki gizemli geçmişiyle, İki oyla başkanlığı kaçıran rekabetçi başkan yardımcısı Erza Scarlet, kendinden emin bakışlarının arkasında geçmişte yaşadığı kayıplarl...
