Levy McGarden
Pazartesi günlerini sevmezdim. Bugün ise pazartesi gününü daha da katlanılmaz kılan bir şey vardı.
''Gray-sama Juvianın sevgilisi! Sizin değil. Sadece Juvia'nın. Juvia size söylemişti! Gray-sama Juvianın oldu!''
Gray koluna yapışan Juviaya baktı. Duygularını tahmin etmem çok zordu. Juvia, Grayin onun olduğunu okula haykırırken hırslı bir çift göz geldi Laxusu kolundan tutup sürüklerken.
''Okuldaki en iyi çift biziz Juvia! Önce biz sevgili olduk!''
Juvia Miraya ateş saçan gözlerini dikti.
''Gray-sama en iyisi!''
''Senin Gray-sama'n okulda derece yapacak kadar zeki değil ama?''
''En azından Gray-sama her tarafa somurtarak bakmıyor! Gülümsediğini görebiliyoruz!''
''Somurtarak bakmıyor ama ulu orta soyunuyor onu nasıl yapacağız?''
''Laxus da çok kendini beğenmiş!''
''Laxus çok hızlı!''
''Gray-sama soğuğa fazlasıyla alışık!''
''Laxus daha uzun!''
''Gray-sama daha havalı!''
İkisi birbirine kötü bir şekilde bakmaya başladılar. Uzun bir süre sonra Mira gözlerini kısıp konuştu.
''Kapıştırak mı?''
Bunlar manyaktı. Gözlerimi devirip sınıftan çıktım. Bugün edebiyattan sınav vardı. Ve etütlerde edebiyat dersine ben girmiştim. Sınıfın aldığı not, benim itibarımı belirleyecekti. Ama güveniyordum onlara. Derslerimde oldukça sessizlerdi en azından.
Kütüphaneye girip kitaplara göz attım. Onlara ders anlatan bendim. Hepsinden daha iyi biliyor olmam gerekiyordu ama kibirin getirdiği olumsuzluğa inancım sonsuz olduğundan daima çalışıyordum. Kütüphanede kitap kokularının bol olduğu bir yer vardı. Orası en sevdiğim yerdi. Ne zaman kütüphaneye gelsem oraya uğrardım. Kitaplar çok eskiydi. Oraya gidip kitaplarda ellerimi gezdirdim. Okumaya kıyamayacağım kadar güzel kitaplardı bunlar. Mavis seçmişti bu kitapları. Onun doğduğu yerde kitaplar çok kaliteli yazılmıştı. O da elinde ne kadar kitap varsa kütüphanemize bağışlamıştı.
Yeniden derin bir nefes alıp elimi kitaplardan birine attım. Mavis bize fazlasıyla kitap getirmişti. Sıkışık kitaplara bakıp birini kestirdim gözüme. Onu okumayı çok istiyordum. Ne yazık ki vakit bulamamıştım hiç. Kitabı kendime çekip çıkartmaya çalışırken dolabın hareket ettiğini fark ettim. Sonunda kitap elime geçtiğinde yanında dolabı da getirmişti. Üstüme düşen dolaba bakarken gözlerim büyüdü.
"Siktir."
Elimi başıma siper edip kafama düşecek kitaplardan korunmaya çalışırken dolap konusunda ne yapacağımı düşünüyordum. Adım atıp oradan çıkmam gerekiyordu ama vakit buna yetmeyecekti. Emindim. Neden ayaklarım düşüncelerim kadar hızlı değildi? Tam adımı attığım sırada bir el belime dolandı ve kenara çekti. Hemen ardından dolabın düşerken çıkardığı yüksek ses kulaklarımı doldurdu.
"Mavis bunları görmemeli."
Başımı kaldırıp Gajeele baktım.
"Mavisin getirdiği kitaplar..." dedim ayaklarımı çırparken.
Ayaklarımı çırptığımda kafasını bana çevirip yere bıraktı. Kolundaki saate baktı.
"Öğlen arasının bitmesine kırk yedi dakika kaldı. Öğlen yemeği yemeyip burayı toparlamamız gerekiyor." Neden hala yere indirmemişti beni? Büyük ihtimalle hala koluyla beni tuttuğunu fark etmemişti. Şey, vücut boyutlarıma bakınca bu oldukça normaldi.
ŞİMDİ OKUDUĞUN
Eksik Parça
RandomFairy Tail Lisesinin başarılı başkanı Jellal Fernandes, karizmatik gülümsemesinin arkasındaki gizemli geçmişiyle, İki oyla başkanlığı kaçıran rekabetçi başkan yardımcısı Erza Scarlet, kendinden emin bakışlarının arkasında geçmişte yaşadığı kayıplarl...
