Bölüm 9

1.1K 94 7
                                    

Çise yangın merdiveninden indiklerinden beri tüm gece nöbet boyunca ve ertesi gün Yağmur'un söylediklerini düşünüp durmuştu. Mert ile tekrar konuşmaya çalışmasının, diğerleri ile arasını düzeltecek bir şeyler yapmasının ne kadar doğru olup olmadığını hesaplamıştı bu da suçluluk duygusu ile girdiği depresyondan biraz olsun çıkmasında yarar sağlamıştı. 

Yağmur kızın hala suskunluğunu korusa da bu değişimini anlamış ama biraz daha üzerine gitmek istememişti bunun yerine onun gelecek hamlesini beklemeye kararlıydı. Nöbetleri bittiğinde ikisi de yorgunluktan ölmek üzereydiler ve tek istekleri eve gidip uyumaktı ama herkes çıkana kadar bekledikleri için hastanenin içinde boş boş dolaşıyorlardı.

"Bu çileyi çekeceğimize neden ikimiz de arabalarımızı getirmiyoruz ki? Normalde zaten ayrı ayrı geliyoruz"

"Nöbetten çıktıktan sonra uyukluyorum çünkü yanımda biri olsa iyi olur ayrıca aynı yere gidiyoruz neden iki araba gidelim ki? Çevreci ol biraz"

"Uykum varken çevreci olamıyorum kusura bakma! Hadi çıkalım artık Çise yeter dolanıp durunca daha çok dikkat çekiyoruz. Ölüyorum uykusuzluktan, yarın da Aslı bırakmayacak uyuyalım"

Çise otoparkta ilerlerken yarınki planları aklına gelmişti ve unuttuğuna inanamamıştı. İstanbul'a ilk geldiğinde bir kez gitmişti ama ondan sonra hiç vakti olmamıştı adalara gitmeye. Yorgunluğuna rağmen biraz heyecanlanmıştı. Yağmur ile konuşmasından beri düşündükleri sayesinde şimdi hayati duyguları yaşayabiliyordu. Direksiyon başına geçtiğinde yanındaki koltuğa yerleşip gözlerini kapayan çocuğu görene kadar gülümsemişti ama onu görünce tenha otoparkta çınlayan bir sesle "Ya! Sen rahat uyu diye birlikte gitmiyoruz!" demişti. 

Ters gözlerle ona bakan adam ayaklarını indirmiş kollarını göğsünde birleştirip "Ne yapayım istersin peki? Sen uyuma diye gözlerini mi  tutayım" demişti sinirli bir şekilde. Çise arabayı çalıştırıp yola koyulduğunda "Şarkı söyleyebilirsin mesela" demişti ama Yağmur kızın kolunu tutup "Durdur. Durdur arabayı ben süreceğim" diyince kolunu kurtaran kız "Of tamam söyleme. Aman sakın buz dağından eritme bir damla" demişti.

Önüne dönen Yağmur yolu izlerken Çise yine isyan ederek "Konuş bari!" demişti. Yağmur bıkkınlıkla "Uyursan uyandıracağım işte abartma" dese de bir türlü dinletemediği kıza bağırmadan olabilecek en alçak sesle "Tüm gün birlikteyiz zaten! Ne anlatayım bir de günün tekrarını mı yapayım yani?" demişti.

"Yahu sen sadece gününde olanları mı konuşuyorsun arkadaşlarınla. Gelecek planları, hobilerin, hoşlandığın şeyler bunlardan bahsedebiliriz"

"Çise yemin ederim çok yorgunum sessizce eve gidip uyusak olmaz mı?"

"Olmaz"

Yağmur camı açıp rüzgarın onu rahatlatmasını beklemişti ama yanında sürekli vırvırlayan kız yüzünden mümkün olmuyordu ki bu kadar konuştuktan sonra hala nasıl uykusu gelebileceğini anlayamıyordu. "İyi sen sor ben söyleyeyim. Öyle havadan sohbet açacak türden biri değilim ve lütfen hızlı ol biraz da çabuk bitsin şu eziyet" demişti sinirle. 

Çise onun sinirlenmesinden gizli bir zevk duyarak hafifçe gülümsemiş ve biraz düşündükten sonra "Bana geçmişinle ilgili bir şeyler anlat. Seninle ilgili hiçbir şey bilmiyorum ama sen benimle ilgili bir şeyler biliyorsun bu haksızlık" demişti. "Ne biliyorum acaba seninle ilgili" diye sormaya yeltense de yangın merdiveninde konuştuklarını hatırlamıştı. Bunu hatırlayınca anlatacak bir şey bulduğu için de sevinmişti.

"Benim de ismimle ilgili bir hikaye var aslına bakarsan"

"Gerçekten mi?"

"Evet. Oldukça yağmurlu bir günde doğmuşum. Ailem hastahaneye gidiyormuş ama yağmurda arabaları kaymış bu yüzden yolda kalmışlar. Ambulans çağırılmış ama geliş yolunda da yağmur yüzünden kaza olmuş ambulans gecikince arabada doğmuşum. Ambulans gelene kadar da yağmur altında beklemek zorunda kalmışlar"

Hayat KavşağıHikayelerin yaşadığı yer. Şimdi keşfedin