Çise bir hafta evde dinlenmiş abisi, yengesi ve yeğeni ile vakit geçirmişti ama hastaneye ve hastalarına olan özlemi de giderek büyüyordu bunun yanında hastaneye gitmekten de korkuyordu. Yağmur ona neler olduğunu hiç anlatmıyordu ama Aslı'nın olanları öğrendikten sonra telaşla gelip durumunu kontrol etmesine bakılırsa işler çok da yolunda gitmiyordu. Evlerine yapılan baskından sonra bir daha arkadaşlarıyla görüşme fırsatı olmayan kız onları aramakla aramamak arasında çok kalmış ama yengesi zamana bırakması konusunda ısrar edince içi içini yese de aramamıştı.
Evde misafirleri olduğundan beri Yağmur yemek görevini Elif'e devretmişti ve hastaneden gelir gelmez de Ege ile oynamaya başlıyordu. Buz dağı Yağmur Duygun'un Ege ile oynarken düştüğü hali ilk gördüğünde uzun süre kendini gelemeyen Çise zamanla bu duruma alışsa da Ege'nin ondan çok Yağmur'a düşkün olmasını kıskanıyordu. Dün gece abisini uğurlarken bile Yağmur'a sarılıp gitmemek için ağlayan çocuk ona yüz vermemişti bile.
Bu yüzden hala kızgın olduğu adamla konuşmayan Çise sessizce yemeğini yemiş sonra da ses çıkarmadan sofrayı toplamaya başlamıştı ama Yağmur gülmemek için kendini zor tutarak "Cidden Çise hala mı surat yapıyorsun?" diye sormuştu. Çise cevap vermemeye kararlı bir şekilde tabakları makineye yerleştirdiğinde ona yardım etmek için kalkan Yağmur'un yüzüne bile bakmamıştı ve genç adam da dayanamayıp gülmüştü.
Onun gülmesi daha çok sinirlerini bozan genç kız kötü bakışları ile susturduğunda Yağmur "İyi de benim ne suçum var da bana küsüyorsun?" demişti kendini toplayarak. "Ne yapayım bir yaşında çocuğa mı küseyim yani?" diye terslenen Çise'nin kendince haklı gerekçesine kafasını sallayan Yağmur "Tabi bir yaşında çocuğa küsemezsin haklısın." derken yine kendini sıkıyordu.
"Hayır anlamıyorum ne var sende de bana bakmadı bile!"
"Çocuklar sever genelde beni ve abartma istersen."
"Abartmıyorum! Sen yeğenimi benden çaldın"
"Evet Çise hiç abartmıyorsun gerçekten."
Çise elindeki son bardağı da sertçe makineye koyduktan sonra kapağını kapatıp odasına gidecekken arkasından "Yarın işe başlıyorsun ama sen yokken olanları merak etmiyorsun yani" diye seslenen Yağmur'un sesi sonunda kızı gereksiz kaprislerinden arındırmıştı. Heyecanla dönen Çise beklenti dolu gözlerle bakarken Yağmur kalbinin kısa süre durduğunu hissetse de kendini çabucak toplamış "Artık iyileştiğine göre biraz çalışabilirsin ne dersin?" demişti ukala bir gülüşle.
Çise kafasını aşağı yukarı heyecanla sallarken Yağmur da onun için getirdiği dosyaları odasından alarak salona geçmişti. Çise iyileşme sürecindeyken onu hastaneden ve hastalardan uzak tutmaya çalışsa da bu küslüğü bitirecek tek çarenin bu olduğunu bildiği için gelirken yanında bir sürü dosya getirmişti. Çise ile küs olduğu zamanda yaşadıkları yüzünden kendi kendine verdiği sözlerden biriydi bu ona ne kadar kızsa da kavga etse de küs kalmayacaklardı.
Birkaç saat dosyaları inceledikten sonra kızı zorla yatağa gönderen Yağmur da uyumak için odasına çekilmişti çünkü yarının ne kadar yorucu bir gün olacağını tahmin edebiliyordu. Sedef ziyaretlerinin hemen peşine fevri bir intikam duygusu ile tüm hastaneye Yağmur'un ev arkadaşının kimliğini açıklamıştı ve hayal kırıklığına uğrayan bayan personelin yanında kıskançlık krizine girdiklerinde sayılarının çokluğu anlaşılan Çise hayranı erkek personelle de uğraşmak zorunda kaldığı için kabus gibi geçen bir bir haftaydı.
Öyle ki haline acıyan Sedef özür dilemiş ve çocukluk ettiğini söylemişti. Mert bile diğerlerine göre daha insaflı davranmaya başladığında Yağmur durumun ciddiyetini anlayabilmişti şimdi yarın Çise'nin de gelişi ile işler iyice sarpa saracaktı ve bundan önce dinlenmesi gerekiyordu.

ŞİMDİ OKUDUĞUN
Hayat Kavşağı
Romansaİki zıt ruhun yolları sürekli kesişiyorsa bir nokta da birbirlerinin hayatlarına dalmak zorunda kalacaklardır! Birbirinden tamamen farklı ama birbirine bir o kadar da yakın iki doktorun birbirine teğet geçen kaderleri sonunda kesişiyor. Peki bu iki...