Multide Gizem, Anıl ve Mert var. Umarım yeni kapağı sevmişsinizdir.
İyi okumalar,
Arabayı park ettikten sonra el frenini çektim. Okula girmek istemiyordum. Hele Emre'nin suratını görmek hiç istemiyordum. Ama az kalmıştı. Mezun olup yeni bir hayata başlayacaktım. Sonra ver elini Almanya, Amerika veya başka bir yer, bilmiyorum. Belki dünya turuna çıkardım. Şahsen merak ettiğim birçok yer vardı.
Arabada fazla durduğumu fark edip indim. Adımlarımı yere eskisinden daha sert basarken çoktan kantine ulaşmıştım. Az kişi vardı. Sanırım biraz erken gelmiştim.
Yürümeye devam ederken içimdeki hisle başımı sağa çevirdim. Karşılaştığım kahvelere ifadesizce birkaç saniye baktıktan sonra yürümeye devam ettim.
Fakat bu sefer durmamı sağlayan şey bir ıslık sesiydi. Sinirlerim gerlilirken yumruğumu sıktım. Tam tekrar yürüyeceğim sırada ıslığın tekrar çalınmasınlar durdum. Kesinlikle biri dayak istiyordu.
"Hey fıstık!" Arkamı dönüp yakasına yapışacak ve kafayı gömecektim. "Ne diy-" Durdum. Karşılaştığım mavilerle durdum. Ellerim çocuğun yakalarını bırakırken mal gibi kaldım. "Anıl?"
"Naber fıstık? Özledin mi beni?" Hızlıca Anıl'a sarıldım. "Ne işin var burada?"
"Geri döndüğümüzü Mert adındaki şeyin söylediğini sanıyordum. Ee, okulu gezdirmeyecek misin?"
Gözlerim şaşkınlıkla açıldı. Mert'e şey mi demişti o?
"Okul mu değiştirdin?"
"Herhalde kızım. Ne sandın? Hadi daha özlem gidereceğin kişiler var" Beni hafifçe öne ittirdi. İşte o zaman etrafımıza Emre ve tayfasının olduğunu anlamıştım. Anıl'ı bana sarkan biri zannetmişlerdi. Onu takmayarak yürümeye devam ettim. O sırada Anıl da bunu fark etmiş ve beni kolunun altına almıştı. Merdivenleri çıkarken bir masanın önünde durmuştuk. Masaya yaslanmış Gizemi görmemle koşup üzerine atlamam bir oldu.
"Nefes...alamıyorum..." Gizemin boğuk çıkan sesiyle kollarımı gevşettim.
"İyi aman be" Gizemden ayrılıp Anıl'ın kolunun altına girdim ve dil çıkardım. Gizem gözlerini kısıp bir süre baktıktan sonra biranda arkamıza bakıp gülümsemeye başladı. Ben daha arkama dönemeden Gizem koşmaya başlamıştı bile. Arkama baktığımda Gizem Mert'in kolunun altına girmiş bize dilini çıkartmış ve gözlerini kısarsak bakıyordu. Güldüm bu haline. Fakat Mert'in kaşları çatıktı ve bir Gizeme bir bana bakıp duruyordu. Ona 'ne oldu?' bakışımı attım.
"Kızlar, giyinmeyi mi unuttunuz lan?!" Gizemle aynı anda gözlerimizi devirdik.
"Körsen yapabilecek birşeyimiz yok" Gizemle aynı anda bunu söyledikten sonra kol kola girdik.
"Hadi bize eyvallah!" Bağırıp dersin olacağı yere girdim.
Gözlerimi 120 kişilik sınıfta gezdirdim. Sonunda Sinemi gördükten sonra hızımı arttırıp yanına oturdum. "Naber kanka?"
Yüzünü bana çevirmesiyle kızarmış olan gözlerini fark ettim. Uzun süre ağladığı belli oluyordu. Kaşlarım istemsizce çatılırken hızlıca sarıldım. Sinemin hıçkırığı kulaklarımı doldururken daha sıkı sarmaladım. Üstümdeki tişörtün ıslandığını hissediyordum. Yavaşça ayağa kaldırdım Sinemi. Hızlı adımlarla tuvalete girince içeriyi kontrol ettim ve kapıyı kilitledim. Yüzünü avuçlarımın arasına alırken yanağındaki ve gözünün altındaki kapatılmış olan kızarıklık ve morluk dikkatimi çekti. "N'oldu?"
"B-babam" Ellerimi yumruk haline getirdim. O kadar sinirlenmiştim ki. O adamı bulup gebertecektim. O herif akıllanmamış mıydı hala?
Kilidi açıp ders yerine gelmem ve çantamdaki çakıyı almam gecikmemişti. Bunu gören Sinem ise çığlığı basmıştı. Bütün herkesin gözü bize dönerken çantamı kaptığım gibi arabama doğru adımlanmaya başladım.

ŞİMDİ OKUDUĞUN
YASA DIŞI
Hành độngArtık hepimiz tehlikeli bir dünyada yaşıyoruz. Hiçbir şey eskisi gibi değil. Insanlar değişti ve değişmeye devam ediyor. Hayatımızda değişiyor. Büyüyoruz. Hergeçen gün sırtımıza biraz daha yük biniyor, herşey zorlaşıyor. Benim hayatım büyüdükçe zo...