Sadece Sıcak Bir Ten

6.6K 283 17
                                        


Alp'in kollarımda ağlayarak uyuduğu geceden uyandığımda yatakta yalnızdım. Önce elimle etrafı yokladım, sonra kalkıp sağa sola bakındım, bir not aradım ama yoktu. Alp sabahtan çıkmış olmalıydı. Bir not bile bırakmaması garipti. Yarın sınavlarım başlayacaktı fakat ben dün akşamı boşa geçirmiş, bugün de öğlene kadar uyumuştum. Yatağın kenarından uzanarak yerden kitabımı aldım. Henüz yarısını bile okumamıştım ve okumam gereken 3 kitap daha vardı. Görünen o ki bu sene de mezun olamayacaktım. Kitabi kapatıp mutfağa geçtim. Kahve yapmak için su ısıtmaya başladım. Bu sırada dün yaşadığım tuhaf günü düşünüyordum. Alp'in anlattıkları şimdi daha da garip ve gerçekdışı geliyordu. Fakat O, bunları yaşamıştı. Kahvemden bir yudum aldım. Midemi saran yoğun bir ağrı ile düşüncelerim bölündü. Dünden beri doğru dürüst bir şey yememiştim üstelik Alp'le saatlerce parktaki köprüde durup üşütmüştüm. Sınav öncesi neden bunları yaptığım konusunda hiçbir bir fikrim yoktu. Simdi de Alp'i merak ediyordum. Haber vermeden nereye gitmişti acaba? Üstelik bende telefon numarası bile yoktu. Bu şekilde ders çalışmam imkansızdı. Buna karar verdikten sonra üzerimi giyinip evden çıktım.

Alp'in kaldığı apartmana ulaştığımda içimde tuhaf bir ürperme hissetmiştim. 4. Kata çıkarak kapısını çaldım. Kapının açık olduğunu fark etmemle birlikte kalbim hızla çarpmaya başladı. Panikle içeriye girdim. Gördüğüm manzara karsısında beynimden vurulmuşa dönmüştüm. Odası boşalmıştı, eşyalar duruyordu ama kıyafetler, kitaplar, resimler hepsi gitmişti. Nereye gitmişti? Peşindeki adamlar onu bulmuş muydu yoksa? Bu olmuş olamazdı. Eşyalarını topladığına göre kendisi gitmişti. Neden bir not bile bırakmamıştı?  Bir şey bulma umuduyla etrafa bakmaya başladım. Yatağın üzerinde bir tişört duruyordu. Bu tişörtü hatırlamıştım, dün giydiği tişörttü. Yatağa yıkılırcasına oturdum. Tişörtü elime aldım, bir süre anlamsızca baktıktan sonra kokladım. Bu onun kokusuydu. Yatağa yavaşça uzandım ve tişörte sarıldım. Gözümden süzülen bir damla yaş önce burnuma oradan da yatağa düştü. Tüm bunlar onu bir daha göremeyeceğim anlamına mı geliyordu? Elimde ne bir telefon numarası vardı ne de bir adres vardı. Sadece adını biliyordum Alp. Soyadını bile bilmiyordum. Alp, gerçek adı mıydı ki? Bunu bile bilmiyordum. Dün anlattığı şeyler şimdi anlam kazanıyordu. Aslında gideceğini anlatmak istemişti bana. Eğer gerçekten söylediği kadar bağlanmışsa bana, nasıl gidebilmişti? Yapacak hiçbir şeyim olmadığını biliyordum. Kalktım ve gözlerimi sildim. Tişörtü çantama koydum. Lavaboya gidip yüzümü yıkadım. Henüz doğru dürüst tanımadığım biri için ağlıyordum, üstelik bir erkek için... Yalnızlıktan delirmeye başladım diye düşündüm. Acilen bir sevgili bulmam lazımdı. Normal bir sevgili. Tüm bunları yaşamamın sebebi çok uzun zaman yalnız kalmamdı. Arayacak kimsemin olmadığını fark ettim. Aklıma gelen tek insan Gizem'di. Bunca zaman karşılık vermediğim halde hala bana ilgisi vardı. Başka bir şansımın olmadığını fark ettim. Birine ihtiyacım vardı. Telefonumu çıkardım ve Gizem'i aradım.

-Alo...?

-Bu akşam boş musun? diye sordum. Lafı dolandırmak istemiyordum.

-Evet, boşum. Ne oldu hayrola?

-Buluşup takılalım diyecektim, film falan izleriz.

-Senin sınavların yok muydu?

-Çalışasım yok hiç.

-Sesin bir garip geliyor hasta mısın sen?

-Biraz... Gelip bakacak mısın bana?

-Tamam, gelirim bir saate. Sesin iyi değil, bir çorba yapayım sana. Sınav haftası hasta olma bir de.

-Bekliyorum. Hadi görüşürüz.

Telefonu kapattıktan sonra Alp'in dairesinden ayrıldım, eve doğru yürümeye başladım. Giderken markete uğrayıp yiyecek bir şeyler aldım. Eve gelir gelmez aceleyle duşa girdim.Bu yaşadıklarımı atlatmak için sıcak bir duşa ihtiyacım vardı. Tüm bu Alp mevzusunu geride bırakmak ve hayatıma devam etmek istiyordum. Çıktığımda hemen kapı çaldı. Bu kadar çabuk gelmesini beklemiyordum. Daha bir saat bile olmamıştı. Üzerimde havluyla kapıyı açmak zorunda kaldım.

-Hoş geldin.

Gizem karşılaştığı manzara karşısında şaşkınlığını gizleyemedi.

-Bu ne hal Kerem? Hasta değil misin sen? İyice üşüteceksin!

-Sıcak bir duş iyi gelir diye düşündüm. Bu kadar hızlı geleceğini tahmin etmemiştim.

-Tamam, ben mutfağa gidip bir şeyler hazırlayayım sana sen de giyin hadi.

Odama geçip giyindim. Laptopumu açıp bir film buldum, Gizem elinde çorbayla kapıda belirmişti. Çorbayı bana verdi ve kendi de yanıma oturdu. Filmi açtım ve izlemeye başladık. Çok geçmeden omzuma yaslanmıştı. O anda, onu çağırmakla hata ettiğimi anladım. Diğer şeyleri geçtim, bana dokunmasından bile rahatsız olmuştum. Zaman ilerliyor gizem bana daha fazla yakınlaşıyordu. Film bittiğinde ne izlediğimi kesinlikle bilmiyordum. Sürekli Gizem'in gitmesini nasıl sağlayabileceğimi düşünmekten kendimi alamamıştım. Hastalığı bahane ederek uykumun olduğunu söyledim. Bunun işe yarayacağını düşünmüştüm. Sonra da yatağa uzandım ama gitmek yerine göğsüme yattı. Tıpkı dün gece Alp'in yattığı gibi yatmıştı. Bir an gözlerime yaşların hücum ettiğini hissettim. Acaba şu an neredeydi? Ne yapıyordu? Şimdi Gizem giderse Alp'i düşünmekten başka bir şey yapamayacağımı biliyordum. Bu sırada Gizem doğruldu ve yüzüme baktı. Sonra üzerime doğru eğildi ve beni öpmeye başladı. Şu an kafamı dağıtmak için sevişmek iyi bir fikir duruyordu. Gözlerimi kapattım ve ellerimi saçlarına attım. Alp'in düz saçlarının aksine Gizem'inkiler kıvırcıktı. Aradığım bu değildi. Burnuma Gizem'in çiçek kokulu parfümü doldu. Aradığım koku bu değildi. Aradığım koku Alp'in kokusuydu. Aradığım dudaklar onun dudakları... Herhangi birinin sıcaklığı değildi istediğim,sadece Alp'ti. Bundan kesinlikle emindim artık. Bir an Gizem'i istemsizce ittim. Bana şaşkın gözlerle baktı. Sonra benden uzaklaşarak karşıma oturdu. Yüzünde daha önce hiç görmediğim bir hüzün ifadesi vardı.

-Kerem bana daha ne kadar bunu yapacaksın? Diye sordu sesi titreyerek.

-Üzgünüm iyi hissetmiyorum sadece...

Bunun yalan olduğunu ikimiz de biliyorduk.

-Yine kimi unutmak için benim kollarıma geldin bilmiyorum ve umurumda da değil. Ama benim de bir gururum var.

Ağlamaya başlamıştı. Onunla vakit geçirmek keyifliydi, birinci sınıftan beri arkadaşımdı ama o kadar, arkadaşım sadece.... Bunu anlamamıştı asla. Daha önce birkaç kez beraber olmuştuk. Sevgilimden ayrıldıktan sonra yine ona koşmuştum. Bir kez bile beni reddetmemiş, benden fazlasını beklememişti. Beni koşulsuz kabul edeceğini her zaman biliyordum. Ama sevişmelerimizin hepsinde çok sarhoştum ve ayık kafayla bunu yapamayacağımı da şimdi daha iyi anlamıştım. Kalktı ve çantasını aldı. Peşinden bile gidemiyordum. Yaptığım şeyin bir özürü yoktu, bunu ben de biliyordum. Bu yaptığım büyük bir haksızlıktı sadece.

-Bir daha beni arama, dedi ve kapıyı çarparak çıktı.

O çıktıktan sonra yatağın ortasında oturur şekilde öylece kalakalmıştım. O kadar kötü hissediyordum ki, bir süre kıpırdayamadım bile. Alp gitmişti. Ben ona karşı olan duygularımı yeni yeni kabullenirken gitmişti. İçimdeki özlem şimdiden dayanılmazdı. Yok yere Gizem'i de kendi karmaşamın içine çekmiştim. Kalbini kırmıştım. Her şey o kadar kötüydü ki sınavları düşünmek aklıma bile gelmiyordu.

KAÇAKBağımlısı olacağınız hikayeler. Şimdi keşfedin