Çocukluk Arkadaşı "Deniz"

3.2K 164 20
                                        


Cumartesi günü göz açıp kapayıncaya kadar gelmişti. Sabah erkenden uyandım ve hazırlandım. Henüz uyumakta olan Pınar'ın yanağına bir öpücük kondurdum. Uyku arasında mırıldanarak "iyi yolculuklar" dedi. Evden çıkıp bir taksiyle otogara gittim. Yolda evden çıkmadan önce aldığım elmayı yedim. Otogarda otobüsün saatini beklerken bir kahve içtim. Tam 9'da otobüse binmiştim. Yanıma sadece küçük bir sırt çantası almıştım. Yol boyunca Hakan'ı düşündüm. Onu farklı şartlarda tanısam nasıl olacağını hayal ettim en çok da. Normal bir hayat sürebilseydik her şey çok güzel olabilirdi. Bir sonraki görüşmemizde onu ikna etmeye çalışacaktım. Korkmadığımı söyleyecektim. O nereye giderse ben de oraya gitmeye hazırdım. Fakat bu ne kadar mantıklıydı? Pınar'ı ve işimi bırakıp bilinmez bir yolculuğa çıkmak? Bu çok anlamsızdı ama yapmak istediğim buydu. Hakan'dan ayrı kalmak istemiyordum artık. Onu unuttuğumu sansam da gördüğüm anda tüm duygularım aynı şekilde canlanmıştı. Bu düşünceler eşliğinde yolculuğumu tamamladım. Tarif ve krokiyi kullanarak evi kolaylıkla buldum. İki katlı müstakil bir evdi ve çok şirin bir bahçesi vardı. Küçük bahçeyi geçerek kapıya ulaştım. Kapıyı çaldım. Bir süre bekledim. Kapı açıldığında karşımda genç bir delikanlı duruyordu. Uzun boylu ve yapılıydı. Kıvırcık saçları, koyu yeşil gözleri ile kendine has bir sevimliliği vardı.

-Buyurun, dedi.

Misafir beklemediği her halinden belli oluyordu.

-Ben Deniz'i görmek istiyorum, dedim.

-Deniz benim.

-Ben Kerem, beni buraya Alp gönderdi...

Yüzü anında değişmişti, gözleri irileşti, beni şaşkınlıkla süzdü.

-Alp mi? dedi sessizce.

-Evet, bir emaneti almak için geldim.

-Tamam, içeriye geçin, dedi.

Peşinden içeriye doğru ilerledim. Beraber salona geçmiştik. Ortalık epey dağınıktı. Bana gösterdiği koltuğa oturdum. O da karşıma oturdu. Beni dikkatlice süzmeye devam ediyordu. Üzerimde gezen gözleri yüzünden tuhaf bir rahatsızlık hissediyordum. Uzun bir süre sessiz kaldıktan sonra konuşmaya başladı.

-Alp... Ondan bir daha haber alabileceğimi sanmazdım.

-...

-Kusura bakmayın hem etraf çok dağınık hem de size ikram edebileceğim bir şey yok evde.

-Önemli değil. Fazla vaktim yok zaten.

-Hala şaşkınlığımı üzerimden atamadım. Siz bana Alp'i tanıdığınızı söylüyorsunuz yani.

-Evet...

-Nerden tanıyorsunuz onu?

-Bu biraz uzun bir hikaye, tesadüf eseri tanıştık diyebilirim kısaca.

-Alp nerede şu an?

-Bunu ben de bilmiyorum doğrusu...

-Anladım o hep böyledir zaten.

- Ben alacağım şeyi alıp gitsem iyi olur, dedim.

Sözlerimi duymamış gibi devam etti.

-Siz... Alp'in... Yani şey... Sevgilisi misiniz?

Bu soru beni şaşırtmıştı.

-O biraz karışık bir konu, dedim.

-Peki, Alp benim hakkımda ne söyledi size?

-Bir şey söylemedi...

Gülümsedi ve arkasına yaslandı. Camdan dışarıya bakmaya başladı.

KAÇAKBağımlısı olacağınız hikayeler. Şimdi keşfedin