Ch 15 - Star Comparisons

3.2K 386 35
                                        

Yazar: exobubz

Çeviri: SeKaism

Nefret etmişti. Bu kadar nefret edebileceğini sanmıyordu ama Chanyeol etmişti işte. Baekhyun etrafta canı sıkkın bir şekilde dolaşıyor değildi. Hayır, Baekhyun surat asmıyordu. Ayaklarını evden dışarıya bile sürüklememişti. Eve geldikten sonra Baekhyun her şeye karşı itaatkarlaşmıştı. Günlük iş rutinlerini yapıyordu—yatakları düzeltmek, yeri silmek, eşyaları silmek—ama farklı olan şey konuşmamasıydı.

Ve Chanyeol'ü en çok sinirlendiren buydu. Evin her yerinde yankılanan Baekhyun'un gülüşünden daha yüksek olan sesi için bu sessizlikte yalvaracağını hiç düşünmemişti. Onun yerine Baekhyun'un sesinde Chanyeol vicdan azabını döven kendi suçluluğunu duyuyordu.

O sabah, Chanyeol yanlışlıkla kahveyi gömleğine dökmüştü. Saat dokuza geliyordu ve herkes yerini almıştı. Buna rağmen Chanyeol yeni bir gömlek giymiş ve Baekhyun'u aramaya gitmişti, Sehun ve Kai ile onu salonda otururken bulmuştu.

Ona doğru yürüyen Chanyeol nazikçe kahve lekeli gömleği uzatmıştı. "Baekhyun, bunu yıkamana ihtiyacım var."

Baekhyun gözlerini televizyondan gömleğe indirmişti. Tek kelime etmeden ayağa kalkmıştı. Ne mızmızlanmış ne de uyuşuk davranmıştı. Hiçbir sorun yokmuş, herkes mükemmel derecede iyiymiş gibi hareket etmişti. Gömleği alan Baekhyun çamaşır makinesine atmadan önce banyoya yürümüş ve sudan geçirmişti. O gittikten sonra Kyungsoo başını iki yana sallayıp gözlerini kaçırmadan önce Chanyeol ona bakan Kyungsoo'nun gözlerini yakalamıştı, bu Chanyeol'ü daha da suçlu hissettirmişti.

Ertesi sabah Chanyeol her zamanki gibi uyanmamıştı. Bunun yerine Baekhyun yanında durup nazikçe omzunu sallamıştı. Bir şekilde aceleci bir sesle Chanyeol'e uyanması için seslenmişti. "Bay Park, kalkma zamanı."

Chanyeol birkaç kez gözlerini kırpıştırdı, duyduğunda mantık aramaya çalışıyordu. Başta doğru mu duydu emin olmamıştı—Baekhyun cidden ona resmi adıyla hitap edip etmediğinden. Ama Baekhyun sözlerini tekrarladığında sırtı Baekhyun'a dönük olan Chanyeol gözlerini hızlıca açmıştı. Baekhyun'un gördüğü kadar, Chanyeol o sabah farklı uyandığını sonunda anladığı için yüzünde donmuş bir bakış vardı.

İlk tanıştıkları günden beri Baekhyun'un yaptığı gibi yatak sallanmamıştı. Kalkıp doğallığı koklaması için yarı-bağıran, yarı şarkı söyleyen ses yoktu. Baekhyun yorganı bile kaldırmamıştı—soğuk sabah havasının ona çarpması için yeterliydi. Ama işte Chanyeol kısık bir sesle ve nazik—tereddütlü—bir sallamayla uyandırılmıştı.

"Bay Park, uyandın mı?"

Chanyeol cevap vermeden önce bir nefes aldı. "Evet..." Sonra Baekhyun geri çekilip kapıya doğru yürümeye başlamasını dinledi Chanyeol. O giderken yavaşça doğrulmuş ve gözleri Baekhyun'u takip etmişti, görüşünü fark etti, boynunun arkasını ovmasını izledi.

O gider gitmez Chanyeol yatağa geri düşmüş, beyaz tavana bakıyordu, içindeki bu aptal histen kurtulamıyordu.

Kahvaltı için mutfağa gittiğinde, uykudan dolayı hala sarhoş olan Chanyeol taş gibi hissettirdiği kahverengi bir kağıt torbaya takılacaktı az daha. Kendini zar zor kurtardıktan sonra tıslayarak Chanyeol poşete baktı, bundan önce Kai nazikçe—ama hızlıca—poşeti önünden çekip almak için eğilmişti. "Üzgünüm. Bu sabah atacaktım." Açıkladı.

O şey her neyse Kai atmak için kapıdan çıkmadan önce Chanyeol ona seslenmişti. "O ne?"

Kai durdu ve poşete baktı. "Önemli değil. İki gün önce Baekhyun'un aldığı bir şey—"

Not IntendedHikayelerin yaşadığı yer. Şimdi keşfedin