25| başlangıç

1.6K 287 71
                                        

Korku dolu gözlerle birbirimizi izlemekten başka hiçbir şey yapmadık birkaç dakika boyunca. Ne olduğunu anlayamamıştı belli ki ama kötü bir şeylerin döndüğünün farkındaydı. Ona açıklama yapmayı isterdim gerçekten ama önce benim de açıklamaya ihtiyacım vardı. Ama sabaha kadar bu iş bitecek dediklerini göz önünde bulundurursak birazdan kapımızda bitecek olmaları muhtemeldi.

"Bir planın var mı?" Saçlarını hafifçe dağıtarak benim tercih ettğim gibi boş olan yatağa oturdu. "Amaçlarının ne olduğunu merak etmiyorum."

"Çok yukarıdayız." Cam kenarından aşağı baktım, bir kırık bacakla koşarak kaçamazdık. Ya da kırık kaburgalarla. Bizi yakalamaları pek uzun sürmezdi ve bu boşa gidecek bir tehlikeydi.

"Telefon-"

"Kablosunu kesmiş." Derin bir nefes aldım. Henüz hava yeni yeni kararıyordu ama biz dün akşamdan beri burdaydık. Son mesajlardan beri Taehyung'la hiç konuşmamıştım ve birbirimizi aramayacağımız da şu anki durumumuz göz önünde bulundurulursa belliydi. Yani en iyi ihtimalle geldiğinde kaybolduğumu anlardı. Ya da öldüğümü.

"Ne yapmalıyız?"

"Yakın dövüş sporlarından birinde usta değilsen... Bizi bırakmalarını bekleyeceğiz. Tek kişi olursa halledebiliriz de." Tek umudum hepsinin gelmemesiydi. Bir şekilde, yalnızca birisi olursa başa çıkabilirdim. 

"Yakın dövüşte usta değilim ama Jimin, neden hiç yardım çağırmayı denemedin? Mesela... bağırmayı?"

Bu gerçekten iyi bir fikirdi. Harikaydı. Bir nokta daha.

"Herkes yemekte. Ama sabah temizlikçiler gelecek buraya eğer o zamana kadar bile dayanabilirsek..."

Sözümün üzerine pek bir şey söylemedi ve yatağa uzandı. Sıkıntılı duruyordu haklı olarak. Beni suçlamasını istemezdim ama onun bu işle hiçbir alakası yoktu yani yine ben suçlu sayılıyordum. 

"Telefonunu gördüm," dedi sonra. "Taehyung çok aradı."

"Sen ciddi misin?" Yatakta yanına oturdum, bu gülümsememe neden olmuştu çünkü beni araması demek yokluğumu çabuk fark etmesi demekti. Bir; ölmemek için bir şansım vardı, iki; beni affetmesi için de bir şansım vardı. 

"Evet ama sonra telefonunu su dolu bir sürahiye attılar."

"Ama su geçirmez o."

"O yüzden aramalar susmayınca kırdılar sanırım. Hyunseo öfkeliydi."

Derin bir nefes aldım. O kadar da umutsuz değildim durumumuzdan, şimdilerde daha sakin düşünmeye başlamıştım ve birçok plan kuruyordum. Tek gelseler de, hepsi birden de olsa kaçmak için bize bir şans yaratmalıydım. Sadece Yoongi hyung kaçsa bile olurdu, sonuçta onu buna bulaştıran bendim. 

"Taehyung aradı..." Kendi kendime tekrar ettim sonra. Orada numarasının çekmemesi gerekiyordu, değil mi? Amerika'da yeni bir numara aldıysa bile o bende kayıtlı değildi ve Taehyung burada mıydı? İki gün olmadan? "Hyung, Taehyung yazdığına emin misin?" Kendimi boş yere umutlandırmak veya böyle bir durumdayken beklentiye girmek istemiyordum. Taehyung olmayabilirdi işte. Neden olsundu ki? Beni araması için hiçbir sebebi yoktu.

"Kaç tane Kim Taehyung tanıyorsun? Ayrıca, sevgilini neden adı ve soyadıyla kaydettin?"

Hafifçe güldüm. "Berbat ama kullanışlı bir alışkanlık."

"Burada onlara vurabileceğimiz bir şey var mı?" Bir süre sonra ayağa kalkıp çevreye bakınmaya başladı. Yatakların altına, elbise dolabının çevresine bakındı. Hatta Hyunseo'nun çantalarını bile boşalttı ama modası geçmiş birkaç gömlekten başka bir şey bulabileceğini sanmıyordum.

Luna | vminBağımlısı olacağınız hikayeler. Şimdi keşfedin