"Afedersiniz, iyi misiniz?"
Görevlinin sesiyle kendime geldim. Ne zamandır öylece kalmışım ben bile bilmiyordum.
"Ah! İyiyim teşekkürler."
Kelimeler ağzımdan zorla çıkıyor gibiydi. Yutkunarak ayağa kalktım, saate baktığımda derse çok az bir zaman kaldığını farkettim.
Hızlı adımlarla okula doğru yol almaya başladım...
Okula vardığımda adımlarımı daha da hızlandırdım. Derse girmek için tam köşeyi döneceğim anda biriyle çarpışmam bir oldu.
Ah! Şu an yaşadığım olay hep dizi veya filmlerde yani gerçek hayatla bağlantısı olmayan yerlerde olmazmıydı?!! Gerçekten nerede görsem çok klişe bulurdum bu hareketi, yapmacık gelirdi bana.
Neden şimdi gelip beni buluyordu ki ? Allahtan elimde kağıt falan yoktu da dağılmamışlardı, bir de onlarla ugrasamazdım. Dağılan kağıtlar yoktu ama acıdan kırılacak bir omzum vardı artık.
"Ya çok özür dilerim iyi misin?"
"İyiyim teşekkürler ama bir dahakine dikkat etsen daha iyi olur! "
Karşımda duran çocuğun suratındaki o üzgün hal gidip, yerine sinirli bir tavır gelmişti saniyeler içerisinde.
"Hızlı adımlarla köşeden çıkan sendin, sen dikkat etmelisin bence!"
"Hiçte bile" diye aniden bağırışım üzerine eliyle ağzımı aniden kapatmıştı.
Şok olmamla birlikte elini ağzımdan çekmeye çalıştım ama nasıl bir güç varsa beceremedim ve bende tepinmeye başladım.
"Ne asi çıktın kızım ya sende. Çekicem şimdi elimi ama bağırmak yok."
Tamam anlamında gözlerimi kırpmıştım. Bıraktığı an koşacaktım çünkü kalmak üzere olduğum ve yetişmem gereken bir ders vardı.
Bir anda elini çekince "Ahmak" diyerek omzundan ittim ve hızla koşmaya başladım.
Bu şekilde karşılaşan kişilerin birbirinden hoşlandığını görürdüm hep ama ben bir anda nefret etmiştim bu çocuktan.
Nasıl olsa burası gerçek hayattı ve her şey olması gereken gibiydi olması gerektiği gibi değil.
Sınıfa girdiğimde bir çift öldürücü gözle karşılaştım. Tamam bu derse üçüncü geç kalışım olabilirdi ama ne yani ben hep yetişmeye çalışsam da hep bir şeyler oluyordu.
Yine kendime bir daha geç kalmayacağım sözleri vererek Hazal'ın yanına doğru yürüdüm. Tamı tamına on dakika geç kalmıştım ve hepsi o koridorda çarpıştığım ahmak yüzündendi.
"Ne oldu Rüya sinirli gibisin."
"Daha ne olmasın ki kendime durmadan bu gıcık hocanın dersine geç kalmayacağıma dair söz veriyorum ama hep bir engel çıkıyor bu sefer de koridorda dikkatsizin biriyle çarpıştık ve gerçekten tam bir ahmak."
"Vay be! Filmlerdeki gibi "
"Ne demezsin(!). Hem sen kapasana çeneni."
Son cümlemde ister istemez sesimi yükseltmiştim ve hocadan yine bir azarlayıcı bakış yemistim.
Bu hoca öyle çok bağırmazdı ama bakışlarıyla sizi öldürebilirdi ve işte bugün onlardan ikincisini de almıştım.
Dersin geri kalanında bana gelen hıçkırıkla ölmek istemiştim tam o an ölmeliydim.
Zaten yeterince yerin dibine sokmuştum kendimi bir bu eksikti. Bütün gün dersi dinleyememem de cabasıydı.
Bütün bu olumsuzlukları ve suçları sabah çarpıştığım ahmağın üzerine atarak rahatlamaya çalıştım ama pek de etkili sayılmamıştı bu yol.
ŞİMDİ OKUDUĞUN
SİLSİLE
Teen FictionHayatınız, bir kitaptır. Siz ise o kitabın başrolü. Her kitabın kendine özgü bir hikayesi ve her başrolün ise kendine has rolleri vardır. Gelin şimdi, başka bir hikayeye tanık olalım. Babası hapiste olan Rüya'nın hikayesine... Tüm hakları göz kapa...
