Eve döndüğümde anneme kocaman sarıldım, öptüm, kokladım...
Ben ve kardesim için verdiği emekler göz ardı edilemezdi.
Bizim için o kadar çok uğraşmıştı ki, ne kadar şükretsem azdı.
Bu hayatta anne demek her şey demekti.
Anne demek güven demekti, anne demek aile demekti, anne demek gülümsemek, rahat bir nefes almak, yaşamak demekti. Anne demek ağlayabilmek demekti. İlk aşklarını, ilk acılarını, ilk ağlayışlarını paylaştığın kadındı , oözeldi ...
Bir an aklıma telefonda konuşurken evde olmayacağını söylediği aklıma gelmişti ama gitmemişti.
O sıcacık kollarından ayrıldım. Ayrıldığım anda içime gelen üşüme hissini yok sayamazdım.
"Selma hatun sen bu akşam arkadaşınla buluşacaktın hani." diyerek sırıttım.
Annemin yüzüne gelen o gülümsemeyle içim ısınmıştı. Çünkü ona babam gibi hitap etmiştim ve oda sırıtmıştı.
"Beni geç dudağına ne oldu senin kızım, ne bu gömleğindeki kan? İnanmıyorum Rüya, alnını mı vurdun bir yere moraracak kızım bu, buz koy hemen."
"Korkma anne sadece ufak bir kaza."
"Pek ufak gibi durmuyor ki canım kızım." derken benim almaya üşendiğim buz torbasını o getirmişti, kıyamıyordu işte.
Hep böyleydi, anne yüreği paha biçilemez.
"Anne ben sana neden gitmediğini sormuştum ama?" diye sormuştum buz torbasını yavaşca alnıma değdirirken.
"Kendimi iyi hissetmedim, o yüzden evde kalmak istedim Rüyacım."
"Şu an bir şeyin yok dimi anne, iyisin yani?"
"İyiyim kızım endişelenme. " diyerek sakin olmam için elimi tuttu ve gülümsedi.
Resmen 32 diş sırıtıp anneme tekrar sarılmıştım. Geriye doğru çekilirken aklıma birden o ahmak gelmişti ve yüzümü buruşturmuştum.
"Rüya ne oldu tatlım bir anda yüzünün ifadesi değişti?" diyen annem bu halimi yakalamış gibiydi.
Harika diye geçirdim içimden annem farkettiyse anlatmadan duramayacağımdı. Annemden hiçbir şey saklamazdım sonuçta.
"Şimdi sana bir şey yok desem inanmayacağını biliyorum anne. O yüzden anlatıyorum" diyerek çarpışma olayını anlatmıştım. Anlatırken annemin yüzünde oluşan ifadeler dakikada bir değişiyordu ve beni hiç kesmeden dinlemişti. Son nefesimi de dışarı vererek annemin cevabını beklemeye başladım.
Çarpışma olayını öyle bir anlatmıştım ki gören o 5 saniyelik olayı bir asırlık savaş sanardı.
Çok gıcık olduğum olaylarla ilgili de böyle bir takıntım vardı benim. Uzattıkça uzatır, kendimi haklı göstermek için türlü aldatıcı kelimeler kullanırdım.
Annem "Buradan anlıyorum ki hatalı olan sensin kuzum" demişti gülümseyerek.
Karşımda duran kırk yıllık annemdi, tabi tanıyordu kızını. Benimki de işti yani.
"Dikkatli olmalısın Rüya. Derse geç kalmak istemiyorsan evden daha erken çık, işlerini daha erken hallet. O hocanın dersine vaktinde gitmen için zamanın olsun kızım. Baktın geç kalıyorsun çok acele etmeden at adımlarını. Acele işe şeytan karışır belli ki seninde işine bu ahmak karışmış az da olsa" dedi ve gülümsedi.
Gülümsemesine karşılık bende gülümsedim.
Yanağını öptüm ve dinlenmem gerektiğini odamda olduğumu söyledim.
Odama doğru yol alırken annem yeri geldiği zaman bir dost kılığına girdiğini yine kanıtlamıştı ve ben bir kere daha teşekkür etmiştim içimden anneme ...
ŞİMDİ OKUDUĞUN
SİLSİLE
Fiksi RemajaHayatınız, bir kitaptır. Siz ise o kitabın başrolü. Her kitabın kendine özgü bir hikayesi ve her başrolün ise kendine has rolleri vardır. Gelin şimdi, başka bir hikayeye tanık olalım. Babası hapiste olan Rüya'nın hikayesine... Tüm hakları göz kapa...
