Arkadaşlar ilk hikayem olduğu için acemice hatalarım olabilir. Bunlar olağan şeyler ama bu sizin sessizlikten öleceğiniz anlamına gelmez. Ben hikaye için emek harcıyorum ve 'vote' ve 'yorum' gelmemesi beni cidden çok üzüyor. Ben de verdiğim emeklerin karşılığını almak isterim. Yazmayı cidden seviyorum zaten yazmayı sevmeyen biri burada olmaz. O yüzden okuduğunuz bölümleri beğeniyorsanız votelemek sizin için zor olmasa gerek :)) Her ne kadar varla yok arasında olsanızda sizleri seviyorum :))
~
Alarmın sesiyle değil annemin sesiyle uyanmıştım. Saat 12'ydi ve annem bana neden bu kadar geç kalkıyorsun diyerek tehditlerini savururken ben lavaboya koşmuş, dişlerimi fırçalıyordum. Bir yandan da annem bana bu kadar sinirliyken izin alamazmışım gibi geliyordu ama Allahtan umudu kesmemek gerekirdi.
Lavabodan çıktıktan sonra annemin o güzel elleriyle hazırladığı kahvaltıya doğru emin adımlarla yürüdüm. Masaya oturduğumda annemin daha az önce bana bağırırken şimdi soğukkanlı bir biçimde susması dikkatimi çekmişti.
"Anne neyin var senin?" derken çatalla zeytin almaya çalışıyordum.
Meyve suyu bardağımı önüme koyarken "yok bir şeyim kızım" diye fısıldadı.
"Hadi ama annee. Ben yutmam bu numaraları. Söyle işte"
"Dün Cenk'i birkaç defa aradım. Tam en son arayışımda açtı ve maçtan sonra sınıftan bir arkadaşına gittiğini ve orada kalacağını söyledi. Tamam on altı yaşında bir genç olabilir ama bu bana sormadan karar alacağı anlamına gelmez."
"Anne dert ettiğin şeye bak ya. Tamam kalsın bir seferlik sonra bir daha izin vermezsin. Hem kendi sınıfındanmış bak, rahat ol." diyerek gülümsedim ama annemin yüzünde gram kas oynamadı.
"Öyle diyorsun ama kızım artık bu kalmalar sıklaşmaya başladı. Sen en son ne zaman Cenk'i yanımızda oturup muhabbet ederken gördün?"
"En son ben senden adalar için izin alacağım gün gördüm ama o gün de cok kalmadı, yorgunum deyip odasına gitmişti."
"Evet kızım. Bu çocukta bir şeyler var. Ya aşık, yada başka bir şey..."
"Neyse Selma Hatun. Ben senden bir şey isteyecektim."
"Sakın bana izin deme."
"Anne önce bir dinlesene ya." derken suratıma üzgün bir ifade yerleştirmiştim.
"Tamam hadi dökül" derken ağzına attığı peyniri çiğniyordu.
"Hani dün beni bırakan çocuk vardı ya, adı Mert hani"
"Evet" derken devam et bakışlarıyla birlikte sabırsızca yüzüme bakıyordu.
"Işte Mert bugün saat 2'de beni evden alacak, gezmeye gidicez."
"Daha dün dışarıya çıktın, bu aralar çok geziyorsun Rüya." derken olumsuz karar vereceğe benziyordu. "Hazal'da gelicek mi sizinle? "
"Yok anne sadece Mert ve ben"
Annem bir süre sessiz kalınca endişelendigini anlamıştım.
"Anne korkma. Mert iyi biri. Gerçekten bak. Ondan zarar gelmez."
Ya tabi canım bakışlarını bana yollarken ben Mert'e olumsuz anlamda nasıl bir mesaj yazacağımı düşünüyordum.
"Çok geç kalmamak şartıyla tamam."
1 sn. Annem. Az. Önce. İzin. Mi. Verdi?
Çok geç kalmamak kelimesini vurguladı tabii ki de.
ŞİMDİ OKUDUĞUN
SİLSİLE
Teen FictionHayatınız, bir kitaptır. Siz ise o kitabın başrolü. Her kitabın kendine özgü bir hikayesi ve her başrolün ise kendine has rolleri vardır. Gelin şimdi, başka bir hikayeye tanık olalım. Babası hapiste olan Rüya'nın hikayesine... Tüm hakları göz kapa...
