Etrafta kırık vazolar vardı. Resimler, sehpalar, masalar , dolaplar herşey ortalık daydı. Benim ise ilgimi çeken yerde ki pembe şapkaydı.
Birsüre bakındıktan sonra odaları dolaşmaya başladık.
İlk girdiğimiz odalar gayet düzgündü. Tozluydu anladığım kadarıyla, ama en azından herşey yerin deydi. Sanırım bu katda daha çok vakit geçirmişler eski sahipleri.
Gördüklerim şindiye kadar hoşuma gitmişti.
Oyun odaları, boyama odaları birçok Hobby odası vardı
Funda: boa, bayıldım!
Ablam çığlık atınca bizde bakmaya gittik.
Ateş: oha!
İçeriyi görünce gülümsedim koskocaman Sinema odası bir an olsada bütün korkularımı unutmuştum.
Sanem: haftaya sinema keyfi yapıyoruz.
Buğra: ben varım.
Onlar aralarında konuşurken ben diğer bir odaya girmiştim. Duvarlar sırf resimlerle doluydu . Birçok resimde hep aynı kişiler vardı. Ben resimleri incelerken arkamdan bir ses
BUH! Deyip bana dokununca aklım çıktı zannettim. Arkamı dönünce Buğra duruyordu.
Gülerek bana: kusura bakma bunu yapmalıydım. Okadar dalmıştın ki.
Ben bir süre birşey diyemezken ablam kızıyordu.
Gerizekalı mısın çocuğu korkutma!
Buğra: Sabem abartma. Bunu hep yapıyorduk şimdi ne oldu? Hemen havaya girdin bakıyorum da.
Ne alaka yaa... sadece korkutma dedim.
Funda: abartmayın. Bakın ev bunlarınmuş bizden önce. Şu kıyafetlere bakın.
Onlar resimlere bakarken bende duvara yaslandım malum kendime halen gelememiştim. Korkak bir çocuk değildim bana ne oldu kendi kendime düşünürken birden arka arkaya çığlık atarak düştüm.
