21 (Part 2)

2.1K 76 52
                                        

@calumhood bros

Oops! Bu görüntü içerik kurallarımıza uymuyor. Yayımlamaya devam etmek için görüntüyü kaldırmayı ya da başka bir görüntü yüklemeyi deneyin.

@calumhood bros

@ashtonirwin bu üçlü sana omuz atsa ne yapardın

@theflameazula @ashtonirwin altıma sıçarım

Mutfak masasında Michael ile endişelerimiz hakkında konuşuyorduk. Yarım bir gülümseme ve gözündeki yaşlar ile Kelsey'i ne kadar sevdiğini anlatıyordu. Bende her cümlesinde omzunu daha çok sıkıyor, ona güç vermeye çalışıyordum.

"Onu o kadar çok seviyorum ki, partide çıkıp gelse ve bana gülümsese gururumu bir kenara bırakıp ona sarılırım." dedi gülüp. "Böyle bir bok yememek için gelmiyorum." yeşil gözlerini, benim yeşil gözlerime dikti. "Anlıyor musun?"

Dudaklarımı birbirine bastırıp kafamı salladım ve gelen ağlama isteğime yenilip gözlerimden yaşların akmasına izin verdim. Birden kaşları çatılınca Aphrodite'nin uzun uğraşlar sonucu çıkardığı sanat eserini elimin tersi ile bozdum.

"Okulda herkesin telefonunda kendi fotoğrafımı gördüm Michael. En yakın kız arkadaşım ve erkek arkadaşım diyebileceğim çocuk yüzünden gördüm. O fotoğrafı ilk gördüğümde sizden ne kadar utandım bilemezsin!"

Burnumu çekip sümüğümü Michael'ın omuzuna sürdüm." Bir anda o kadar duyguyu bir arada yaşadım ki. Michael. Calum'a o çocuk için haksızlık yaptığıma, ona kızdığım için kendime ne kadar küfrettim bilemezsin. Hala okul koridorun da yürürken, kafede otururken ve sizlerin gözünün içine bakarken utanıyorum. Elimde değil. Saklamaya çalışıyorum. Ama bir süre sonra ağır geliyor. Bu olaydan sonra Calum'a açılmaya bile korkuyorum. Ya beni o anlamda istemezse? Ya beni sevmiyorsa ben yanlış anlamışsam? Ya o fotoğraftan sonra benden soğuduysa? Bunların hepsi beynimi yiyor. Kelsey'i bende özlüyorum. Ama onu hayatımda bir daha asla istemiyorum Michael. Yaptığı inanılmaz kötü bir şey. Hatta elimden gelse mezarını ben kazar içine de tükürürüm. Yaptığı şey çok ağırdı. "

Michael elini kafasına koymuş ofluyordu." Ortaokuldan beri Stiles'ı seviyordu. Bunu bana söylemişti. Bende o gece sizde kalıp senin dizinde ağlamıştım. "

Birden tüm hüznümü bırakıp gülmeye başladım." Ciddi misin? "

O da güldü." Sadece sevgi değilmiş demek ki. Delirmiş."

Michael'ın elini başından çekip tuttum. Gözlerimi emin olmak istermişcesine gözlerine diktim." Bak Michael. Oraya gitmeliyiz. Kelsey'e bağlı yaşamayazsın. Yeri geldiğinde insanları silmek gerekir. Kendini yorma. "

Michael pes etmiş gibi omuzlarını düşürdü. "Pekala."

Sevinçle yanaklarını öpüp kafasına sarıldım. "Göz kalemimi tazeler misin?"

🐍🐍🐍

Spor salonu tam anlamıyla karlar ülkesinden fırlamış gibiydi. Süslerken bu kadar çok mavi şey kullandığımızı farketmemiştim. Anı kalması için bir fotoğraf köşesi yapmıştık. Mavi simli şeritlerle kaplıydı birazcıkda seksenler havası vardı. Arkada Michael Jackson çalarken bir kaç kişi ayakta salına salına dans ediyordu. Çoğu kız abartı dekolte giymişti. Aphrodite olmasa Calum'ı ikna edip pijamalarımla gelmek gibi planım vardı o yüzden bu kızlara inanamıyordum.

Ben eserimizi izlerken çocuklarda sahnede neler yapacaklarını, ne diyeceklerini kararlaştırıyorlardı. Calum'ın gözünde ki heyecan parıltıları kalbimi o kadar ısıtıyordu ki. Tek istediğim bugün aramızda ki duvarı kaldırmaktı.

Çocuklar 'huh' diye sirkelendikten sonra sahneye yöneldiklerinde Calum son kez yanıma geldi. "Bir yere kaybolmak yok." yanağımdan öpüp giderken arkasından bağırdım. "Yık ortalığı piç kurusu!"

Büyük bir kahkaha ile kafasını arkasına attığında iç geçirdim. İçim içimi yiyordu. Michael gibi biraz bende tedirgindim. İkisinden birini görürsem diye. Ama korkumun bu güzel anı bölmesini istemiyordum çünkü şuan beraber yazdıkları More adlı şarkılarını söylüyorlardı. Calum'ın kafasıyla ritim tutup kemikli parmaklarıyla basını çalması eriyip gitmeme sebep oluyordu. Luke gaza gelip mikrofonla sahne önüne yürürken Michael onu destekliyordu. Ashton ise... Biraz daha kendini hırpalarsa kafasını diğer cama geçmiş şekilde bulabilirdik. Kendini o kadar kaptırıyordu ki. Bu tüm kızların ona aşık olmasına, benim de her an cinayet işleyecek olabilmeme sebep oluyordu.

Şarkı bittiğinde herkes bir adım geri gitti ve Calum iki adım öne gelip dudaklarını birbirine bastırdı. Aphrodite ile birbirimize baktığımızda "İşte geliyor." diye mırıldanmıştı. Derin nefes alıp tüm dikkatimi Calum'a verdim.

"Bir sonra ki şarkıya geçmeden önce benim için çok önemli olan bir şeyi söylemek istiyorum. Bilmiyorum... Kendimi bugün için hazırladım. Gerçi sen romantik şeyleri sevmezsin ama."

İstemeden güldüğümde o da gülmüştü. Gözleri kısıldığında ağzımı kulaklarımda hissettim.

" Konuşulacak aslında o kadar fazla şey var ki. " kafasını eğip güldü. Tekrardan kaldırdığında yüzünde ciddiyet ve heyecan vardı." Gülerken kafanı omuzlarına gömmene, bakışlarımız birleştiğinde yamukça sırıtmana bakıp dalıyorum, hepsi benim için bir anlam taşıyor. Saçının kıvırcıklarını, kulağını, gülünce çıkan elmacık kemiklerini sevmedin ama bense onları sonsuza dek sevebilirim."

Tam akmaya hazır olan göz yaşımı telefonuma gelen mesaj sesi böldü.

Kimden: Bilinmeyen Numara

Gerçekten tüm olan biteni bilmek istiyorsan okulun arkasında ki parka gel.

Kelsey.

Kaşlarımı çatıp yutkunduğum da telefondan başımı Calum'ın boğuk sesi ile kaldırdım. "Kırılma Noktası?"

Ne zaman bu kadar dibime gelmişti bilmiyorum aynı zaman da şuan ne tepki vereceğimi ne yapacağımı da bilmiyordum. Endişe ve sıkışma hissi ile gözümden akan yaşa engel olamadım. Ellerimi titrek bir şekilde Calum'ın eli ile birleştirdim. "Calum."

Kaşları çatılsa da yüzünü kulağıma yaklaştırdı. "Seni seviyorum."

Bir adım geri gittim. Calum şaşkınlık içinde bana bakarken herşeyi bok ettiğimin farkındaydım. Sadece onun duyacağı şekilde konuştum. "Gitmem gerek."

Ve hayal kırıklığına uğramış, gözleri dolu olan Calum Hood'u arkamda bırakıp çıkışa doğru koşmaya başladım. Bağırıyordum çünkü parkta kimse yoktu. Sadece hızlı nefes alışlarım arasında bağırıyordum. "Kelsey! KELSEY!"

Ayak sesi duyduğumda kalbimden başlayıp tırnak uçlarıma doğru yol alan bir zehir konmuştu içime sanki. Gördüğüm kişi orospu çocuğu Stiles'dan başkası değildi çünkü.

Bana doğru yaklaştığında çirkin suratını daha net görme şansım olmuştu. Elleri cebinde omuzlarını kendine çekmişti. Kaşlarını kaldırıp burnunu çekti. Ağzına yumruk atma isteğimi ateşlendirecek gülüşünü kondurmuştu yüzüne. Sinirlerim inanılmaz bir şekilde bozulmuştu. Dudaklarımın titremesine ve göz yaşlarımın yanaklarımdan süzülmesine engel olamamıştım. Benim için çok özel olan iki kelimeyi onun ağzından duymuştum. "Kırılma noktası?"

Sesimin titremesine engel olamadım. "Stiles."

Dırırırıeıeırırırvıeıı

Calum-Azula shipliyor musunuz? One Direction'dan alıntılar dodödşdösöms

point break 》c.hBağımlısı olacağınız hikayeler. Şimdi keşfedin