"Bazen gerçekten saçma geliyor. Sevmek çok doğal bir kavram iken söylemenin bu kadar zor olması saçma geliyor."
"O zaman söyle."
Calum bir çaresi yokmuş gibi avuç içini gözlerine bastırdı. "Sevilen o olunca, kolay olmuyor. Biliyorsun."
Yataktan kalkalı beş dakikadan fazla olmamıştı. Ash ve Calum'ın seslerini duyunca mutfağa gelmiştim fakat önemli bir şey konuştukları kanısına varıp içeri girmedim. Ee tabii merak ettiğim için kapıdan dinliyordum.
Calum, Ashton'a bir kızdan bahsediyordu. Bir kızı seviyordu ama o zaten Gwen ile çıkıyordu. Bu da kafamı karıştıran kısımdı. Hem Calum, Gwen'i öyle bir takıntı haline getirmisti ki kimse onun başka birini seveceğine inanmazdı doğrusu.
"Bu kadar karamsar olma." dedi Ashton bir elini Calum'ın omzuna atıp, "O kız sadece senin yanında neşeli açıkcası o da senin durumunda olabilir."
Calum güldü, gözleri kısıldı ve kafasını salladı. Yan profili çok güzeldi. Aslında Calum her açıdan çok güzeldi. Gwen'den sonra bir başka kızın çıkması canımı sıkmadı değil. Ama Calum çok değer veriyor gibi duruyordu.
"Büyük ihtimal ona söylediğim de hayal kırıklığına uğrayıp benimle konuşmaz."
Ashton elini Calum'ın omuzundan çekip koluna yavaş bir şekilde vurdu. "Burada adam öldürdüm falan demeyeceksin gerizekalı."
"Her sarıldığımız da, yakınlaştığımız da kendimi ondan yararlanıyormuş gibi hissedip geri çekiyorum." bir kaç kez kafasına vurdu. "Dostum ona doya doya sarılmaya ihtiyacım var."
"Mutluymuş gibi davranmaktan bıktım artık."
Ashton iç çekti. Calum için üzüldüğünü gözlerinden anlayabiliyordum. "Gwen'den ayrıl."
Calum sanki ona küfür etmiş gibi baktı. "Hayatta olmaz o benim kalkanım, maskem."
Ashton gözlerini devirdi. "Onunla aranızda ki bir duvardan başka bir şey değil."
Daha fazla dayanamadım ve kapıyı sığabileceğim şekilde aralayıp içeri girdim. Calum şaşkınlık içinde yerinde doğrulup büyümüş gözlerle bana bakarken Ashton mırıldandı. "Siktir."
Gülümsedim. "Merak etme Calum. Kime sırıl sıklam aşık olduğunu duyacak kadar uzun süre kapıda sizi dinlemiyordum." dedim ve yeni uykudan uyanmış olmanın sersemliği ile gözlerimi ovuşturdum.
Calum nefes alıp yerine oturdu ve yanında ki sandalyeyi benim oturmam için çekti." Çok fazla soru istemiyorum kırılma noktası." gözlerimi devirdikten sonra yanına oturdum. Bu sırada Ash bizim için kahvaltı hazırlıyordu.
"Bana neden 'kırılma noktası' dediğini sormadığım gibi, bununla ilgili de bir şey sormayacağım Calum." masa da duran elini tuttum. Badem gözleri beni bulduğun da konuşmaya devam ettim. "Bana söylememen kırmadı. Belki kendini hazır hissetmiyorsundur, belki de bilmemi istememişsindir seni anlıyorum."
"Aslında ikisi de değil." dedi Ashton kıkırtıları arasında. Anlamamazlıkla ona baktığım da kıçını sallayıp kaldığı işine devam etti.
Calum'a döndüğümde ellerimize bakıyordu. Ona güven verir bir şekilde elini daha çok sıktım. "Eğer bu kız Gwen gibi değilse seni desteklerim. Her ne kadar Gwen'i sevmesem de onu kullanman kötü bir şey."
Calum sözümü kesti. "Kullanmak demesek?"
"Ödünç almak diyelim?"
İkimiz de gülmeye başladık. Daha sonra kollarımı yetişmeye çalışıp Calum'ın boynuna sardım. "Kızlardan korkma, bir kaç iltifat et, gözlerini kıs, saçlarınla oyna düşüyorlar zaten."
ŞİMDİ OKUDUĞUN
point break 》c.h
FanfictionElini kalbimin üzerine koydu. "İşte benim kırılma noktam tam olarak burası Azula."
