-Calum-
Bu yıl ki yılbaşı kar topu balosunda çalacak grup olarak biz seçilmiştik. Bu yüzden çocuklarla yeni şarkı çalışmalarına başlamıştık. Bir ilham kaynağım olmasa belki baloya larkı yetiştiremezdik ama daha bir ay olmasına rağmen biz 3 şarkı yazmıştık bile! Azula, bana ne kadar yardım ettiğini bilmese de ona çok minnettardım.
Gitarımı kılıfına koyarken Azula küçük adımlarla yanıma geldi. Çimen gözlerini bana dikerek gülümsedi. "Son dinlediğimden daha iyi olmuşsunuz."
Çarpık bir gülümseme yaptım. "Bu yüzden biz çalacağız zaten." gözlerini devirdiğin de güldüm. Bir elini omzuma atıp sıktı. Bakışları yerdeyken geçen günü düşündüğünü düşünmeye başlamıştım. Doğrusu benim aklımdan çıkmıyordu. Bir süre eli omuzuma masaj yaparken, Kelsey'in ona seslenmesiyle anında yanımdan gitti.
Onun yürüşünğ izlerken bu sefer Ashton, Azula'nın elini koyduğu omzuma elini koydu.
"Sence de artık zamanı gelmedi mi?"
Başımı çevirmeden cevap verdim. "Gelmedi."
Sinirlendiği iç çekişinden belli oluyordu fakat sırf Ash istiyor diye bir anda duygularımı Azula'ya açamazdım.
"Sana karşı duygu beslemeseydi bu kadar utanmazdı."
Omzumdaki elini indirip vücudumu ona döndürdüm. "Zamanı gelmedi Ashton."
Kaşlarını kaldırıp güldü. Gözleri bir süre Azula'yı seyrettikten sonra bana döndü. "Pekala, sen söylemezsen ben söylerim."
Yürümeye başladığı an kolunu tuttum. Kolunu benden kurtarıp daha hızlı yürümeye başladı. İçimden oldukça yaratıcı küfürler etmeye başladığım sırada soğuk soğuk terliyordum. Peşinden gittim. Sahneden indikten sonda öksürdüğün de kolunu tekrar tuttum. Kulağına eğilip yapmamasını söyledim ama bir yandan da - ne olursa olsun artık- modundaydım açıkcası. Ashton ağzını oynattığında derin bir nefes aldım. Çocuklar yanımıza geldiğin de hepimizi şaşırtan o kelimeler ağzından bir bir çıktı. "Çocuklar," bakışları hepimizin arasında mekik okurken en son Kelsey'in üzerinde durdu. Çenesini kaldırdı. "Kelsey seni Stiles ile aldatıyor Michael."
Azula'nın vücudunun titrediğini gördüm. Kaşları şaşkınlıkla havalanmıştı ama tek kelime bile etmemişti. Ona güç vermek adına elini tuttuğumda fena bir şekilde elime tırnaklarını geçirdi. Michael kaşlarını çatmış Ashton'ın üzerine yürümeye başladığın da Luke, elini Michael'ın göğüsüne koydu. "Ne sikim diyorsun sen?"
Kelsey gözleri dolu bir şekilde Michael'a dokunmaya çalışıyordu. "İnanmıyorsun değil mi Michael?"
Michael bakışlarını kısa bir süre Kelsey'in üstünde tuttu. Hatta o kadar kısaydı ki belki de götümden atıyorumdur. Daha sonra Ashton'a tekrar aynı soruyu sordu. "Ne sikim diyorsun sen?"
Ashton tüm soğukkanlılığıyla cevap verdi. "Onu Stiles ile gecenin bir vakti parkta gördüğümde şüphelenmiştim. Yani hepimiz şüphelenirdik. Takip etmeye başladım." bakışlarını Kelsey'e aciz bir varlıkmış gibi çevirdiğin de ben de Michael'a baktım. Yeşil gözleri şuan öfke ve kırgınlık barındırıyordu. Bu işin sonu nereye gidecekti emin değilim ama çok kalp kırılacağı belliydi.
Ashton gülmeye başladı." Onları öğle arası resim sınıfın da öpüşürken bile gördüm." dediğin de Michael sinirle boynunda asılı olan gitarı yere attı. Kelsey ise bağırmaya başladı. "Michael.. Michael yemin ederim." ellerini ağzında ağlamaya başladığın da Luke, Michael Kelsey'e zarar vermesin diye seyirci koltuklarına oturttu.
Kelsey ağlayarak Ashton'a vurmaya başladığın da Azula, Kelsey'i kolundan tutup savurdu.
"Dostuz sanıyordum." Azula'nın sesinde ki kırıklık aslında kalbinin parçalanma sesiydi. Anlayabiliyordum.
Kelsey saçlarını gözünün önünden çekip Azula'ya sarılmaya çalıştı fakat Azula onu itti. Dudaklarımı birbirine bastırmış onları izliyordum. Azula'ya müdahale etmeyecektim.
"Yemin ederim yalan söylüyor."
Kelsey bunu tahminen bir on kere tekrarladı fakat Ashton durup dururken içimizden birine iftira atmazdı.
Ashton kahkaha atıp telefonunu çıkardı. Biraz telefonuyla uğraşıp 'Hah' diye bir ses çıkardığın da bir şeyi bulduğunu anladım. Dilini ağzında yuvarlayıp telefon ekranını bize çevirdi. "Bunlara da fotoğraf düzenlenmiş desene Kel."
Michael, sinirden köpürmüş bir şekilde Luke'ın kollarından çıkmaya çalışırken Luke oldukça zorlanıyordu. Kelsey Michael'ın ayaklarına kapandı.
"Michael.. Lütfen beni dinle lütfen."
Luke en sonunda Michael'ı bıraktığın da Michael Kelsey'i kolundan tutup onunla beraber ayağa kalktı. Ona kötü kelimeler söylememek için sakinleşmek amaçlı gözlerini kapadı ama eminim ki şuan bu yaptığı hiçbir işe yaramıyordu. Gözlerini açtığın da oldukça duygusuz bir şekilde eliyle kapıyı gösterdi. Her harfin üstünde durarak konuştu. "Siktir git."
Kelsey tam itiraz edecekken Azula'nın onu itmesiyle beraber koşar adım kapıdan çıktı. Bana dolu gözlerle döndüğünde kollarını boynuma sararak başını boyun girintime soktu ve ağlamaya başladı. Saçlarını tararken sessiz sessiz ağlıyordu.
Michael umutsuz bir şekilde Ashton'a soru sormaya başladı. Sanki artık bir önemi varmış gibi. Belki yanlış anlaşılma olabilirmiş gibi.
"Ne zamandır biliyorsun."
"Yaklaşık bir hafta. Emin olmak için size söylemedim çünkü iş boka sarardı fakat Kelsey'in telefonuna indirdiğim uygulamayla emin oldum. Yazdığı her mesaj bana da geliyordu."
Azula benden ayrılıp Michael'in elini tuttu.
"Ne konuşuyorlardı?"
"Çok önemli şeyler değildi ama bir kaç fotoğraf göndermişti. Çıplak."
"Stiles'ı bu kez de ben sikeceğim." dedi Michael sinirle.
Azula'nın gözlerinden bir yaş daha düşerken diğer elini Ashton'a uzattı. "Bakabilir miyim?"
Ashton fotoğrafı bulup bize uzattığın da bakmadan edememiştim. Michael bu yaptığıma sinirlense de fotoğrafa bakınca hepimizin kaşları çatılmıştı. Oda Azula'nın odasıydı ve başka biri tarafından çekilen fotoğraf olduğu çok belliydi. Bir kere Kelsey'in teni bu kadar açık bile değildi. Azula başını telefondan kaldırıp gözlerini benim gözlerime dikti.
"İyi de," daha sonra Luke'a baktı ve yutkundu. Huzursuz bir şekilde yerimde kıpırdandım.
"Fotoğrafta ki Kelsey değil,"
Elini başına yerleştirdiğin de dediği ile hepimiz bir şoka daha uğramıştık. Ağlamaklı bir ton ile devam etti. "Benim."
Siktir, siktir ve bir daha siktir. "
ŞİMDİ OKUDUĞUN
point break 》c.h
FanfictionElini kalbimin üzerine koydu. "İşte benim kırılma noktam tam olarak burası Azula."
