Hehehehehe güzel bir bölüm olacak.
"Şu kuru kıçını çekte paspaslayayım şurayı." Calum kalçasıyla beni ittirip az önce bulunduğum konumu paspaslamaya başladı. Şimdi bu paspaslama olayı ne derseniz... Aslında cevap basit. Beden öğretmenimiz son anda bu 'Kutsal' olarak adlandırdığı görevi bize kitlemişti ve şimdi oturmuş, Aphrodite'nin tozlar yüzünden hapşırıkları eşliğinde burayı gerçek bir parti ortamına çevirmeye çalışıyorduk. Sadece çalışıyorduk. Gözle görülür bir sonuç yoktu.
Ashton elinde ki teneke içeçek kutuları çöp poşetine attıktan sonra parmağını Calum'a dikti. "Bu işi ben daha fazla yapamayacağım." daha sonra parmağı ile Luke ve Michael'ı işaret etti. "Bu iki azgın ben eğildikçe kıçıma sulanıyor. Bel fıtığı olmamak için bırakıyorum." dedi. Yani, Luke her daim espri, sululuk yapardı ama Michael, Kelsey olayından sonra aşırı derece durgunlaşmıştı. Ashton ve bizde o eskisiymiş gibi davranıyorduk. 'Sen değiştin Michael.' diye baskı yapmak yerine bu daha iyi bir yöntemdi çünkü. Atlatacağını, eskisi gibi olacağını biliyorduk sadece zaman lazımdı. Ona istediğini veriyorduk bu nedenle. Şimdi ise önemsememiz gereken tek şey temizlenmeyi bekleyen spor salonuydu. Aslında şuan bu görevi öğretmenin çocuklara verdiğini söyleyip sıvışabilirdim. Ama hayır, ben iyi bir dosttum. Dost demişken... Calum ile son konuşmamız oldukça garipti. Garip kılan kısmı belki de benim salağa yatışımdı ama eğer Calum gerçekten bir şey hissediyorsa ilk söyleyen kişinin o olmasını istiyordum. Bu bencillikti ama benim de huyum böyleydi. Bu yüzden bunu da aklımın bir köşesine yollayıp Ashton'ın dediklerine mırıldanıp çöpleri toplamaya başladım. Luke, Michael ve Aphrodite bildiğiniz ıkınarak voleybol filesini kaldırıyorlardı.
Dolan çöp poşetinin ağzını bağlayıp kapının yanına yerleştirirken oturma yerlerinde bağdaş kurmuş Ashton'a göz devirdim. "Git topları bodruma indir Ashton."
Elinde ki telefonu bırakıp sızlanmaya başladı. "Nerede uğraştırıcı iş orada Ashton, Ashton ve Ashton. Sikeyim Ashton'ı!"
Sinirlenip hızlı adımlarla yanına gidip saçını çektim. "Calum'a paspas olarak seni kullandırırım kaldır o koca götünü!"
Ashton ellerimi saçlarından kurtarmaya çalışırken ikimizin arasına Calum girdi. "Tamam, Ashton paspaslıyor bizde topları topluyoruz tamam mı?" kabul etmemi bekler gibi başını yüzüme eğdi. Nefesimi yüzüne üfleyip dağılan saçlarımı ellerimle yatıştırdım. Calum paspası bana, bende Ashton'a attıktan sonra Calum ile bodruma indik.
Topları koyacağımız sepetimsi şeyi kapıp Calum'a doğru sürdüm. O sırada beni süzüp bir şeyler mırıldanıyordu. "Gerginsin ama yetiştireceğimizden şüphem yok."
Ona bakmadan cevap verdim. "Bunlar daha götünü bokunu silemiyor Calum."
Sepeti benden alırken elini elimin üstüne koyduğunda gülümsemeden edemedim. Ama o bunu görmeden elimi çektiğim de yüzünde oluşan ifadeyi görmek istemiştim. Beklemediği şeyler olduğunds yüzünü esir alan o şaşkınlık ifadesi koca yanaklarıyla birleştiğinde inanılmaz oluyordu. Kıkırdayıp yanağına öpücük koyduğumda kafamdan tutup beni önüne doğru itekledi.
Gülerken konuştum. "Şunu yapma Calum."
"Sen de yapma." dedi. Kaşlarımı çatıp merdivenden çıkarken ona döndüm. "Neyi?"
Kafasını iki yana sallayıp güldü. "Öyle güzel gülme."
Yanaklarıma ısı dalgası hücum ederken önüme dönüp merdivenleri hızlı hızlı çıktım. O ise arkamdan kendi yazdığı şarkıyı mırıldanıyordu.
"Seni çok düşünüyorum, geç saatlere kadar
Bunu itiraf etmem birkaç içkiyi aldı
ŞİMDİ OKUDUĞUN
point break 》c.h
FanfictionElini kalbimin üzerine koydu. "İşte benim kırılma noktam tam olarak burası Azula."
