YENİDEN
Bölüm 3
Gamze kapıyı açıp Yonca ile yüzleşme niyetindeydi fakat Ersan onunla aynı fikirde değildi ve asla da olmayacaktı. Gamze'nin bileğini yakalayıp olası bir kaosu engellerken, genç kadını sertçe kendinden tarafa çekti. "Ne yaptığını zannediyorsun sen?" dedi kısık bir sesle. Kapının önünde duruyorlardı ve Yonca'ya ses gitmesini kesinlikle istemiyordu. Gamze başını dikleştirdi mağrurca. "İzin verirsen kapıyı açacağım. Birtanecik nişanlını kapıda bekletmek istemeyiz, değil mi?" O sıfatı alıp Yonca'nın kafasına çarpmak isterdi ya, yapabileceği çok şey olup yapamamasının sebebi karşısındaki adamdı. Sadece biraz gözünü korkutacaktı ama Ersan ciddi ciddi ürküyordu Yonca'nın onu öğrenmesinden. Savaş yerinde tüm okların hedefi olan zavallı asker gibi hissediyordu şimdi. Çaresiz ve yaralı...
Zil çalmaya devam ederken Ersan'ın yüz hatları iyiden iyiye sertleşti. Gamze'nin bu saçma davranışlarına bir an önce son vermesi gerekiyordu. "Sen... sen başıma gelen en büyük felaketsin!"
Gamze nefesini dışarı üfleyerek gözlerini kaçırdı. Felaket olarak görülmeyi gururuna yediremiyordu fakat şimdi vazgeçip geri adım atarsa, hayatı boyunca olduğu yerde sayacağını biliyordu.
Ersan genç kadının suskunluğundan yararlanıp delikten bir kez daha bakarken, Yonca'nın yere eğildiğini görünce panikledi. "Anahtar! Saksının altındaki anahtarı alıyor." dedi telaşla. Gamze de sebepsizce ona bu duygusunda eşlik edivermişti hemen. Yonca'nın geleceği varsa göreceği de vardı. Ancak Ersan'ın öfkesine maruz kalmak istemeyen ve onu ta içinde hisseden tarafı endişe duyuyordu.
"Ne yapacağız?" diye fısıldadı. Şu an Ersan eve adam atan o kadın figürüydü Gamze'nin gözünde. Yonca iş seyahatinden dönen sıkıcı koca. Ve tabi ki kendisi de bir yerlere saklanmaya çalışan, uçkur kurbanı, yarı ölü adam. Düşüncesi bile iğrençti!
Ersan, Gamze'nin elini tutup sağa sola baktı. Dakikalardır kapıyı çalan Yonca, muhtemelen onu görürse neden kapıyı açmadığını soracaktı. Bu sorularla baş edemeyecek kadar karmaşık olan kafası, saklanacak bir yer aradı çabucak. Elini tuttuğu kadını sağa sola çekiştirirken kapının kilidinden gelen seslerle paniği tavan yaptı. Gamze iseşoktaydı. Elbette bunun sebebi Yonca'nın onları basması değildi. Ellerinden ayıramadığı gözleri hülyalara dalmıştı. Eli daha önce hiç bu kadar sıkı kavranmamıştı.
Ersan Gamze'nin elini tuttuğunun farkında bile değildi. Kapı açılmadan önce yaptığı son hamleyle, hemen yanı başlarında olan ufacık kilerin kapısını açtı. Gamze'yi içeri itip kapıyı ardından kapattığında, kilidi çevirip işi garantiye aldı. Rahat bir nefes verdiği sırada, karanlık odada duvara yaslanmış kadınla göz göze gelince birkaç saniye durup onu izledi. Kiler o kadar küçüktü ki, aralarında bir santim boşluk ya vardı ya yoktu. Gamze'nin bedeni arkasındaki duvara sonuna kadar yaslanırken, Ersan kollarını kaldırıp genç kadının iki yanından duvara dayadı ellerini. En azından böylece elleri olmadık yerlere temas etmek zorunda kalmayacaktı.
Karanlıkta parlayan yeşil gözlerden ayırmadığı kara gözleri fazlasıyla cesurdu. Gamze'nin aksine oldukça rahat ve kendinden emindi. Oysa Gamze şu an heyecandan vefat edebilirdi. Kalbi gümbür gümbür atarken, nefesini en yakınında hissettiği adamın kokusunu ciğerlerinde duyumsamak aklını yitirmesine sebep olacaktı.
"Hangi parfümü kullanıyorsun?" diye sordu Ersan aniden. Gamze'nin kaşları çatılırken, başını eğip kendini kokladı refleksle. "Ne?"
"Parfümünün adını sordum." diye tekrar etti Ersan. Gamze'nin kokusu daracık yeri feci bir şekilde istila etmişti.
